• $9,5245
  • €11,1114
  • 549.098
  • 1509.2
25 Ekim 2013 Cuma

Demokrat değil ulusalcı bile olamazsınız

Hayatımızın değişik anlarında farklı istasyonlarda, farklı duruşlar sergileyebiliriz, bu son derece insani bir durumdur. Ancak gerçekler dayanılmaz hale geldiğinde artık nihai bir tercihle karşı karşıyayızdır. 
Çok severek okuduğum ünlü Fransız romancı Louis Ferdinand Celine’in “Gecenin Sonuna Yolculuk” romanındaki şu cümleleri bir yere not etmiştim, galiba hatırlatmanın tam zamanı: “Yaşamı dans ettirecek kadar müziğimiz kalmamıştır içimizde, işte bu. Tüm gençlik daha şimdiden dünyanın öbür ucunda gerçeğin sessizliğinde ölüvermiştir. Peki dışarıda nereye gidilebilir ki, soruyorum size, içinizde yeterli miktarda çılgınlık kalmamışsa? Gerçek, bitmek bilmeyen bir can çekişmedir. Bu dünyanın gerçeği ölümdür. Seçim yapmak gerek, ya ölmek ya da yalan söylemek.” 
Elbette ölmek gerekmiyor ama dünyanın sonuna kadar da yalan söyleyemeyiz… Ama nedense yalana gömüldükçe, insanın ödü kopacakmış gibi olur ve merak ağır bastıkça da gecenin sularından bir türlü ayrılamayız. Sanki kendi ölümümüzü ıskalamamak için daha da acele etmek gerektiğine inanırız. Ve daha da acele ettikçe daha fazla yalana gömülürüz. 
Durup dururken neden bunları yazıyorum? Malum şu günlerde hâlâ kendilerini büyük gazeteci zanneden birileri, pardon 28 Şubat’ta attıkları manşetlerle, yazdıkları yazılarla haysiyet cellatlığı yapan, insanları darbecilere jurnalleyen arkadaşlar, son aylarda ara sıra akıllarına estikçe sırf fantezi olsun diye her gün yeni yalanlar üreterek âleme demokratlık dersi veriyorlar. 
Yanlış anlaşılmasın, kimsenin demokrat olmasından bir rahatsızlık duyduğumuz filan yok, aksine çok mutlu oluruz. Ama 28 Şubat’ta attığınız manşetlerle hayatlarını söndürdüğünüz insanlardan bir kez olsun özür dileme gereği bile duymadan, şimdi gözümüzün içine baka baka, üstelik de mağdurlarla adeta alay edercesine demokrasi masalları uydurmaya çalışırsanız işte o zaman işler değişir. 
Hâl böyleyken, hâlâ darbe kütüğünde isimleri yazılı bulunan bu sivil generaller, “İslami referansla siyaset yapan muhafazakârlar da demokrasiyi öğrenecek” şeklindeki ifadeleriyle farklı bir illüzyon yapmaya çalışıyorlar. 
Siz kimsiniz Allah aşkına? Ne zaman demokrat oldunuz ki, başkalarının demokratlığını test etmeye kalkıyorsunuz? 
AB’nin 2013 İlerleme Raporu’ndaki işinize gelen bölümleri alıp, Demokratikleşme Paketi’ndeki özgürlük adımlarını “Özgürlük demagojisi” olarak tiye almanın sizi demokrat yaptığını mı sanıyorsunuz? 
Eğer unuttuysanız hatırlatalım, AB’nin geçmişte hazırladığı ilerleme raporlarında “askeri vesayet”le ilgili sert uyarılarda bulunurken, siz emir-komuta zinciri içinde insanların hayatlarını karartmakla meşguldünüz. 
Bir karar verin artık, önce geçmişteki günah defterlerinizi temize çekmekle başlayabilirsiniz mesela… Yoksa bu halinizle demokrat değil, ulusalcı bile olamazsınız. Çünkü ulusalcılar size göre daha onurlu bir tavır sergiliyorlar. Geçmişte “Ordu göreve” pankartlarının altında yürüyenler, bugün de göğüslerini gere gere aynı şeyleri söyleyebiliyorlar ama siz onlarla aynı şeyleri düşündüğünüz halde bunu söyleyecek yüreğiniz bile yok… Onurlu bir duruşunuz yok ama demokrasi goygoyculuğu yapmayı çok iyi biliyorsunuz… 
Biliyorum, sizin için kişilikli duruşun, gerçek anlamda demokrat olmanın bir önemi yok, bari çoğu zaman yaptığınız gibi marjinal kıyılarda dolaşmaya devam edin ama ne olur demokrasiye bulaşıp onu kirletmeyin.

<p>Ezgi Aşık soruyor<span style='font-size: 1.6rem;'>, TürkMedya Ankara Temsilci Melik Yiğitel</span

Büyükelçilerden geri adım…

Kepçe ile yol kapatıp drift yaptılar

Muğla'daki fosil alanında yeni buluntulara ulaşıldı

''UÇBEY''in ilk kez kullanıldığı operasyonda gri listedeki terörist vuruldu