• $ 6,0554
  • € 6,5653
  • 307.841
  • 120151
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Kriz üreten yapının sonu

Gündelik tartışmaların dışına çıkılıp bakıldığında gerçeğe yaklaşmak, ne olduğunu anlamak daha mümkün görünüyor. Bir anlamda, o bitmek tükenmek bilmeyen kısır tartışmaların da neden sürdürüldüğü daha iyi kavranabilir.
Türkiye’de siyasal ilişkilerde, daha dar anlamda ise devlet geleneğinde hakim anlayış, toplumu bütün düzeylerde kuşatmak isteyen, adeta toplumsal alanı “devlete tabi kılmaya çalışan bir yapının” mevcudiyetidir. Bu yapının belli bir dönem bu amacını gerçekleştirdiğini, topluma nefes alacak bir alan dahi bırakmadığını söyleyebiliriz.
Her şeye rağmen, bu ilişkilerin sürdürülmesinin, ilânihaye devam etmesinin söz konusu olmayacağı da hesaba katılması gereken bir durumdur. Çünkü toplum denilen varlık alanı, durağan olmadığı gibi, içinde taşıdığı farklılaşma, yenilenme ve değişme eğilimleriyle, hangi yönde evrileceği dahi kontrol edilemez niteliklere sahiptir.

Krizlerin kaynağı

Türkiye’nin krizli yapısı veya “kriz üreten yapısı” diye bahsettiğim husus, tam da bu meseleyle ilgilidir. Bir tarafta devlet denilen, beşeri unsurlarıyla, ideolojisiyle, çeşitli alt kurumlarıyla her şeye muktedir olmak isteyen bir yapı, diğer tarafta ise tarihsel-kültürel birikimiyle, farklı toplumsal örgütleriyle, farklılaşmış toplumsal aktörleriyle, çeşitli toplumsal hareketleriyle, nihayet farklı bireyleri ile değişmeye açık, değişme üreten bir yapı söz konusudur.
Bu durağan, mutlakiyetçi, monolitik ve emir-komuta zihniyetindeki “siyasal yapı” ile; değişim üreten toplumsallıkların yarattığı çelişkiler, Türkiye’nin yaşadığı krizlerin temel nedenidir. İster siyasal krizler, ister ekonomik krizler, isterse toplumsal krizler mevzubahis olsun, hepsine yol açan mekanizmanın aynı karakterde olduğunu görmek gerekir.
Günümüzde bu krizli yapının sonunu getirecek olaylar yaşanmaktadır. Bu yapının çözülmesi ya da tasfiye edilmesi, “toplumsal yapının ürettiği değişim gücünün”, siyasal yapıdan gelen baskıyı, onun ağırlığını etkisiz hale getirmesiyle mümkün olabilir.
Nitekim öncelikle toplumda ortaya çıkan değişme eğilimlerinin, bu yapıyı üç farklı düzeyde sarsarak, onu işlemez hale getirdiği görülmektedir. Bunlardan ilki toplumun “yenilik yaratma ve özgürlük talebidir” ki bu, değişimin en önemli işlevidir. Bunun mekâna yansıması demokrasi talebiyle ortaya çıkmıştır. Muhtelif toplumsal gruplar, monolitik siyasal anlayışın, “insanları tarihsizleştiren, kendi kültür değerlerine müdahale eden” anlayışının karşısında, “kültürde muhafazakâr”, “sorun çözmede yenilikçi“ bir tavrı benimseyerek, buna cevap vermişlerdir.

Neyin değişimi

Bunu ikinci bir değişim dalgası takip etmiştir: Yeni bir ekonomik zihniyet ve davranış olarak girişimcilik ve üretimde yenilik yaratmak. Türk küçük işletmelerinin gösterdiği hızlı büyüme, gücünü bu davranış kodundan almaktadır.
Üçüncü bir dinamizm ise, şehirleşme sürecinin ortaya çıkardığı ekonomik ve toplumsal gelişmelerle ilgilidir. Son 30 yılda yaklaşık 27 milyondan fazla insanın şehirlere doğru hareket etmesi başlı başına bir toplumsal dönüşüme işaret etmektedir.
Bütün bunlar olurken, eski siyasi ilişkileri sürdürmek, bunu üreten yapıyı yaşatmak ne kadar mümkündür. Toplumsal değişmelere rağmen, bu eski siyasal yapının yaşaması, karşı karşıya gelmesi demek, krizlere açık olmak demektir.
Eski yapının, kapalı sistemin son kalesi cumhurbaşkanlığı kurumunun, halkın doğrudan tercihleriyle değişmek durumunda kalması, “eski işlevlerini kaybedecek olmasının” yeni tartışmalara yol açması tesadüf değildir. Bütün bunlara, toplumsal ve siyasal ekseninde ortaya çıkan karşıtlık ve çelişkiler içerisinden baktığımızda, mesele daha anlaşılır hale gelecektir. Başbakan Erdoğan’a yöneltilen saldırıları da bu çerçevede ele almak, gerçeğin ne olduğunun anlaşılmasına katkı yapacaktır.

<p>Türkiye´deki farklı birliklerden takviye amacıyla Hatay´ın Reyhanlı ilçesine gönderilen ve ilçede

Komando Ve Askeri Araçlar Sınırda! Vatandaşlar Hoparlörden Fetih Suresi´ni Okudu

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Bağışıklık Güçlendiren 10 Tüyo...

'Doğduğun Ev Kaderindir' dizisi ne anlatıyor? Sosyolojik analiz...