• $8,058
  • €9,6752
  • 460.376
  • 1408.14
22 Mart 2021 Pazartesi

İstanbul Sözleşmesi ve muhalefetin hakikatle sınavı

Demagojiyle, yaygarayla toplumsal muhalefete öncülük edilmez. Gerçekçi olmayı başaramadıktan sonra muhalefetin etkili olması, demokrasinin gelişmesine katkı sunması mümkün değil.

CHP, kadın cinayetlerinden, şiddet, tecavüz ve taciz vakalarından iktidar sorumluymuş gibi toptancı bir anlayışla bir yere varamaz.

Muhalefet partileri, sırf AK Parti'yi zan altında bırakmak adına HDP'ye sütten çıkmış ak kaşık muamelesi yapamaz.

Siyasal fayda için gerçekleri saptırmaya, eğip bükmeye başladığınız an ayaklarınızın altındaki toprak kayar, hakikati tümden kaybedersiniz.

Gerçeği bir kere kaybettiğinizde geri getirmek mümkün olmaz. Siyasi holiganlıktan ibaret olur her muhalefet sözü, etkinliği.

Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden ayrılma kararına da muhalefetin tepkisi farklı olmadı. Başta CHP olmak üzere muhalefet kesimleri, bu kararla kadına yönelik şiddetin önünün otomatikman açılacağını ve kadın cinayetlerini artıracağını savunuyor.

Bu anlayışa göre kadına yönelik şiddet ve istismar vakaları İstanbul Sözleşmesi'nden önce tavan yapmış, bu sözleşmeden sonra ise bıçak gibi kesilmişti.

Oysa kadına yönelik şiddet rakamları, bu sözleşmenin olumlu ya da olumsuz bir etkisine kanıt gösterilecek nitelikte değil.

Ayrıca bu sözleşme 2011'de imzalanmış, 2014'te ise yürürlüğe girmiş. Yani kadın haklarının miladı İstanbul Sözleşmesi'ymiş gibi davranmak son derece yanlış. Uluslararası bir sözleşmeye taraf olmak kadar ayrılmak da bir devletin hakkıdır. Birçok Avrupa ülkesinin bu sözleşmeyi onaylamadığına da dikkat çekelim.

Nitekim kadına yönelik şiddet konusunda Türkiye'nin karnesi çoğu Batılı ülkelerden iyi durumda. Anayasamızda, iç mevzuatta kadın hakları koruma altındadır. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun tepkiler üzerine yaptığı açıklama aslında yeterince açıklayıcı: "Uluslararası sözleşmelerin varlığı veya yokluğu, vatandaşımızın karşı karşıya kalacağı herhangi bir suç şeklini önlemeye ilişkin sorumluluklarımızı ve bu sorumluluğun gereği olan çalışmalarımızı eksiltmez veya artırmaz."

HDP'ye kapatma davası konusunda da muhalefetin akılcı bir siyaset geliştiremediğini gördük. Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmezidir; bu gerçek. Fakat Batılı ülkeler bile HDP'ye "terör örgütü PKK'yla arana net mesafe koy" çağrısı yaparken; muhalefetin, bu partinin varlığına "demokrasi abidesi" muamelesi yapması çarpık bir zihniyetin sonucudur. HDP'yi terör örgütüyle arasına mesafe koymaya davet edip kapatma davasını eleştirmek muhalefete puan kazandırırdı. Ancak CHP akla mantığa sığmayacak şekilde HDP'yi "demokrasi kahramanı" olarak lanse ediyor. Muhalefetin demokrasi anlayışındaki en büyük problem bu toptancı anlayış. Sorun, problem yokmuş gibi davranması. Aradaki nüansları görmemesi. Demagoji ve yaygarayla toplumu etkilemeye ve puan toplamaya çalışması...

<h3>TÜRKİYE DEAŞ İLE MÜCADELE KAPSAMINDA BAŞİKA'DA</h3><p>Başika'daki Türk Üssü'ne en son yapılan sa

Başika Saldırısı: Irak'ta neler oluyor?

Fenerbahçe, Medipol Başakşehir maçı hazırlıklarını sürdürdü

Amerikalı Rapçi Kanye West'in ayakkabısı 2 milyon dolardan satışa çıktı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, KKTC'de