• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
22 Kasım 2014 Cumartesi

Kemal Bey bundan daha samimi olamazdı Sayın Demirtaş

Çözüm sürecinde yeni bir aşamaya girilirken HDP'nin CHP'yle yakınlaşma çabası da dikkat çekiyor. HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, CHP'nin izleme kurulunda yer almasını önerirken, Kemal Kılıçdaroğlu'na da övgüler dizmekten geri durmadı.
Selahattin Demirtaş'ın, Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili dün Milliyet gazetesinde yer alan o sözleri şöyle: "Kılıçdaroğlu'nun barış konusundaki düşüncelerinin samimi olduğuna inanıyorum. Kemal Bey’in kendisi savaş olsun, tek bir insan ölsün istemez. Buna yürekten inanıyorum."
Ne var ki aynı gün Kemal Kılıçdaroğlu'nun Hürriyet gazetesinde çözüm sürecine ilişkin yer alan düşünceleri hiç de Demirtaş'ı desteklemiyordu. "İmralı meşru bir makam değil" diyen Kılıçdaroğlu, Öcalan ile yapılan görüşmelere açıkça karşı çıkıyor.
Buna rağmen Demirtaş'ın "Kılıçdaroğlu'nun barış konusundaki düşüncelerinin samimiyetine yürekten inandığını" belirtmesi, ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Kemal Kılıçdaroğlu, Öcalansız bir çözüm sürecinden yana. Ki ortada bir çözüm süreci olmasaydı, Kılıçdaroğlu'nun neyden yana olup olmadığını bile öğrenmeyecektik. Buna rağmen Kemal Bey'in "samimi" olduğunun altını çizmenin, barış konusundaki düşüncelerine "yürekten" inanmanın anlamı ne? Demirtaş, İmralı'daki görüşmeleri gayrimeşru ilan eden ve Öcalan'ın muhatap alınmasına karşı çıkan Kemal Bey'le nasıl bir ittifak kurmayı planlıyor?
Bu ittifak kurma arayışının hangi ihtiyaçtan kaynaklandığını iyi anlamak gerekiyor. Demirtaş'ın Kemal Bey'le yakınlaşma arayışının altında çözüm sürecinde siyasal iktidarı dengeleme arzusu yatıyor.
Burada çözüme değil, siyasal iktidarı zayıflatma amacına kilitlenmiş bir ittifak arayışı göze çarpıyor. Hükümete karşı ortak bir cephe kurarak çözüm sürecine yol aldırılacağı iddiası bana büyük bir kandırmaca gibi geliyor. CHP-HDP yakınlaşmasından kuşkusuz siyasal iktidara, özellikle de Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı bir ittifak çıkabilir ama bu çözüm sürecine karşı bir ittifak olur ki, sonuçta ülkenin barışını sabote etmeye yarar.
CHP ve HDP'yi bir araya getirme projesinin tarihi biraz eskiye uzanıyor. Gezi'den bu yana Kürt hareketini Erdoğan karşıtı koalisyonla birleştirme çabaları var. Demirtaş'ın ön plana çıkarılmasının nedeni de, bu misyonun ona yüklenmiş olmasıyla ilgili. İmralı'yı muhatap alan, Kandil ile görüşen, Kürt meselesi ve PKK'yla ilgili attığı adımlarda adeta devrim yapan, silahları susturup ölümleri durduran bir iktidarın çabalarını bugüne kadar tek bir kez takdir etmeyen, "olumlu adımlar attılar, samimiyetlerine inanıyorum" demeyen Selahattin Demirtaş'ın, Öcalan'ı gayrimeşru ilan eden, Kandil ile görüşmeye karşı çıkan Kemal Bey'in "barış düşüncelerine, samimiyetine yürekten inanması" ne kadar tutarlı ve samimi?
Bu tutum, Demirtaş'ın asıl amacıyla ilgili de ciddi kuşkular doğuruyor. Burada amaç Kürt siyasetini, dışarıda ve içeride siyasal iktidarı kuşatan güç merkezleriyle buluşturmak mı, yoksa barış kozunu hükümetin elinden çekip alarak sürecin köküne kibrit suyu dökmek mi?
Barış için CHP'nin de çözüme katkı sunması, elini taşın altına koyması gerekiyor. Barış için bu ülkedeki herkesin olumlu katkısına ihtiyaç var. Ama çözüm sürecini kirli ittifakların garnitürü haline getirmeye de kimsenin hakkı yok.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Kültür ve  Turizm Bakanlığınca tarihi,  kültürel, mimari, ekonom

Beyoğlu dünya sahnesine çıkıyor

Karabük'te bilim insanları otonom kontrollü kalp masajı cihazı geliştirdi

Dünyanın yeraltı kaynakları zengini ülkesi hangisi? Türkiye kaçıncı sırada?

Selimiye Meydanı kazılarında Roma döneminden kalma aile mezarlığı bulundu