• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
27 Kasım 2013 Çarşamba

Silahı coşkuyla siyaseti sessizce karşılamak

Çözüm sürecinde önemli gelişmeler yaşanıyor. Abdullah Öcalan, Kandil’e süreci dört ay daha izleyeceği mesajını iletirken, KCK’dan da önceki gün önemli bir bildiri yayımlandı. Kandil, yerel seçimlere kadar örgütün mücadele biçiminin “seçim mücadelesi” şeklinde geçeceğini, örgüt yapısının da buna hazırlanması gerektiğini duyurdu.
Ancak bu önemli açıklama medyada neredeyse hiç ilgi görmedi. Oysa Kandil’den yapılan ve içinde “silah” geçen bütün açıklamalar, bağlantılı bağlantısız değerlendirmeler gündeme “bomba” gibi düşüyordu. Haber ve köşe yazılarına konu olan bu açıklamalar, televizyon programlarında bütün ayrıntılarıyla masaya yatırılıyordu.
Peki aynı ilgi ve coşku neden içinde “silah” geçmeyen açıklamalara gösterilmiyor?
Bunlar haber değil mi?
Ya da üzerinde durmaya değecek kadar önemli mi değil?
KCK’nın süreci bitirdiğini ve her an silaha sarılabileceğini günde en az on kez haber diye geçen medya, örgütün, seçimlere hazırlandığını, sürecin kaderinin seçim sonuçlarına göre şekilleneceğini, o sürece kadar bekleyeceklerini içeren açıklamasını ise görmedi.
Sürecin en stratejik açıklamalarından birini medya okurlarından neden sakladı?
Bu gelişmeyi neden görmezden geldi?
Bu durum, bu ülkede PKK’nın silahları susturup siyaset yapmasına karşı olan ciddi bir cephenin olduğunu gösteriyor. Medya, bu kesimlerin sözcülüğünü yapıyor. Hatta çözüm istemeyen güç merkezlerinin başında medya geliyor.
Bu kesimler sürecin başladığı günden beri -açıktan veya gizli- süreci sabote etmeye çalışıyor. Bunun için medya üzerinden ciddi operasyonlar gerçekleştirdiler.
Maalesef bu operasyonlara en büyük desteği Kürt hareketi kendi eliyle verdi. Kürt siyasetçiler hükümet üzerinde baskı kurmak için zaman zaman tansiyonu yükseltme yoluna gittiler. Sürece karşı olan medyayı psikolojik harekat için kullanmaya çalıştılar. Bu tasvip edilmese bile anlaşılabilir; fakat Kürt siyaseti içindeki bazı isimlerin sürece karşı olan medyayla işbirliği yapması anlaşılır değil. “İmralı Zabıtları”nın sızdırılması sürece ilişkin ilk sabotaj girişimiydi. O tutanakların sızdırılmasının aslında tek bir amacı vardı; o da süreci daha başlamadan çökertmek!
Tabii sürecin gidişatına dair olumlu gelişmeleri kamuoyundan gizleyen sadece medya değil; BDP de bu tür bilgileri Kürt kamuoyundan gizlemeye çalışıyor. Onlar da “silah” haberlerini coşkuyla pazarlamaya çalışırken, siyasetin öne çıktığı gelişmeleri sessizlikle geçiştirmeye çalışıyorlar.
Bazı BDP’liler daha önce de Kandil’e silahların susmasının seçimlere olumsuz yansıyacağına ilişkin görüş içeren raporlar gönderilmişti. İçlerinde silahların susmasının seçimlerde kendi aleyhlerine işleyeceğini düşünen siyasetçiler bulunuyor. Yoksa İmralı’nın Kandil’e gönderdiği, Kandil’in de örgüt yapısına duyurduğu “silahları unutun, seçim mücadelesine sarılın” mesajını bu kadar gizlemeye çalışmazlardı. Çözüm karşıtı medya gibi bazı Kürt siyasetçiler de ancak “silah” ile heyecanlanıp, “silah” ile coşuyor. Kürt medyası da Türk medyası gibi sadece “süreç bitti” haberlerine yer verebiliyor.
Ama artık savaş oyununun sonuna gelindi. Silahlar susacak, fikirler konuşacak. Bunu anlamayan her kim olursa olsun tarihin çöp tenekesini boylayacak. Tarihin hükmü bu!

<p>Duygu Gecü Yüzseven'in sunduğu Sağlık Raporu programında Prof. Dr. Gürkan Arıkan sağlıklı doğumda

Kök hücre tedavisi hangi hastalıklara çare oluyor?

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!