• $ 7,8228
  • € 9,4308
  • 459.326
  • 1328.83
Reklamı Kapat

Kemal Bey ve Mr. Kılıçdaroğlu'nun garip vakası

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, 2018 seçimleri öncesi yaklaşık beş ay süren (13 Ocak-7 Mayıs) ve 10 ayrı toplantıdan oluşan CHP, İYİ Parti, Saadet ve HDP’nin katıldığı anayasa taslağı görüşmelerini inkar etmesi son derece ilginçti. Çünkü bu görüşmeleri 2018’de katıldığı bir televizyon programında övünerek anlatan Kemal Bey’den başkası değildi.

Ayrıca komisyon başkanı olarak CHP milletvekili İbrahim Kaboğlu da bu görüşmeleri doğruladığı gibi inkar da etmiyor. Katılımcı diğer parti üyesi isimler de keza bu görüşmeleri (içeriğine şerh düşerek) kabul ediyor.

Kendi demeçleri üzerine gazete ve televizyonlara haber olan bu görüşmeleri Kemal Bey’in birkaç gün önce çıkıp “Hayretle karşılıyorum, böyle bir görüşme olmadı” demesi her kesimde büyük şaşkınlık yarattı. Kemal Bey’in sözleri en çok da Tarafsız Bölge’de Ahmet Hakan’ı şaşırtmış olmalı ki, Ümit Özdağ ile bu konudaki programında, en az 10 kez “ama Kemal Bey bunu kesin bir dille yalanladı, ortada bir yanlışlık olmasın” demek zorunda kaldı.

Aklıma İskoç yazar Stevenson’un ünlü “Dr. Jekyll and Mr. Hyde’ın garip vakası” adlı romanı geldi. Stevenson’un Dr. Jekyll’in şok edici, şaşırtan diğer kötü yanını anlattığı romanı bugün hâlâ insanı anlamakta başucu eserlerden biri. Bay Kemal’in daha önce kendisinin duyurduğu, dört partinin katıldığı, başkanlığını da kendi milletvekili İbrahim Kaboğlu’nun yaptığı görüşmeleri şaşırtıcı bir özgüvenle inkar etmesi de benzer bir vakayı hatırlatıyor.

Kemal Bey bu kadar çabuk unutmuş olamaz; zira Türkiye, bu toplantıların varlığını ilk kendisinden duydu. İki ayrı Kemal Bey ile karşı karşıyayız aslında burada. Biri İYİ Parti, HDP ve Saadet Partisi’yle yaptığı “ortak anayasa” görüşmelerini övünerek anlatıyor; diğeri, “hayretle karşılıyorum, böyle bir görüşme, toplantı kesinlikle olmadı” diyor. Hangisi Kemal Bey acaba; dün konuşan mı, yoksa önceki gün konuşan mı?

İtalyan yazar Umberto Eco’nun “Prag mezarlığı” adlı romanında da bu “çift kişilik” vakası güzel anlatılır. Yalnız bu romanda vaka bir “çift kişilikli” olmaktan ziyade romanda “kılık değiştirme” olarak da görülür.

Demem o ki, Kemal Kılıçdaroğlu’nun hiç haberi yokmuş gibi, şaşkın ve hayretler içinde yalanladığı görüşmeler aslında inkara yer bırakmayacak kadar gerçek. Bu inkarın sebebi, Erdoğan’ı devre dışı bırakarak Türkiye’yi kumpasa getirme toplantılarının deşifre olması ve bugün itibarıyla ortaya çıkması.

Bu da bize gösteriyor ki “Kemal Bey ile Mr. Kılıçdaroğlu” vakası bir kişilik bölünmesinden daha çok zaman zaman kılık değiştirme ihtiyacından doğan bir vaka. Bakalım siyaset, medya ve kamuoyu bu gerçeği ne zaman eksiksiz biçimde anlayacak?