• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
26 Temmuz 2016 Salı

Milletin birliği karşısında etaplar tuz buz olur

Ülkemizin yaşadığı işgal girişimi öncesi ve sonrasında terör örgütlerine çok ciddi görevler verildiği, denklemde merkezi yer tuttukları net şekilde ortaya çıkmıştır.

Ülkeyi bir iç/dış işgale sosyolojik/psikolojik olarak hazır/zayıf hale getirmek çok önemliydi çünkü.

Herhalde artık kimse FETÖ’nün Müslümanların, PKK’nın Kürtlerin, DAİŞ’in Sünnilerin, DHKP-C’nin de Alevilerin hakları için mücadele eden organik örgütler olduğunu düşünmüyordur.

Bunların asıl işlevi emirlerinde oldukları üst aklın talimatıyla sokakları kaosa sürüklemek, insanları doğrudan hedef alıp suçu diğer kesimlere atmak ve mümkün olduğunca nefret adına mümkün olduğunca kan dökmektir.

Bunu geçmişte yaşadık; hem 80 öncesinde, hem de 90’larda... Çorum Maraş olayları, sonrasında Madımak ve Başbağlar katliamları, aynı amaca matuftu ve amaç hasıl olduğunda, devlet yönetimi ele geçirildiğinde yeniden uykuya çekiliyor, lakin hep diri tutuluyorlardı.

Sadece iş terör örgütleri ile de kısıtlı olmuyordu. Terör örgütleri ve provokatörlerin işlediği cinayetleri köpürtmek sözde sivil toplum örgütleri ve sözde medyaya düşüyordu.

Bir çığ gibi katlanarak gelen, her dönemde kendisine sivil seçilmiş hükümet ve liderleri hedef alan bu hain böl/yönet oyunu ile ülke kontrol altına alınıyordu.

Dış sözde basının FETÖ darbesini görmek istememesi ve darbe karşıtı direnişi/hukuki önlemleri itibarsızlaştırmak istemeleri de oyunun büyüklüğünü gösteriyordu.

Sayın Erdoğan, tüm bu ihanet çemberlerinden geçerek 79 milyonun onuru ve ülke bütünlüğü adına bu kavgayı verdi. Gezi, olmayınca 17/25 Aralık darbesi, olmayınca 6/7 Ekim ve 22 Temmuz PKK kalkışması, Suriye üzerinden DAİŞ, PKK/PYD ve MLKP saldırıları şiddetlenerek bu amaca hizmet etti.

Nihayetinde 15 Temmuz hıyanetini yaptılar.

Muhalefet, Medya ve STK’lara teşekkür edelim, edilmeli de. Ancak Sayın Erdoğan kendisini ülkesi için feda ederken, FETÖ, PKK/PYD ve DAİŞ tehlikesini anlatmaya çalışırken, düşmanımın düşmanı dostumdur şiarıyla hareket edenler mutlaka şapkalarını önlerine koyup düşünmelidir.

Hepimize yandaş, yalaka diye itibarsızlaştırma operasyonu çekenler, şu leş/eski kolonyal oyunu neden görmediklerini düşünmeliler.

Bu direnişi diktatör diye hedef aldıkları liderin 79 milyon üzerindeki itibarı ve sevgisi tahkim etti. 200 yıllık böl/yönet mühendisliği 15 Temmuz’da halkın direnişi ile paramparça oldu. Türkü, Kürdü, Sünnisi Alevisi, Müslim ve gayrımüslimi ile...

Şimdi PKK, DAİŞ gibi örgütler üzerinden bölge bazlı ihanet hareketlerine girişebilirler. Etap dedikleri bu.

Herkes şunu görmeli ki, bu millet 15 Temmuz gecesi milyonlarla sokağa indi ama tek bir sivil zarar görmedi, tek bir yağma yaşanmadı, tek bir suiistimale izin verilmedi.

Malatya’daki dezenformatif provokasyon denemesinde binlerce vatandaş Alevi mahallelerini korumak için tetikte bekledi.

Şunu söylemek istiyorum; her türlü şüpheli olayda bilinsin ki bu bir provokasyondur. Zannetmiyorum ama örgütler böyle bir etap için harekete geçirilirse karşılarında sadece güvenlik güçlerini değil, milyonlarca halk kuvvetlerini bulacaklardır.

15 Temmuz’da Türk Kürt Sünni Alevi, Müslim Gayrımüslim, kentli köylü, kadın erkek yek vücud olduk ve tarihimizde ilk kez bir darbeyi, hem de böyle iğrenç bir darbeyi alt ettik.

En büyük güvencemiz de bu birliktir. Çünkü bunu sağlayamamış olsaydık, yıkımdan kimse münezzeh olamayacaktı. Vatanımızı kaybedecektik. Köle olacak, yüz binlerce insanımızı kurban verecektik.

O yüzden, şehitlerimizi, gazilerimizi hiç unutmayacağız.

79 milyonluk vatanımızın ülke liderliğini yapan Recep Tayyip Erdoğan’ı topluca bu sürek avından koruyacağız.

Evelallah büyük ve çok güçlü bir millet ve devletiz.

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi