• $8,2802
  • €9,9952
  • 482.726
  • 1427.73
21 Mart 2015 Cumartesi

Darbe olmayınca cezaları kesildi

Taraf gazetesi kurucularının vesayetin geriletilmesinde hiçbir katkıları olmamıştır. Hiçbir zaman gazeteci gibi değil, her zaman bir operasyonun görevlileri olarak anılacaklardır. Bu iki kurucu, operasyon biter bitmez medya tarihinde hatta siyasette görülmemiş şekilde Taraf gazetesinden hiçbir açıklama yapmadan birdenbire ayrılmışlardır. Gidişleri de gelişleri kadar ilginç olan bu insanların günah hanesinde çok sayıda haksızlık ve acı varken kendilerinde hâlâ söz söyleyecek cüret bulabilmeleri, hâlâ kendilerini askeri darbeyle savaşan kahramanlar olarak sunmaları şaşırtıcıdır.
Askeri rejimle yönetilen ülkelerde demokrasiye geçildiğinde üst düzey generallerin yargılanıp mahkûm edilmeleri dünyada rastlanan olaylardandır. Bu ülkelerde, bazen de bir darbe kalkışması başarısızlıkla sonuçlanır, ayaklananlar yargılanıp cezalandırılır. Uzun bir süreden beri askerlerin etkili olduğu ülkelerde ise bu etki azalmaya başlamışsa, asker dış güçlerin kendisinden beklediği misyonu yerine getiremiyorsa anlaşılması daha zor karmaşık bir durum doğar. İşte Türkiye’de son 12 yıldır yaşanan budur.
Kemalist bir vesayet rejiminin 1920’lerden beri etkin olduğunu iddia edenler de dahil herkes, 50 yıl kadar süren Soğuk Savaş dönemini bilir. O dönemde Washington aksırsa Türkiye nezle oluyor, genelkurmay başkanları hatta başbakanlar bir büyükelçinin karşısında el pençe divan duruyordu. 27 Mayıs darbesi dakika başı tekrarlanan ‘NATO’ya, CENTO’ya bağlıyız’ anonslarıyla yapıldı. Evren ile Reagan arasındaki ilişki, Bulgar Jivkov ile Sovyet lideri Brejnev arasındaki ilişkiden farklı değildi. Bu ilişki bir patron-kâhya ilişkisi gibiydi ve askeri vesayet varsa eğer, kâhyanın patron adına yürüttüğü bir vesayetti. Buna ABD siyasetçileri ‘liderlik pozisyonu’ diyorlardı. Nitekim ABD Savunma Bakan Yardımcısı Wolfowitz 2003 yılında “Irak konusunda Türk ordusu gereken liderliği göstermedi” ifadesini kullanmıştı. Bundan ne anlaşılmalıydı? Türkiye’yi asker mi yönetiyordu? Evet, o dönem ülkeyi son analizde asker son sözü söylemeye devam ediyordu ve patron bu kâhyanın yönetiminden hiç mi hiç memnun değildi.
Wolfowitz, bu ifadesi haklı olarak eleştirilince Boston Globe gazetesine bir mektup göndererek “Türkiye’nin parlamenter sürecine uygunsuz bir askeri müdahaleyi önererek Türk demokrasisine zarar vermeyi amaçlamadım” şeklinde bir açıklama yapmıştı. Eskilerin deyimiyle bunun aslında bir ‘tevil yollu ikrar’ olduğu belliydi. Parlamenter süreç kalsa bile ‘uygun’ girişimler yapılmalıydı ama olmadı. Daha sonraki dönemde Türkiye’de ordu içinde bazı kıpırdanmalar vardı. Fakat bunların hiçbiri istedikleri sonucu vermedi, teşebbüs aşamasına bile ulaşmadı. 2007 seçimleri yaklaştığında ülke aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı seçim sürecine girmişti. Orada da mağlup olan AK Parti karşıtları askeri müdahaleden umudu kesmiş olmalı idiler ki, çok haksız bir zeminde de olsa, mücadeleyi hukuksal planda devam ettirme kararı aldılar ve kapatma davası açtılar. Askeri darbeyle sonuçlanması düşünülen bir planlamanın içinde bulunsalardı hukuksal bir sürece asla girmezlerdi. Sonunda askeri vesayetçilerin yargı içindeki ağırlığına rağmen AK Parti kapatılamadı ve vesayet, demokrasinin gücüyle tasfiye edildi. Ne askeri ne de hukuksal darbe oldu. ABD’nin arzuladığı ‘gerekli liderlik’ ordu tarafından gösterilmeyince ülkeyi başka bir ‘liderliğin’ yönetmesi istendi ve Taraf gazetesi işte bu aşamada devreye girdi.
Taraf kurucuları, Ergenekon ve Balyoz davalarıyla bir taşla iki kuş vurmaktaydılar: ABD’nin darbeyle görevlendirdiği asker ve sivilleri başarısızlıklarından dolayı cezalandırmak ve onlardan boşalacak yerlere sadık paralel elemanlar yerleştirmek. Bu stratejilerinde darbelerden çok çekmiş olan halkın duygularını istismar ettiler. Kamuoyunu acımasızca ikiye böldüler ve kolayca kapanmayacak yaralar açtılar. Sonuçta, askerler darbeye kalkıştıkları için değil, darbe yapmadıkları ya da beceremedikleri için küresel kontrgerilla unsurları tarafından cezalandırıldılar.

<p>Kastamonu'nun Cide ilçesine düşen yıldırım sonucu 6 ev çıkan yangın sonucu kullanılamaz hale geld

Kastamonu'da yıldırım düşmesi sonucu 6 ev alev alev yandı

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı