• $ 5,7635
  • € 6,4297
  • 281.805
  • 97149
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Aşağıdakiler / Yukarıdakiler ...

İlk günden beri meselenin ekonomi olduğu, mücadelenin de seçkinler ile alt tabaka arasında geçtiği malumdur. Benim çocukluğumda İngiliz yapımı “Aşağıdakiler/Yukarıdakiler” diye çok iyi bir dizi vardı. Bir malikanede, tamamı dört duvar içinde geçen bu loş diziyi soluk almadan izlerdik. Merak edenler herhalde internetten bulabilirler.

Her şekilde sınıflı bir toplum olan İngiliz dünyasının merkezinde, Londra’da, seçkinler ile ayaktakımı arasındaki ilişkilerin özetiydi. Malikanenin bodrum katında yaşayan hizmetçiler ile üst kattaki asillerin başlarından geçen maceralar pek heyecanlıydı. Parlamentosunu bile Lordlar/Avamlar şeklinde düzenlemiş bir gelenekten bahsediyoruz.

***

Biz Türkler “sınıfsız” bir toplum olmakla övünürüz. Batıcılarımız da bunun bir eksiklik, tam da Batılı olamamamızın bir nedeni görürler. Şüphesiz sınıfsız toplum yoktur. Kodları illa ki Batılı olmak durumunda değildir. Osmanlı da sınıflı bir toplumdu. Ama taba sistemi din temelli olduğu için, sınıflar da dine göre belirleniyordu.

Gayrımüslimler zımmiydi. Müslimlerin pek çok hakkına sahip değillerdi. Zaten ne zaman şu aptalca Tanzimat ilan edildi ise gavuristandan gelen bu yabancı “eşitlik” fikri yüzyıllık dengeleri darmadağın etti. Devlet adaleti ve asayişi sağlama gücünü kaybedince Şark Sorunu’na dönüştü. Demem odur ki, Osmanlı’yı dağıtan Şark Sorunu, Kürtlerin ve diğer göçmenlerin Ermenileri sürekli yağmalamasıyla ortaya konmuş, kökeni pekala sınıfsal ve ekonomik bir meseleydi.

***

Ama biz Batılaşınca, temelini Osmanlı sivil/askeri bürokratik elitinden alan bir tür seçkin sınıf (vesayetin kökenleri) türemeye başladı. Çerçeve dini görüntüsünü kaybediyor, kendisini seküler bir yapının içinden ifade ediyordu artık. Bunlar Cumhuriyet’e de sirayet ettiler. Devleti ve tüm kaynakları kontrol ettiler. 2000’li yıllara kadar ahlaksızca bir tutum ve yönetim sergilediler. Sonunda ülkeyi utanç verici bir çöküş içinde muhafazakarlara teslim ettiler.

***

İşte Erdoğan hareketi “biz aşağıdakilerin” demokratik hak arama hikayesinden başka bir şey değildir. Aşağıdakilerin yukarıdakiler ile “eşit” olma durumu seçkinler tarafından nefretle karşılanmıştır. Kutuplaşma, yaşam biçimi kaygıları vd. diye ifade edilen şeylerin öyle derin sosyolojik anlamları, karşılıkları yoktur.

***

Bu seferki eşitlenme meselesi daha sakin ve yolunda gitmektedir. Keşke 19. yüzyıldan 20. yüzyıla geçerken de bir Erdoğan çıkarabilmiş olsaydık.

<p>Olay, dün saat 22.30 sıralarında, Kepez ilçesine bağlı Teomanpaşa Mahallesi´nde meydana geldi. 22

Küçücük Çocuğu Sokak Ortasında Dövdü

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Aigai'de 1900 yıllık hayvan kemikleri bulundu

Huzurun tablosu Artvin