• $8,4733
  • €10,2731
  • 499.368
  • 1441.33
13 Aralık 2013 Cuma

Biri bu cuntacının elinden silahı alsın

28 Şubat toplumu, devlet-toplum ilişkilerini ve sivil hayatı ‘vesayet sistemi’ne göre yeniden dizayn eden ve millet iradesini katleden bir darbenin adıdır.
Bu karanlık dönemin hatıraları henüz hafızalarımızda tazeliğini koruduğu bir dönemde, dönemin genelkurmay başkanı İsmail Hakkı Karadayı, 28 Şubat davasının bir numaralı sanığı olarak dün mahkemede verdiği ifadede, sanki hiçbir şey olmamış gibi pişkin bir üslupla ve de alay edercesine, “28 Şubat süreci bir darbe süreci asla değildir, bu darbe söylemi saçmadır” diyerek mağdurlara bir kez daha vurmaktan çekinmedi.
Karadayı, millet iradesini suçlayan ifadelerini öylesine utanmaz bir boyuta taşıdı ki, halkın oylarıyla iktidar olmuş Erbakan hükümetini 28 Şubat’ın sorumlusu olarak ilan etti.
Lütfen şu ifadeleri dikkatle okur musunuz: “Erbakan’ın lüks araçlarla takkeli sarıklı şalvarlı tarikat mensuplarına verdiği iftar yemeği, Erbakan’ın ülkemizin itibarını düşüren yurtdışı gezileri, cihat çağrıları, toplu namaz gösterileri…”
Bu ne cürettir ki, maaşını milletin ödediği vergilerle alan eli silahlı bu adam, şimdi bile milleti tehdit etmekten çekinmiyor. Bu ifadelerin arkasından şunu açıkça söylemek gerekiyor; birileri acilen bu cuntacının elinden silahı almalıdır.
Çünkü bu cuntacı, şu günlerde yürümekte bile sıkıntı çekmesine rağmen 28 Şubat’ı takke giyenlerin, sarık takanların, toplu namaz kılanların, toplu iftarlara katılanların yaptığını söylüyor. Ve eminim ki şu anda bile eline bir fırsat geçse millete silah göstermekten çekinmeyecektir. E yuh yani…
Zannedersiniz ki, Sincan’da tankları bunlar değil köfteci Recep yürütmüş, binlerce insanı cuntacılar fişletmemiş, Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar gazozcuları, lahmacuncuları potansiyel tehlike olarak bunlar ilan etmemiş, üniversite kapılarında başörtülü kızlar için ‘ikna odaları’nı da bunlar kurdurmamış, medyadaki suç ortaklarıyla birlikte organize ettikleri “Gerekirse silah bile kullanırız” manşetlerini aydan gelen bilinmedik yabancılar attırmış…
Siz bu milleti salak filan mı zannediyorsunuz? Yoksa millete reva gördüğünüz eziyetlerin, zorbalıklarınızın yargı önünde hesabını vermemek için birileri size garanti mi verdi? Milletin gözünün içine baka baka hâlâ ‘Milli irade’ye hakaret etmeye devam ettiğinize göre bir bildiğiniz var demektir.
Kimlere güvenerek bu kadar cüretkâr olduğunuzu bilemeyiz ama bildiğimiz bir şey var, anayasanın açıkça suç saydığı darbenin hesabını yargı önünde vermeden milletin vicdanında asla aklanamayacaksınız…
Kuşkusuz 28 Şubat sadece eli silahlı cuntacılardan ibaret değil. Bu cürmün bir de medya-iş dünyası ve sivil bürokrasi ayağı var. Darbenin bütün aşamalarında yaşanan hukuksuzluklar, temel hak ve özgürlüklere yönelik sistematik ihlaller ve insan onurunu hedef alan ayrımcılıklar da yargısal anlamda hesap vermek zorundadır.
Çünkü, aktörleri ve bütün delilleri apaçık ortada olan 28 Şubat darbesiyle yüzleşmek ve hukuk önünde hesaplaşmak Türkiye’nin onurudur. Halen devam etmekte olan “28 Şubat davası” her ne kadar umut kırıcı noktada seyretse de, Türk demokrasisinin bu darbeyle hesaplaşmaktan başka bir seçeneği yoktur.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

Bakan Varank, Ankara Şehir Hastanesi Klinik Araştırmalar Merkezi'ni ziyaret etti

Tüm bildiklerinizi unutun! Seyahat ve deniz yolculuklarını kökten değiştirecek

Filistinli aileler, işgalci İsrail saldırılarından korunmak için okullara sığındı