• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
28 Kasım 2014 Cuma

Sizin tarlayı ne zaman sürdüler Kemal Bey?

Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, bir sohbet esnasında Reha Muhtar'a söylemiş; "Bizim tarlayı sürmüşler, haberimiz olmadan..."

Bu itirafı yaparken Yazıcıoğlu kuşkusuz çaresizdi. Hrant Dink suikastı, Rahip Santoro cinayeti ve Malatya'daki misyoner katliamında Alperen Ocakları kullanılmıştı. Partisinin gençlik teşkilatı, ülkedeki bütün siyasi cinayetlerin içindeydi. Yazıcıoğlu, MHP'den koparak ayrı bir parti kurduğunu düşünürken, derin bir güç ondan önce partisine sızmayı başarmıştı.
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici'nin dünkü basın toplantısını izleyince Muhsin Yazıcıoğlu'nun o sözleri yeniden aklıma geldi. Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde yaptığı açıklamada MİT'in partisini karıştırdığını iddia etti. Tıpkı Kemal Kılıçdaroğlu gibi o da MİT'i halka şikâyet etti yakındı. Telefonunun MİT tarafından dinlendiğini "bildiğini" de öne sürdü.
Partisinin gençlik örgütü siyasi suikastlara karıştığında şikâyetçi olmayan, partisine sızan derin gücü araştırmayan ve bunun için bir basın toplantısı bile düzenleme gereği duymayan Mustafa Destici'nin bugün kalkıp "MİT, partimizi karıştırıyor" demesi bana tutarlı bir davranış gibi görünmüyor.
MİT'i hedef alan iki genel başkanın hikâyesi aslında birbirine çok benziyor. Kemal Kılıçdaroğlu da partisine yapılan tarihin en açık istihbarat operasyonunu, kaset komplosunu sorgulama gereği duymazken, neredeyse her gün "MİT partimize operasyon yapıyor" iddiasıyla toplantılar düzenliyor.
Biri kaset operasyonuyla partinin başına geçmiş, diğeri de helikopter kazasıyla boşalan liderlik koltuğuna oturmuş; iki genel başkanın kayda değer tek başarısı partilerini Cemaat'in siyasi şubesi haline dönüştürmeleri.
Hrant Dink suikastına karışan Alperen gençlerin, Cemaat polisleri tarafından resmi "haber elemanı" olarak kullanıldığı bilgisi ortaya çıkmasına rağmen Destici, neden bu istihbarat bağlantı ilişkisinin üzerine gitme gereği duymadı? Yakın zaman önce HDP Genel Merkezi'ne giderek bir yöneticinin boğazını kesen Alperen üyesi zatın bağlantıları için de araştırma istedi mi Sayın Destici?
Burada MİT'e yöneltilecek eleştiri ancak siyasi bir partinin içine sızan, bu partiye üye gençleri kullanarak ülkenin en büyük siyasi suikastlarını işleyen derin gücü tüm bağlantılarıyla neden bugüne kadar açığa çıkaramadığı yönünde olabilir. Bu görevini yerine getiremediği içindir ki MİT bugün hâlâ organize saldırılarla karşı karşıya kalabiliyor.
BBP'nin tarlası çoktan sürülmüş, bunu biliyoruz; ama CHP'nin tarlasının ne zaman sürüldüğünü bilemiyoruz. Bu sorunun muhatabı aslında Kemal Kılıçdaroğlu değil, Deniz Baykal. Çünkü Kemal Bey, sürülen o tarlanın meyvesi. Bu yüzden sorunun asıl muhatabı Deniz Baykal. Ne olduysa Baykal'ın başkanlığı döneminde oldu. Muhsin Yazıcıoğlu gibi o yanıt vermeli bu soruya. Deniz Baykal'ın durumu rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'na çok benziyor. Arada tabii küçük bir fark var; Yazıcıoğlu partisinin ele geçirildiğinin farkındaydı, ama Baykal kaset komplosuna rağmen bu durumun pek farkında görünmüyor. Ya da bütün olup bitenin farkında ve susmayı tercih ediyor. Baykal, sonsuza kadar susamaz, susmamalı. Partisine karşı tarihi bir sorumluluğu var, çıkıp kamuoyunu aydınlatması gerekiyor; CHP'nin tarlası ne zaman ve kimler tarafından sürüldü?

<p>Duygu Gecü Yüzseven'in sunduğu Sağlık Raporu programında Prof. Dr. Gürkan Arıkan sağlıklı doğumda

Kök hücre tedavisi hangi hastalıklara çare oluyor?

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!

Sosyal medyayı sallayan en ilginç illüzyonlar