• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
2 Mart 2020 Pazartesi

Kılıçdaroğlu, işte bu küresel planın taşeronu

Bahar Kalkanı” harekatının ilk üç gününde Türk Silahlı Kuvvetleri, Şam rejimini deyim yerindeyse tarumar edip çökertti. Rejimin hava savunma sistemleri, uçakları, helikopterleri, zırhlı muharebe araçları, tankları topları kayda değer oranda imha edildi. Askeri üsleri kullanılmaz hale getirildi. Binlerce askeri, milisi, çetesi yok edildi. Türkiye, İdlib’de şehit edilen askerlerimizin bedelini katil Esed’e misliyle ödetiyor.

İç savaşın patladığı dokuz yıldan beri Esed eminim ki hiç bu kadar korkmamıştır. İlk kez saklandığı fare sığınağından başını dışarıya çıkaramaz duruma getirilmiştir. Ankara, Esed’in kalleşliğini asla unutmayacak, ona bir daha yaşam fırsatı tanımayacaktır. Ne Rusya, ne İran yeni dönemde Esed’i Suriye’nin başında tutabilecektir.

Kuşkusuz Ankara, Şam rejimine karşı bir intikam savaşı yürütmüyor. Evet, Türkiye, savaş kabiliyetini geliştirerek, harp imkanlarını sergileyerek dosta ve düşmana gücünü gösterme fırsatı bulmuştur. Fakat daha da önemlisi, kendisini köşeye sıkıştırmaya çalışan dünyanın muktedirlerine karşı Türkiye Cumhuriyeti devletinin kendi bekasını her ne pahasına olursa olsun koruyacak güçte, kararlılıkta olduğunu da ilan etmiştir.

İdlib saldırıları Esed’i aşan, Türkiye’ye karşı küresel bir planın devamı niteliğindeki saldırılardır. Pentagon da, Moskova da, Avrupalı başkentler de bu planın içindedir. Amaçları Türkiye’yi önce İdlib’de çekilmeye zorlamak, sonra da domino taşı gibi Afrin’den, Azez Cerablus hattından, El Bab’dan, dolayısıyla tüm Suriye’den çıkarmaktı.

Bölgenin demografisini değiştirerek yanı başımıza-sınırımıza PKK-YPG, Tahran ve Şam rejiminin çetelerinden oluşan bir terör garnizonunu dikmeyi planlıyorlar. Bahar Kalkanı Harekatı’yla Türkiye, bırakın Suriye’den çıkmayı Esed’in tüm bilinen hedeflerini vurarak bölgedeki varlığını güçlendirme yoluna gitmiştir.

Türkiye, 40 yıldır başına bela edilen terörü ancak Suriye ve Irak’a girerek sonuçlandırmayı başarmıştır. Şimdi TSK’yı buralardan çekilmeye zorlayarak Türkiye’yi yeniden eski günlere döndürmek istiyorlar.

Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimi, bu küresel planın içerideki taşeronlarıdır. CHP, İdlib saldırılarının ardından hükümet üzerinde toplumsal baskı oluşturarak TSK’nın Suriye’den çıkması için kampanya başlattı. “İdlib’de ne işimiz var” diyen CHP zihniyetinin buradaki rolü hükümeti savunmasız kılacak adımlara zorlamak. İdlib saldırılarının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yıkılmış, dağılmış, sinmiş halde görmeyi umuyorlardı. Ama Erdoğan’ın çelikten iradesi karşısında yine hayal kırıklığına uğradılar. Cumhurbaşkanı’nın iradesini, kararlılığını, cesaretini, inancını kırıp geri adım attıramadıkları için kahrolup algı operasyonlarına hız veriyorlar.

Unutmayalım ki Türkiye, yüz yıl sonra yeni bir İstiklal Harbi içindedir. Bu savaşın sonuçları da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesiyle yüz yıl önceki kadar büyük olacak ve hayati önemdedir. Bedeli ne olursa olsun Türkiye bu savaşı kazanmaya mahkumdur ve kazanacaktır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğiyse en büyük şansımızdır.

<p>Sosyal medyada viral olmuş haftanın en eğlenceli videolarını 'GÖRMELİSİN'!<br></p>

En Zor Çocuk Oyununu 'Görmelisin'!

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!