• $28,8666
  • €31,5558
  • 1894.01
  • 7948.6
12 Temmuz 2023 Çarşamba

AB'nin yolu nereden geçer, nereden geçmez…

Türkiye'nin AB'ye katılım serüveni çok eskilere uzanır. Ankara, yarım asırdan fazladır Avrupa kapılarında bekletiliyor. Zaman zaman buna pişman da oluyorlar. Zaman zamansa konuya "iyi ki almamışız havasında" yaklaşıyorlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın NATO zirvesi öncesi AB'ye katılım isteğini yüksek sesle dile getirmesi konuyu yeniden tartışma gündemine taşıdı.

Muhalefet, bu alanı kendi tekelinde gördüğünden gecikmeden tartışmaya dahil oldu. Kemal Kılıçdaroğlu "AB'nin yolu Osman Kavala'yı, Can Atalay'ı, Selahattin Demirtaş'ı serbest bırakmaktan geçer" diyerek pozisyon aldı.

"AB'nin yolu..." kalıbını ilk olarak rahmetli Mesut Yılmaz dillendirmişti. "AB'nin yolu Diyarbakır'dan geçer" sözü, siyasi literatüre girdi ve o gün bugündür AB'ye selam çakmak isteyen siyasiler hep bu kalıbı kullanır oldu.

Oysa dünya durumunda köklü değişiklikler olmazsa, şayet büyük bir savaş kapıda değilse, Türkiye'yi olmazsa olmaz bir müttefik olarak bellemedilerse, küresel politikalarda ciddi bir değişiklik yoksa Türkiye'nin AB'ye alınması söz konusu bile olmaz.

Batı sistemi, Türkiye'yi güçlendirecek hiçbir adıma ya da açılıma, ittifak sistemine yeşil ışık yakmaz. Türkiye'nin NATO'ya alınmasına bile bugün bin pişmanlar. Kaldı ki AB'ye hiç almazlar.

Türkiye'yi çözecek ve ayrıştıracaksa, zayıflatıp güçten düşürecekse, pek tabii olur. Türkiye'yi parçalayacaksa bugüne kadar kapalı görünen tüm yollar sonuna kadar açılır.

Türkiye'nin AB'ye katılım koşulları da şartları da bunlardır.

Bu gerçeği bilenlerin başında da Cumhurbaşkanı Erdoğan geliyor.

Türkiye gemisini idare etmek, sakin limanlara yanaştırmak ve gemidekilerin hayatta kalmasını sağlamak onun sorumluluğunda. NATO zirvesindeki müzakerelerde de durumu gayet iyi yönetiyor. Küresel sistemin kurtlarına karşı Türkiye'yi savunmak, ülkesini yedirmemek her babayiğidin harcı değil. Hariçten gazel okumakla dış politika yönetilmez.

Şüphesiz, Kemal Kılıçdaroğlu'nu AB'ye almakta bir beis görmezler. Kılıçdaroğlu, siyasi olarak "güçlü Türkiye" hedefine karşıtlığı temsil ediyor. Seçimlerde birleştirdiği, arkasına aldığı siyasi ittifak da öyle. "AB'nin yolu Osman Kavala'dan, Selahattin Demirtaş'tan geçer" dedikten sonra zaten istikamet bellidir. Türkiye'yi çözecek, zayıflatacak, kurtların önüne atacak olduktan sonra her kapıyı açarlar. Kılıçdaroğlu'nun bunu da bir maharetmiş gibi millete satmaya kalkması en kibar tabirle utanç verici ve ayıp!

<p>İsrail ve Filistin arasında 24 Kasım'da varılan esir takası anlaşması kapsamında dün serbest bıra

'Yakılmakla, tecavüzle tehdit edildim”... İşgalci İsrail'den rehinelere insanlık dışı zulüm

İşgalci İsrail Gazze Şeridi'ne yardımları engelliyor

Dikkat: 300 bin TL ile 350 bin TL arası! Bu otomobiller adeta kapış kapış gidiyor…

Büyük Merdiven'' 1 Aralık'ta ziyaretçilere açılacak... Antik Mısır eserleri sergilenecek