• $8,3379
  • €9,9286
  • 485.333
  • 1407.74
1 Eylül 2015 Salı

Hem Aryen hem İslam Cumhuriyeti

İran rejimi, ABD’nin 2003 yılındaki Irak müdahalesinden sonra bölgesel bir jandarma rolüne pek hevesli. Bu amacına ulaşmak için askeri güç kullanmaktan da çekinmiyor. Irak’ta, Suriye’de, Lübnan’da, Yemen’de İran askerleri ve özel kuvvetleri var. Asker gönderemediği yerlerde de terörizme destek veriyor. Türkiye’de PKK eylemlerinin ardında politik, ekonomik ve lojistik alanlardaki İran parmağı gözden kaçmıyor.

Batılı devletlerle nükleer çerçevede yaptığı sürpriz anlaşmayla pervasızlaşan İran, Irak’taki Sünni Araplara, Barzani yönetimindeki Kürt özerk bölgesine ve Suriye muhalefetine tehditler yağdırıyor, Türkiye’ye karşı haddini aşan bir üslup kullanıyor ve bu tavrında Batılı ülkeler arasında sadece Almanya’dan anlayış buluyor. Almanya, İran ile olan ittifakını tıpkı 90’lı yıllarda olduğu gibi bugün de sürdürüyor.
Eski bir Nazi sempatizanının oğlu olan Alman Başbakan Yardımcısı’nın Tahran’a yaptığı yıldırım ziyaret ve Siemens’e ait Kraftwerk Union’un İran’ın nükleer çalışmalarına katkıları Alman-İran cephesinin görünür belirtileri. Tabii asıl ittifak ise PKK konusunda, terör örgütünün bir adresi İran’da ise ikinci adresi de Almanya’da. Almanya’nın aslında hiç değişmeyen resmi tarih anlayışı ve o doğrultudaki dış politikası İran’a özel bir ağırlık veriyor.
Daha 19’uncu yüzyılda Kont Gobineau ve Renan gibi ırkçı ve sömürgeci Avrupalı düşünürler Pers devletini adına aryen dedikleri hayali bir üstün ırkın atayurdu ilan edip göklere çıkarmışlar, Farisi aydınlar ise bu dar kafalı ve saplantılı görüşlere büyük bir hayranlık duymuşlardı. Hitler’in 1933 yılında iktidara gelmesinden sonra o zamanki Pers lideri Rıza Şah ülkesinin ismini Nazi medyasının görüşlerine uygun olarak bir kararnameyle değiştirmiş ve İran yapmıştı. 31 Aralık 1934’de Tahran’a bir salonda Şah tüm hamasetiyle Zerdüşt’ün Avesta kitabındaki Airyanem ibaresinden hareketle ülkesinin yeni adını ilan ettiğinde en ön safta Nazi subayları oturmaktaydı. İran’ın yeni adıyla ilk çıkarttığı yasa 7 Ocak 1935’te kadınlarda tesettürü yasaklamak oldu. Nazi Almanyası İran’a bunun ödülünü verdi ve ırkla ilgili Nürnberg yasalarında İraniler safkan üstün ırk mensubu olarak kabul edildiler. Almanlar kendi hayallerinde yarattıkları İrani ırka olan sevgilerini belirtmek için Şah’a 7500 kitaptan oluşan bir Nazi kitap koleksiyonu hediye ettiler.
1979 yılında kendisini İslam Cumhuriyeti olarak ilan eden rejim, gerçekten İslamî olsaydı herşeyden önce bu ırkçı ve kafatasçı ideolojiyi reddeder ve ‘Aryen-İran’ ismini sorgulardı. Zaten bu sorgulamada bulunmadıkları için 10 yıldır Irak’taki Maliki milislerinin Sünni katliamına ve zalim Esat’ın Suriye halkını yok etmesine destek veriyorlar. 30 yıldır kimi zaman doğrudan, kimi zaman müttefikleri Esat ailesi eliyle terörist PKK’yı kulanıyorlar. Ne yazık ki bu rejim Türkiye’de sadece bazı mezhepçiler arasında değil, bazı muhafazakarlar arasında da etkili olabiliyor.
Türkiye Şiileri ve Alevileri anlamalıdır ki, İran rejiminin amacı mezhep savunusu değildir, küçük bir din adamları aristokrasinin ülke ve bölge egemenliğidir. Nitekim, Airyanem Şahr (İran) adının ilk kez kullanılması da din adamları sınıfının iktidarda olduğu Zerdüşt Sasani dönemindedir. Zerdüşt dinindeki Velayet-i Faki sistemiyle 1979 sonrası yeni molla rejimi arasında özde fark yoktur. İran’ın adı bile rejimin asıl karakter ve amacını ortaya koymaya yeter. İran destekli bu kadar katliamdan sonra ve PKK ilişkisi deşifre olmuşken hâlâ molla rejiminin peşinden koşan Oğuzhan Asiltürk gibi politikacılara ise söyleyeceğimiz bir şey kalmamıştır. Şimdi 90’ları daha iyi anlıyoruz.

<p>Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 'Son 5 günde 132 yangından 125'ini kontrol atına aldık, 7

Orman yangınlarıyla mücadele

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor

Bursa'da kaza yapan 2 tır alev alev yandı

Kapıkule'de uyuşturucu, külçe altın ve kaçak eşya ele geçirildi