• $8,4802
  • €10,2809
  • 508.221
  • 1454.25
04 Haziran 2021 Cuma

Mahmur'un gerçek hikayesi

Mahmur'un hikayesi 1990'larda geçiyor. 90'lar, terörle mücadele konseptinin daha çok ABD tarafından şekillendirildiği bir dönemdir. Bu konsept "terörle mücadeleyi" Kürtlerle mücadele etmekle karıştıran sorunlu bir anlayışı içeriyordu.

Bugünkü ağır tabloda, Kürtleri PKK'ya itmeye yarayan bu sorunlu "terörle mücadele" konseptinin payı büyüktür.

Aslında Amerikan elinin hayatımıza karıştığı her dönem ülkede ağır sorunlar oluşmuştur. Amerikan güdümlü 12 Eylül darbesi sonrası yaşananlar buna iyi bir örnek teşkil ediyor. 12 Eylül'de Diyarbakır Cezaevi'nde yaşanan işkenceler normal değildi. Irak'ın işgalinin ilk yıllarında Ebu Gureyb'de, Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı'nın uyguladığı işkence yöntemlerinin çok geçmeden DEAŞ gibi yeni bir terör örgütüne altlık oluşturması gibi Diyarbakır'daki işkenceler de PKK'ya altlık oluşturdu.

90'ların terörle mücadele konseptine de Amerikan eli karışmıştı. Teröre destek oldukları gerekçesiyle köyler zorla boşaltılmaya başlandı. Bir yandan şehirlere göç ettirilenlerle "Kürt siyaseti"ne altlık oluşturuldu, bir yandan da PKK'ya insan desteği sağlandı.

Mahmur kampı, PKK'nın eline düşen Hakkari ve Şırnak'taki sınır köylülerinin Kuzey Irak'a göçüyle oluştu. Bir akıl hep devletin aleyhine, terör örgütünün ise lehine çalıştı. 1994'te Atruş'a, PKK ile KDP arasındaki çatışmalar sebebiyle 1998'de de Musul'a bağlı Mahmur kasabasına geçen binlerce aile, burada PKK denetimine verildi. BM'nin rakamlarına göre Mahmur'a ilk yerleşenlerin sayısı 15 binden fazla. Bu sayı geçen 27 yılda arttı, eksildi. Bugün 10 binin üzerinde kişinin Mahmur'da yaşadığı tahmin ediliyor.

Kampın ihtiyaçları bir dönem BM tarafından sağlanmış, bir dönem de merkezi Irak hükümeti tarafından. PKK'ya insan kaynağı temin etmek için kullanılan bu kampın özellikle ayakta tutulmaya çalışıldığı görülüyor. Normalde Mahmur'un ayakta kalmasının hiçbir alt yapısı yok. Ve bugün de BM gözetiminde terör örgütüne insan kaynağı temin etmeye yarayan bir kamp özelliği taşıyor.

BM demek de zaten ABD demek. Irak'tan sonra Suriye'nin de işgaliyle Amerikan planları daha fazla deşifre oldu. ABD'nin, Türkiye'nin yanı sıra Irak, İran ve Suriye'de terör örgütünü neden bu kadar güçlendirmeye çalıştığı ortaya çıktı.

Türkiye, Amerikan etkisinden çıktıkça kendi işlevsel terörle mücadele anlayışını şekillendirebildi. 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra kendini gösteren yeni terörle mücadele konsepti, 40 yılda elde edilmeyen başarıları da beraberinde getirdi.

Mahmur'un son günlerde tekrar gündeme gelmesi de bu konsept değişikliğiyle bağlantılı. Terörün kaynağını kurutmaya yönelik ilk adımlar atıldığında sınırdaki terör kampları gündeme gelmişti. Sonra içeriye doğru terör kampları. Gara ve Kandil, Sincar ve Mahmur gibi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Mahmur'u da Kandil gibi önemsiyoruz" sözü, mücadelenin artık terör örgütünün Kuzey Irak'ta yayıldığı iç kesimlere doğru, yani örgütün geri cephesine doğru kaydığını gösteriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mahmur'un dağıtılmasını öncelikle BM'nin önüne bir görev koydu. BM'nin, tek varlık gerekçesi PKK'ya insan kaynağı sağlamak olan Mahmur'u artık kapatması gerekiyor. Yoksa, teröre en büyük insan kaynağı sağlamakla suçlanacaktır ki, bugüne kadar olan da aslında bundan farklı bir şey değil!

<p>EURO 2020'de Danimarka ile  Finlandiya karşılaşmasında futbolcu Christian  Eriksen maç esnasında

EURO 2020'de Futbolcu Christian Eriksen nasıl hayata döndü?

3 günlüğüne geldikleri Türkiye'den 1,5 yıldır ayrılamadılar

Kanal İstanbul'da temelin atılacağı nokta

Ağrı'da gönüllü öğretmenler arama ve kurtarma tatbikatı yaptı