• $13,631
  • €15,23
  • 788.315
  • 1997.69
16 Aralık 2016 Cuma

Sevr dayatması ve Türkiye'nin geleceği

Özgüvenini kaybetmiş bir devlet ve millet müdahaleye hazır hale gelmiş demektir. Türkiye’nin değişik yerlerinde neredeyse her gün patlatılan tonlarca bombanın amacı devletin kendine, toplumun da devlete olan güvenini sarsmak, yıkmak ve yok etmek.

Saflarda yarık açabilirlerse, açılan o yarıktan daha büyük felaketler içeri girecek.

Zorladıkları yarıklardan biri Güneydoğu’ydu. Türkiye’yi, Suriye ve Irak’a dönüştürmek için PKK ile sınır şehirlerinde ayaklanmaya giriştiler. "Hendek Terörü" olarak anılan süreç uzun bir hazırlığın, planın sonucuydu kuşkusuz. Devlet güç de olsa sağlam durmayı bildi, içeri sızanlar imha edilebildi.

PKK başarılı olamayınca FETÖ devreye sokuldu; 15 Temmuz darbe girişimiyle Türkiye iç savaşa sürüklenmek ve
işgale açık hale getirilmek istendi.Devletin imdadına millet yetişti, ülkeyi uçurumun kıyısından aldı.

Türkiye’ye dönük saldırılar elbette son bulmadı. İçeri sızmayı başaran canlı bombalarla devletin ve milletin duruşunu sarsmaya çalışıyorlar. Patlayan her bombanın ardından başlatılan algı operasyonuyla milletin devlete olan güveni yıkılmak isteniyor. Güvensizlik baş gösterdiğinde ne birlik, ne dirlik kalır ülkede.

Karşı karşıya olduğumuz tehlike çok büyük; Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tehlikeyi “Yeni bir Sevr dayatması” olarak açıkladı. Terör örgütleri üzerinden devreye konulan bu dayatmayı boşa çıkaracak anahtar sözcük ise “Milli birlik ve beraberlik”tir. Tek yürek olmayı başaramadığımızda terör, iç savaş, kanlı günler, bölünme birbirini mevsimler gibi takip ederek gelecektir. Dışarıdan ve içeriden gelen saldırılara karşı tek yumruk olmayı beceremezsek halimiz Suriye’den, Irak’tan beter olur.

Cumhuriyet’in yüzüncü yılına yetişemeden Türkiye’yi parça parça edip yağmalarlar. PKK, YPG, DEAŞ, Şii çeteler bu toprakları kan gölüne çevirir.

Kapılar teröre karşı sağlam kapatılmalı, içerideki algı operasyonu düzenleyen şebekelere de fırsat verilmemeli.

Sureti haktan görünüp etrafımızdaki her olumsuz gelişmeyi sistematik olarak Erdoğan’a bağlayan bir grup var. Bunlar Halep duyarlılığı altında işi Erdoğan’a psikolojik harp yapmaya kadar vardırdı. Attıkları twetlere Erdoğan’ı etiketleyerek Halep’in tek sorumlusunun Cumhurbaşkanı olduğu algısını yaymaya çalışıyorlar.

Çok da yabancı bir taktik değil bu; yıllardır bir yandan Kürtlerin Erdoğan’a olan güvenini yıkmaya çalıştılar, diğer yandan laikçilerin. Ve son olarak da dindarların Erdoğan ile kurdukları kalbî bağı koparmaya çalışıyorlar.

Erdoğan, devletin ve milletin birliğini temsil ediyor; sadece canlı bombalarla değil, algı operasyonlarıyla da bu birliği yıkmak istiyorlar.

İşte bu birlik bozulduğu gün işgale gelecekler; yüzyıl önce olduğu gibi yağmalamaya, bu güzelim ülkeyi ve milleti tarihten silmeye gelecekler.

<p> </p>

Kamu işçisinin maaşı ne kadar artacak?

Polisleri şaşkına çeviren suçluların ilginç fotoğrafları

dünyanın en zor testi olduğu iddia edilen dikkat testi! Sosyal medyayı salladı

Limonu mikrodalgada 20 saniye ısıtırsanız... Bakın nasıl bir etkisi var