• $8,406
  • €9,986
  • 489.205
  • 1408.81
22 Kasım 2013 Cuma

AK Parti’nin gizli dershane planı mı?

2012 yılındaki Türkçe Olimpiyatları’nın TT Arena’daki kapanış gecesinde konuşan Başbakan Tayyip Erdoğan, Hizmet’in 140 ülkede faaliyet gösteren Türk okullarının başarılarını anlatırken aynen şunları söylüyor: “Gurbeti sılaya çeviren, ulaştıkları her noktaya memleket havası götüren, bu gerçekten kutlanacak, tebrik edilecek öğretmenlerimizi ben bugün bir kez daha her türlü takdirin üzerinde tutuyorum. Annelerini, babalarını, sevdiklerini, rahat yataklarını, inandıkları dava uğruna terk eden, her türlü ezaya cefaya fedakârlıkla katlanan öğretmenlerimizi takdir etmemek mümkün değil.”
Hizmet hareketiyle ilgili en samimi hislerini böylesine içtenlikle ortaya koyan Tayyip Erdoğan, sizce bu hareketi yok etmek için gizli dershane planı yapar mı?
Elbette yapmaz ama son on gündür dershaneler çerçevesinde yapılan tartışmalar ve özellikle Başbakan Erdoğan’a yönelik ithamları akılla ve insafla bağdaştırmak mümkün değil.
Hele dershanelerle ilgili dönüşümü 12 Eylül, 28 Şubat darbeleriyle benzeştirmek ve daha da dramatik olanı “Cezaevleri boşalacak, dershaneler kapanacak” retoriğiyle işi PKK’ya kadar götürmek akla ziyan bir durum.
Oysa Türkiye, 1980’den bu yana dershanelerle ilgili sorunu tartışıyor. İrili ufaklı bütün panellerde sayısız bildiriler yayımlandı, akademik çalışmalar yapıldı ve tartışıldı. AK Parti iktidarı da 2008 yılından itibaren, Batılı ülkelerdeki örnekleri de inceleyerek kapsamlı bir çalışma yapıyor.
Bütün bu çalışmalar öyle gizli saklı filan da yapılmıyor. Zira eğitim sisteminin bir ayıbı olan dershaneler, artık ertelenemez bir sorun haline gelmiştir.
Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde, üniversiteye girmek için devlet veya özele ait okulların değil, dershanelerin geçerli olduğu bir eğitim modeli yoktur. Yanlış olduğunu bile bile, madem bugüne kadar devam etti bundan sonra da böyle sürsün demek irrasyonel bir durumdur.
Eğer aklı, mantığı ve dünya örneklerini inkâr etme pahasına dershane sisteminin devam etmesinde ısrar edeceksek, o zaman resmi ve özel tüm okulları kapatalım. Yani doğru olan ve gerekli olan dershanelerse devletin okullarına gerek yok demektir.
Ama böyle olmadığını hepimiz biliyoruz. Çünkü modern eğitim sisteminde esas olan, öğrencilerin merkezi veya özel okul sistemiyle okul öncesinden başlayarak üniversiteye hazırlanmasıdır.
Diyebiliriz ki, devlet okullarında eğitim kalitesi düşük, dolayısıyla dershanelere ihtiyaç var. Peki, özel okullardaki öğrencilerin büyük bir bölümünün dershaneye ihtiyaç duymasını neyle izah edeceğiz? Neresinden bakarsak bakalım, bu işte bir yanlışlık var. Herkesin ittifak ettiği bir gerçek var ki, eğitim sistemindeki bu arıza tamir edilmelidir. Bu ilanihaye sürdürülebilir bir durum değildir.
İşte siyasi iktidar, 1980 yılından beri tartışılan bu yanlışlığı, bu arızayı düzeltmek için, eğitim sistemini de rehabilite edecek ve dershanelerin dönüşümünü sağlayacak bir reform paketiyle çıkıyor karşımıza.
Üstelik de bizzat Başbakan Erdoğan, dönüşüm konusunda çok açık taahhütte bulunuyor: “Ne istiyorsunuz, bize bunu söyleyin. Bakın biz size arsa verelim. Anadolu’nun dört bir yanında arsa verebiliriz. Ucuz kredi verebiliriz. Vergide sizlere muafiyet, indirim sağlarız. Enerjide aynı şekilde bunu sağlarız. Yeter ki gelin bunu bu şekilde yapın.”
Bütün bu taahhütlere rağmen bu çalışmayı, “Eğitim darbesi, gece baskını” şeklinde lanse ederek tartışmayı tatsız bir noktaya götürmek hiç hayra vesile olacak bir durum değil.
Doğrusu, konuşulanları, atılan manşetleri görünce üzülmemek elde değil. Hizmet hareketini yürüten insanlar bizim kardeşimiz, biz aynı değerleri paylaşıyoruz, aynı özgür ve demokratik Türkiye’yi istiyoruz. Bunu 12 Eylül 2010 referandumunda en güçlü şekilde ortaya koyduk.
Unutmayalım, bugün dershaneler üzerinden ‘fitne’ üretmeye çalışan ulusalcı çevrelerin, siyasi rant hesabı yapan CHP’nin desteği konjonktüreldir, sahtedir. Biz bu çevrelerin geçmişte ve halen Hizmet hareketine karşı nasıl içten içe diş bilediğini çok iyi biliyoruz. Kıblemizi değiştirmeyeceğimize göre, kardeşliğimizi gereksiz kavgalara heba etmeyelim.

<p>Türkiye'nin gurur kaynağıydı. Pek çok başarılı işe imza attı. Ama nasıl olduysa 'Türk Hava Kurumu

Türk Hava Kurumu nasıl batırıldı?

Orman yangınlarında yaralanan hayvanlar tedavi ediliyor

Uluabat Gölü, yeşile büründü

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor