• $ 5,9121
  • € 6,5245
  • 284.653
  • 93981.4
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Kültür-sanat özeleştirisi

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri geçtiğimiz günlerde sahiplerine takdim edildi. Bu ödül, kültür ve sanat alanında devletin en yüksek makamından başlayan bir muhasebeye de vesile oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada kültür ve sanat alanındaki sorunlara dair kültür-sanat camiasında da anlam bulan bir eleştiri/özeleştiride bulundu. Bu eleştiriyi hem son 15 yıldır ekonomiden demokratikleşmeye, sağlıktan ulaştırmaya pek çok alanda gerçekleşen atılımlara paralel bir kültür-sanat hamlesinin yapılamamasına atıf olarak okumak mümkün, hem de, bu eksikliğin daha köklü bir sorun olduğu gerçeğinin ifadesi olarak değerlendirmek mümkün. Zira Cumhurbaşkanı, ifadesinde 'son iki asırdır arka arkaya maruz kaldığımız travmalar bizi beka sorunumuza öylesine odakladı ki, diğer hususlara yeteri kadar zaman ayıramadık, enerji sarf edemedik. Yeni devletimizi kurarken pek çok alan gibi kültür-sanat konusunda da bana göre yanlış bir stratejiyi tercih ettik… Diğer alanlarla birlikte kültür-sanatta da sadece üzülerek söylüyorum kopya çektik, taklit ettik, üstelik onları da kötü bir şekilde yaptık…' dedi.

Cumhurbaşkanı'nın bugünü de mündemiç bu köklü eleştirisi yüzeysel Batılılaşma tarihimizin kültür-sanata bakan yönünü net şekilde özetliyor. Ne yazık ki, gelenekle tüm bağların koparıldığı modernleşme hikayemiz, tarihsizleşip, köksüzleşerek yüzeysel bir taklitçiliğe yönelmek durumunda kaldı.

Geçmişin yüklerini tespit edip, kayda geçirmiş olmakla birlikte bugün geldiğimiz noktada da yine parlak bir durumda olmadığımız aşikar. Kültür, hayatın her alanını kuşatan bir alan. Mimariden musikiye, edebiyattan görsel sanatlara, gastronomiden modaya, adeta soluduğumuz havadaki her şey kültürün parçası. Daha önemlisi kültür diğer alanlardan da bağımsız değil. Her türlü siyasi ve bürokratik alana bakan yönü var. Kültür ve Turizm başta olmak üzere Çevre ve Şehircilik, Milli Eğitim ve Ulaştırma'dan tutun da, bir yumuşak güç aracı olarak kültürel diplomasiye kadar Dışişleri'ni de kapsayan geniş siyasi alan, kültür konusuyla ele alınması gereken politika üretim mecrası. Söz gelimi, kentlerin tarihi dokusunun korunması meselesi, bir ucu kültüre, estetiğe, sanata dayanırken, diğer ucu inşaat sektörüne, kalkınmaya, şehirleşmeye dayanıyor. Biri diğerini takip eden değil, iç içe geçmiş boyutlar. Turgut Cansever bakışının eksik olduğu bir şehirleşmenin ne durumda olduğunu hemen her şehrimizde/kentimizde acı biçimde görüyoruz. Keşke şehirleşmeyi teşvik ederken, gerçek anlamda bir medenileşmeyi de sağlayabilseydik. TOKİ inşaatçılığını kültürel bir zemine oturtabilseydik. Müteahhit zihniyle değil, mimar mantığıyla bir kentsel kalkınma modeli geliştirebilseydik.

Türkiye gibi kültür ve sanat alanında dünyanın hiçbir ülkesiyle mukayese dahi edilemeyecek birikime sahip bir ülkenin çok daha esaslı bir kültürel kalkınma vizyonu geliştirmesi ve bunu da yayması gerekiyor. Tabelasında 'Kültür' yazmasa dahi, tüm bürokratik kurumların, rafine bir estetik anlayışla kendi konusuna bakabilmesi icap ediyor. Bu da tüm mesleki alanlardaki insan kalitemizin temel bir estetik ve kültürel arka plana sahip olarak yetişmesini zaruri kılıyor. Yine iş eğitime dayanıyor. Sanat eğitimini, estetik bakışı, kültürel birikimi okul müfredatlarına layıkıyla yerleştiremediğimiz sürece, kültür ve sanat hep sırada bekleyen ilgi alanı olarak kalmaya mahkum. Belki de işi Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Ödülleri'nin bu yılki sahiplerinin duyarlılıklarını daha iyi anlamak ve yeni nesillere onları tüm yönleriyle tanıtmakla başlıyor.

<p>Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusu tarafından Fırat Nehri’nin doğusunda gerçekleştiri

Terör Örgütünden Bayrak Oyunu

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Çok sayıda silah ele geçirildi... İlçeden son fotoğraflar geldi

Tel Abyad'ı silah deposuna çevirmişler!