• $8,8689
  • €10,474
  • 499.049
  • 1384.68
11 Ağustos 2021 Çarşamba

Göç akını asıl Erdoğan giderse tehlike arz eder

Afgan göçüyle, Suriyeli mültecilerle ilgili geleceğe dair sahiden kaygı ve endişesi olanlar varsa daha ciddi olmalarını ve daha derin düşünmelerini tavsiye ederim; zira bu konu, hamaset kaldırmayacak kadar önemli. "İstanbul'un sahillerini gezdim, burası Türkiye mi, şaşırdım" gibi sinsiliklerle de ortaya bir gerçek koymuş olmuyorsunuz. Madem ülkenin geleceğiyle ilgili bir endişe taşınıyor, o zaman "AKP ülkemizi mültecilerle doldurdu" gibi ucuz, faşist propagandanın ötesine geçilmeli, meselenin özüne inilmeli.

Ortadoğu yangın yerine dönmüşken, etrafımızdaki ülkeler iç savaş ateşiyle kavrulurken, komşu devletler tek tek yıkılırken Türkiye'nin izole bir ada ülkesi şeklinde kalması zaten mümkün değildi. Güvenli bir liman olarak insanların akın akın ülkenize sığınmaya gelmesi kaçınılmazdı. Ve böyle oldu. Önemli olan bu göç dalgalarının nasıl yönetileceğidir.

Dünyaya hükmeden, yaptıkları müdahalelerle bölgeyi yangın yerine çeviren ve aynı biçimde Türkiye'yi de ameliyat masasına yatırmaya çalışan Batılı güçlerin, bu göç akınlarını alttan alta kendi hesapları doğrultusunda yönetmek istedikleri, geleceğe dair birtakım hazırlıklar yaptıkları sır değil.

Devlet de bu gerçeğin fakında olduğu için ve bu hazırlıkların ipuçlarını apaçık gördüğü için göç akınlarını sıkı bir şekilde yönetmeye ve bu ülkenin çıkarları doğrultusunda şekillendirmeye çalışmaktadır.

Amerikan derin devleti, buradaki siyaset, medya, sivil toplum kuruluşu ve iş dünyasındaki uzantıları aracılığıyla kamuoyunu "Afgan göçü", "mülteci akını" ve "zenci popülasyonu arttı" gibi söylemlerle etki altına almaya çalışıyor. Hatta AK Partililer bile muhalefetin söylemlerine hak verir noktaya gelmiş durumda. Bu göç konusu üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı büyük bir güvensizlik körüklenmektedir.

Eğer bu sistematik propaganda ve algı operasyonun arkasında dönen asıl büyük oyun fark edilmezse yarın Türkiye için hazırladıkları büyük tuzağın görülmesi de mümkün olmayacaktır.

Önce şu gerçeği herkesin iyice aklına nakşetmesi gerekiyor; CHP ve arkasında yer alan partiler ile FETÖ, PKK, HDP ve bu cepheyi destekleyen medya, ülkemize yönelik her türlü kötü senaryonun başlıca ortağı ve aktörüdür; Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki Cumhur ittifakı ise bu ülkeye yönelik bütün kötü senaryoları savuşturacak milli iradeyi temsil eden tek aktör ve güçtür. Bugün karşı karşıya kaldığımız bu mülteci istismarı, 2023 sonrasına dönük Türkiye'ye karşı hazırladıkları büyük tuzağın psikolojik alt yapısını oluşturma amaçlıdır.

2023 seçimlerinde Erdoğan'ı devirebilirlerse asıl o zaman bu göç akını Türkiye'yi tehdit etmeye başlayacak; CHP'nin başını çektiği bir yönetim altında Türkiye'nin adım adım iç savaşa sürüklenme senaryosu devreye sokulacak ve bahsettikleri bu göç akınını o zaman yönetmeye başlayıp Türkiye'yi hızla parçalanmaya sürükleyeceklerdir.

İşgale kapıyı iç savaşlar aralar. İç savaşları da yanı başımızda olduğu gibi iç savaş örgütleri çıkarır. İç savaş örgütlerinin malzemesi de her zaman olduğu gibi göç adı altında transfer ettikleri, devşirdikleri kesimlerdir. Türkiye'de bu planı hayata geçirebilmek için önce Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gitmesi ve Batı'yı temsil eden CHP gibi işbirlikçi bir koalisyon yönetiminin başa geçmesi lazım. Kemal Kılıçdaroğlu'nun büyük görevi işte budur.

Afgan göçüyle, Suriyeli mültecilerle, yabancılarla ilgili bir meselesi olan varsa o meselenin özü gerçekte budur. CHP'nin peşine takılanlar da bir çözümün değil ancak daha büyük bir sorunun parçası olur, unutmayalım!

<div><p></p><p><span style='font-size: 1.6rem;'>Antalya'nın Manavgat ilçesinde tur otobüsü ile otomo

Antalya'nın Manavgat ilçesinde tur otobüsü ile otomobil çarpıştı. 2 kişi yaralandı

Biber kurutma mesaisi köyü adeta kırmızıya boyuyor

Sahili kaplayan su sümbülleri temizleniyor

Tescilli kayısı çekirdeğinden kurabiyeler damakları tatlandırıyor