• $8,5492
  • €10,0853
  • 495.469
  • 1351.59
18 Nisan 2016 Pazartesi

İki kez aynı delikten sokulmak ya da “masaya oturun” teklifi…

Çözüm Süreci aslında 6-8 Ekim’de bitmişti.

6-8 Ekim tarihi özenle seçilmişti. Çünkü 10 Ağustos’ta Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılmış, AK Parti kısa bir süre sonra gireceği zor bir genel seçim öncesi genel başkanını değiştirmiş, yeni hükümet henüz kurulmuştu.
Bu önemli değişikliğin bir kaos fırsatı yaratacağı hesaplanmış olmalı.
PKK ve HDP, arkalarına aldıkları Doğan ve Gülen medya desteğiyle, 2013’ün ortalarından beri, önce EL Kaide, sonra DAEŞ propagandasını ustaca yapmaktaydı.
17/25 Aralık yolsuzluk susturucusu takılmış darbe girişimi istenen sonucu vermemişti. Belki bu yüzden, belki de darbeler serisinin önemli bir ayağı olarak MİT TIR’ları operasyonu geldi peşinden…
1 Ocak’ta Kırıkhan’da ve 19 Ocak 2014’te Adana’da MİT TIR’ları Adana Başsavcısı’nın maestroluğunda, Vali Hüseyin Avni Coş’un çabalarına rağmen durduruldu. 125 kişilik jandarma ekibi, MİT nensuplarını paralel haber ajansının hazır bulunduğu ortamda hırpaladı ve bunu dünyaya “Türkiye DAEŞ’e yardım ediyor” şeklinde servis etti.
Bu girişimin birkaç kritik amacı vardı.
İlki, Türkiye’nin aslında bir iç meselesi sayılan Suriye iç savaşında operasyonel kabiliyetini yok etmek, onu kör bir noktada kıstırmaktı. Türkiye “DAEŞ’e yardım etme” yaftasıyla askeri/siyasi/istihbari yeteneğini kaybedecek, öte yandan kendisini temize çıkarmak için belki Suriye’ye girmek zorunda kalacaktı.
Kurulan tam bir kaybet/kaybet tuzağıydı.
Diğer amaç ise, seçimler öncesinde Türkiye’nin en büyük Kürt partisi olan AK Parti’den mütedeyyin Kürtleri koparmaktı.
DAEŞ anlamsız şekilde Bağdat’a veya Esed’e yönelmek yerine, Kobani’ye saldırıyor, bu saldırı “Türkiye DAEŞ’e yardım ediyor, Kobani’nin düşmesini istiyor” dezenformasyonuna olanak tanıyordu.
Propaganda aygıtı öyle güçlüydü ki; Kobani’yi kurtaran tezkerenin AK Parti oylarıyla geçtiği, bu tezkereye HDP ve CHP’nin “hayır” oyu verdiği önemsenmiyordu bile.
Kobani’de bayat bir 1789 devrimi kotaran bu ittifak, pankürdizmin mütedeyyin Kürtlerde dahi karşılık bulmasında başarılı oldular.
MİT TIR’ları kumpasıyla ekilen zehirli tohumlar 6-8 Ekim’de Demirtaş’ın “ayaklanma” çağrısıyla ürün verdi. Elliyi aşkın Kürt vatandaş bu anlamsız, gereksiz ayaklanmada öldürüldü. Amaç, Suriye’deki kantonlaşmayı Türkiye’ye taşımaktı.
Böylelikle bir taşla birkaç kuş vurulmuş oluyor, Türkiye, Suriye’de aktör olmaktan çıkarken, PKK istediğini alıyor, Çözüm Süreci yüzünden hükümet de ülkeyi bölmekle suçlanıp, düşürülüyordu. Erdoğan’ı yüce divanda yargılamak için neden çoktu. Hele Gülen’in sultasında CHP’nin başını çektiği bir teknokrat hükümet kurulsundu da…
780 bin kilometrekarelik vatan toprağını dindarlarla paylaşmak yerine, Ankara’dan sonrasını PKK’ya bırakmak veya bir içsavaşa sürüklenmek yeğ bulundu.
Şimdi böyle çok önemi bir tecrübeye sahipken, bu yaşananları “süreçte sıradan bir aksama” şeklindeki değerlendirmeler ya aptallık ya da bu operasyonun son duruma uyarlanmış hali…
Türkiye’deki durum ne IRA, ne ETA ne FARC ne de Güney Afrika örnekleriyle çakışır. Artık bu örneklerden yola çıkarak PKK’ya gelmek, “hadi masa kurulsun” demek gerçekten ya ahmaklık ya da başka bir şeydir.

<p>'Bir takım kuruluşlar Türkiye'deki medya kuruluşlarını  fonluyorsa bunun bir bedeli var. Bu kurul

Emin Pazarcı: Dijital vatan tehdit altında

2020 Tokyo Olimpiyatları görkemli törenle açıldı

Bayraktar TB3, TCG Anadolu'da birlikte görev yapacak

Metabolizmayı hızlandıran besinler nelerdir?