• $8,4399
  • €10,2058
  • 493.12
  • 1441.33
14 Nisan 2021 Çarşamba

“Vatan, millet, Montrö” edebiyatı da yalan çıktı

Kolları sıvayıp hükümeti hedefe koyacak bir bildiri hazırlıyorlar. "Vatan, millet, Montrö" diye başlayan bildiriye 104 emekli amiral imza atıyor.

Bildiride seçilmiş hükümete tehdit var. TSK'ya itaatsizlik çağrısı var. Toplumsal yarılmayı körükleyecek kışkırtma var. Bu yüzden de kamuoyu söz konusu bildiriyi haklı olarak "muhtıra" olarak nitelendirdi.

Bu emekli amiraller milleti, milletin temsilcilerini, TSK komuta yapısını hem uyarmış hem de "aksi takdirde" diyerek tehdit etmişlerdir!

Maalesef CHP, ilk günden itibaren bu muhtıracı amirallerin tarafına geçmiştir. "Montrö"yü diline dolayan Kemal Kılıçdaroğlu ve "Kanal İstanbul" karşıtı kampanya başlatan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, amiraller muhtırasının sözcülüğüne soyunmuşlardır.

CHP'ye yakın medya ise olayı en baştan beri "Montrö bildirisi" şeklinde sunarak kamuoyunu yanıltmaya çalıştı.

Oysa muhtıracı amirallerle ilgili yürütülen soruşturmada işin renginin başka olduğu ortaya çıktı.

Muhtırayı hazırlayan ve son halini veren Tuğamiral Ergun Mengi'nin, emekli Amiral Ali Yüksel Önel'e gönderdiği bir cep mesajında "Montrö"nün bildiriye nasıl, ne amaçla girdiği açıklığa kavuşuyor.

"Montrö de nereden çıktı" şeklinde gelen bir itiraza Ergun Mengi bakın şu yanıtı veriyor: "Komutanım, grupta uzlaşı çok zordu. Bu nedenle Montrö bahanesiyle bir bildiri hazırlayayım dedim. Çok haklısınız ama burada Montrö'yü araç olarak kullandık. Esas endişemiz son 3 paragrafta, anlarlarsa eğer."

Söz konusu metinde yapılan "vatan, millet, Montrö" edebiyatının aslında bir "bahaneden" ibaret olduğu böylece netleşiyor!

Evet, "Montrö bildirisi" dendiğinde daha havalı oluyor!

Hatta kabul edelim ki, "Montrö" dendiğinde bildiri daha milli duruyordu?

Daha karakterli, daha ciddi, daha bir dikkate alınır hale geliyor!

Fakat Mengi'nin sözleri diğer imzacı amirallerde eminim şok etkisi yaratmıştır. Adam, koskoca, yaşlı başlı amiralleri kafalamak için Montrö'yü kullanmış! Bundan daha kötüsü olamaz herhalde.

Peki Mengi'nin, Montrö'nün bahane olduğunu belirttikten sonra esas hassasiyetlerini yansıtan o üç paragrafta neler varmış?

Biri kurgu olduğu düşünülen bir tuğamiralin verdiği sarıklı cüppeli fotoğraf. TSK bu konuda zaten soruşturma başlatmış. Hükümet soruşturmayı destekliyor. Diğeri "Harp okullarına girişte Atatürk ilke ve inkılaplarının müfredattan çıkarıldığı" yönündeki yalan bilgi. Sonuncusu ise meşhur "irtica" ile ilgili değişiklik. O da aslında yerini "terörle iltisak" biçimindeki başka bir kavrama bırakmış. Muhteva olarak hiçbir değişiklik yok.

Biri kurgu, biri yalan, diğeri de zorlama gerekçeden oluşan son üç paragraf için yüzlerce amiralden imza toplanması ne kadar mantıklı?

Saçma elbette.

Baştan beri imzalar bir muhtıra için toplanıyor. İşi organize edenler, emekli paşaları korkutmadan bu işe bulaştırmaya çalışıyor. Birçok konu imzacılara mantıksız gelince "Montrö" ile takviye ediliyor, sonuçta ele avuca gelen bir metne dönüştürülüyor.

Evet, karşımızda bal gibi bir muhtıra var; siyaset dışı güçler devreye sokularak hükümet baskı altına alınmaya çalışılmıştır. Siyaset mühendisliği yapılarak Türk siyaset denklemi anti demokratik yöntemlerle değiştirilmek istenmiştir.

Geriye kalan tek soru bu muhtırayı hazırlayan başta Ergun Mengi olmak üzere diğer organizatörlerin arkasında kimin, hangi gücün olduğudur?

Sürekli böyle darbeye bulaşan, muhtıraya karışan muvazzaf ya da emekli paşaların şöyle bir sorunu var: ABD güdümlü FETÖ'nün kendilerini çok rahat yönettiğini, oyuna getirdiğini bir türlü fark edemiyorlar.

Anlaşılan bir yaştan sonra değişmek zor, onlar da haklı!

<p>Yoğun diplomasi trafiği yürüten Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün  Rusya Devlet Başkanı Viladimir Putin

Bayram sonrası kontrollü normalleşme nasıl olacak?

Şırnak Valisi Pehlivan, Cudi Dağı'nda konuşlu üs bölgelerinde incelemelerde bulundu

Bayram alışverişinin kalbi Eminönü ve Mısır Çarşısı sessiz

Toroslar'da baharla yeşile bürünen yaylalar görenleri kendine hayran bırakıyor