• $32,2053
  • €35,1156
  • 2500.7
  • 10643.6
7 Mayıs 2023 Pazar

Aşırı yorumlanmış bir serüven

Birçok açıdan yorumlanmış bir dünyada yaşıyoruz.

Mütemadiyen analiz, tespit, bilimsel değerlendirme adı altında yeniden kurgulanıyoruz.

Fakat bu aşina olmadığımız bir durum değil.

En az içinde bulunduğumuz sosyal ve siyasal zemin kadar yaşadığımız tarihsel süreç de bundan fazlasıyla nasibini aldı.

Türkiye tarihini inceleyen başucu kitapları bunun en somut örneği.

Mesela Bernard Lewis "Modern Türkiye'nin doğuşu" (1961) kitabının adında kullandığı sıfatla aslında bir yorum yapıyor.

Lewis, modern derken ilk akla gelen anlamıyla çağdaş veya çağa ait olanı mı kastediyor acaba?

Niyazi Berkes'in "Türkiye'de Çağdaşlaşma" (1964) diye Türkçe'ye çevrilen kitabının İngilizce yayımlanan orijinal adı (The Development of Secularism in Turkey) Lewis'in de modernlikten kastını daha açık ifade ediyor.

Berkes, Türkiye tarihini ülkede sekülerizmin gelişimi olarak okuyor.

Daha geç bir dönemde yazılan Eric Jan Zücher'in "Modernleşen Türkiye'nin Tarihi" (1993) kitabı da modernleşme yani sekülerleşme sürecin devam ettiği ön kabulünden yola çıkıyor.

Bu kitapların çoğu lineer ve teleolojik ilerleme düşüncesi perspektifiyle yazılmıştır ve hâkim modernleşme teorisini yansıtır.

Peki, Lewis, Berkes, Züchrer ve diğerlerinin bu yorumu realiteye uygun mu?

Lewis'in incelediği 'Demokrasi'nin Türkiye Serüveni'nin yerine Türkiye'nin demokrasi serüvenine bakarsak sorunun doğru cevabına ulaşabiliriz.

Çok partili siyasal hayata geçildikten sonra halk, sekülerizmin ülkedeki temsilcisi olan partiyi hiçbir zaman tek başına iktidara taşımadı.

Bu, hakikati hülasa eden bir gerçek olarak karşımızda duruyor.

<p>Sırp askerleri tarafından 8 bin 372 kişinin acımasızca  katledildiği Srebrentisa katliamı Birleşm

Srebrenitsa Soykırımı BMGK'da

Fethiye'de piton yılanı alarmı! Bulunması için fotokapan kuruldu

60 KPSS puanı yetiyor: İlan resmen açıklandı! Onlarca personel alımı yapılacak…

Türk Yıldızları'ndan nefes kesen gösteri!