• $9,2667
  • €10,8085
  • 532.168
  • 1433.35
3 Ekim 2016 Pazartesi

Korkma!

Devletler de duygusal varlıklardır; insanlar gibi korkuları, endişeleri, kederleri, umutları mevcuttur.

İnsanları korkutup sindirebileceğiniz gibi devletleri de terörle, ayaklanmalarla, darbe ve savaşlarla korkutup teslim alabilirsiniz.

Gezi ayaklanması, 17-25 Aralık darbe girişimi, PKK ve DAEŞ terörü ve sonunda da 15 Temmuz darbe girişimiyle murat edilen, daha çok devleti idare eden aklı korkutup paniğe sevk etmek, yanlış kararlar almaya zorlamaktı. İktidarı devirme, devleti yıkma ve ülkeyi bölmeyi hedefleyen eylemlerin verdiği korku, bunların gerçeğinden fazladır.

Terör, darbe ve türlü tehditler sadece daha fazla korku üretimi için kullanılan vasıtalardır. Ne kadar çok korku yaratabilir veya açığa çıkarabilirlerse o kadar çok yanlış karar aldırma imkânları artar. Büyük yanlışlar yaptırmak için yüreklere büyük korkular salmak zorundadırlar. Türkiye üzerindeki baskı ve terörün şiddetinin her geçen gün biraz daha artmasının sebebi, devleti büyük yanlışlara itme hesabından kaynaklanıyor.

Büyük korkularla kuşatılmayan bir devletin büyük yanlışlara düşme imkânı zayıftır. En yanlış kararları, büyük korkuları olan devlet adamlarına aldırtırsınız. Korku, zihne eşyayı aklîleştirme işlevi kazandırır. Böylece daha büyük bir korkuyla, dünyanın en büyük yanlış kararlarını en doğru kararlarmış gibi aldırtabilirsiniz.

15 Temmuz darbesinin ardından dolaşıma sokulan ikinci darbe söylentilerinin ardındaki amaç da farklı değil; devleti bu kez terör merkezli bir darbe ve iç savaş tehdidiyle korkutmaya ve bu korku iklimi içinde aceleyle birtakım “tedbirler” yani tedbir adı altında yanlış kararlar almaya zorluyorlar.

Daha dün darbe tehlikesi atlatan bir ülkede, terörün bir gün olsun gündemden düşmediği yerde “ikinci darbe” tehlikesinden bahsedenler devleti ne yapmaya zorluyorlar? Yeni atamalar mı yapmalı? Görevden almalar ise kimi ve kimleri almalı? Devlet ne yapmıyor da neyi yapmalı? Ya da pek dile getirilmeyen yeni birtakım ittifaklara mı girmeli?

Korku bulaşıcı bir duygudur, tek başına dışarıdan zerk edilmez bünyeye; içeriden paniği başlatacak biri olmalı ki yayılma alanı bulabilsin ve devletin en tepesine kadar ulaşabilsin.

Peki devleti sevk etmek istedikleri büyük yanlış ne olabilir?

Apo, ABD’nin 40 yıllık Ortadoğu projesinin başaktörlerinden biri; Türk devletinin bu büyük projeyi bozmasına müsaade etmezler. Yüzüp yüzüp kuyruğuna getirdikleri bu projenin gerçekleşmesinin önüne çıkanları terörle, darbeyle bertaraf etmeye çalışıyorlar.

ABD, devleti İmralı’yla yeniden masaya oturtmaya, PKK’yla müzakereye, PYD’yi muhatap alarak tanımaya zorluyor.

Küresel akıl, devleti bu büyük yanlışa düşürmek için 15 Temmuzda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı darbeyle aradan çıkararak kendine yakın duranlarla yol almaya çalıştı. Darbe başarısız olunca terör kartını yeniden gündeme getirdi. Terörle karışık yeni darbe söylentilerini ABD’nin tehdidi olarak algılamak daha doğru olur.

Devletin içinde, İmralı ile müzakerelere başlandığı takdirde ülkenin başına musallat edilen bu belanın, terörün ve darbe girişimlerinin savuşturulabileceğine inananlar bulunmakta. Aslında bunların çoğu, korku ikliminde devletin aklını çelmek için görevli isimler.

Terör, darbe, iç savaş vs. tehditlerinin elbette bir karşılığı var, boş değil; devleti teslim alamadıkları sürece devam edecek hatta devleti teslim alsalar da sonu gelmeyecek, bitmeyecek tehlikeler bunlar. Önemli olan darbe ve terör tehdidiyle aslında neyi elde etmeye çalıştıklarını bilmek, İstiklal Marşı’nın “Korkma!” ile başladığını akıldan çıkarmamaktır.

<p>Batı Afrika'nın küçük ama stratejik  aktörü Togo, Gine Körfezi'nde yer alıyor. Benin, Gana ve Bur

Batı Afrika'nın stratejik aktörü: Togo

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (21 Ekim 2021)

''Her an her yerde yeni bir salgın patlak verebilir'' Korkutan uyarı

Edirne'de yoğun sis etkili oluyor