• $7,3644
  • €8,9663
  • 442.498
  • 1568.61
30 Eylül 2012 Pazar

Zenginden vergi mi dediniz?

Ekonomide zor, çok zor bir yıl geliyor. Tahmin edilen ve korkulan şey 'yeni bir
kriz değil.'
2013, uzun bir 'durgunluk dönemi'nin belki ilk ve en can yakıcı senesi olacak.
Dünyanın dört bir tarafındaki gelişmiş ülkelerin bütçelerine bakınca başımıza gelecekleri kolaylıkla anlayabiliriz.
ABD, Almanya ve Fransa gibi dünya ekonomisinin hem göstergesi hem de lokomotifi olan ülkelerin 2013 bütçelerindeki tercihleri, harcamalardaki kesintileri, yeni para ve vergi politikaları yaklaşan fırtınanın habercisi. Bütün dünyayı artan işsizlik, büyümenin yavaşlaması ve durması gibi sorunlar bekliyor. Yüksek dış borç problemi de aslında olduğu yerde duruyor. 
Elbette küresel sistemin bir parçası olan ve liberal ekonomik politikalar uygulayan Türkiye de bundan etkilenecek. Dolayısıyla Merkez Bankası'nın ve ekonomi yönetiminin temkinli pozisyonlarını koruması son derece yerinde. Fakat aynı zamanda çapraz 'ateş altındalar.'
Küresel kriz nasıl ki; hükümetleri devirdiyse, kuşkusuz onun artçı sarsıntısı olarak ekonomik küçülme ve durgunluğun da ciddi siyasal sonuçları olacak. Başkanlık seçimi heyecanındaki ABD, Obama ve Romney arasında zenginler-fakirler kavgasının tam ortasında. 'Asalaklar' skandalı henüz çok taze. Sağlık reformu kavgaları da unutulmuş değil.
Almanya görece iyi durumda ama içten içe 'kim kimi ne kadar sübvanse edecek?' kavgası sürüyor.
Ama özellikle Fransa zor durumda. Paris yönetimi çok ciddi kesintilerin, vergi artışlarının hazırlığını bütçede somutlaştırıverdi. Başbakan'ın 'zenginden vergi' sorusuna verdiği yanıtı derinlemesine anlamak için önümüzdeki süreçte Batı ülkelerindeki uygulamaların kısa vadeli sonuçlarına bakmak gerekecek. 

GÜL'ÜN UYARISI...
Büyük ekonomik krizi minimum hasarla atlattık. Ancak gelecek yıl için nelerin öngörüldüğü konusunda hararetli tartışmaların içine şimdiden girmiş bulunuyoruz.
'Orta gelir tuzağı' kavramını gündeme getiren Cumhurbaşkanı Gül'ün pazartesi günü TBMM'nin açılış töreninde de konuşmasının ağırlıklı bölümünü ekonomiye ayıracağı ve uyarılarda bulunacağı ortaya çıktı. Ali Ekber Ertürk'ün dün gazetemizde yer alan haberine göre Türkiye'nin son yıllardaki ekonomik performansından övgüyle bahsedecek olan Gül, yapısal reformların yavaşlamasından şikayet edecek. Cumhurbaşkanı cari açık ve mali disiplin konusundaki risklere dikkat çekecek.
Ekonomi yönetimi arasında son zamanlarda yaşanan polemikler bağlamında konuya bakınca, bu hayli ilginç olacak. Türkiye, son on yıldaki performansıyla yetinemez. Orta gelir tuzağına kapılmamak için çok ciddi hamlelere ihtiyaç var. Kişi başına geliri ikiye katlayacak, teknolojiyi geliştirecek ve ilk on ülke arasına girecek bir yapı için tek çare radikal reformlar. Ama şu anda Ankara'da öyle bir hava yok. Bulunduğumuz noktayla yetinebilir miyiz?

BARIŞTIRICI YAPI ARAYIŞI...
Bütün bu tartışmaların 'dip dalgası' olduğu için önemlidir...
Hükümetle TÜSİAD arasında geçtiğimiz hafta yeni bir polemik yaşandı. İşin renkli ve magazinel boyutunu bir yana koyalım. TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner önceki gün kayıt dışı ekonomiye işaret etmiş ve bunun 'ekonominin en önemli sorunu' olduğunu vurgulamıştı. Böyle bir ekonomik yapıya sahip bütün ülkelerde ağırlıklı olarak Kurumlar Vergisi'nin büyük firmalar tarafından ödendiğini ve dolaylı vergilere yüklenildiğini hatırlatan Boyner, 'Türkiye'de Kurumlar Vergisi'nin yani (dolaysız vergilerin) yüzde 85'inin TÜSİAD üyeleri tarafından verildiğini' vurguladı. 'Vergi tabanının dağılımını yapısal sorun' olarak gösteren TÜSİAD Başkanı, dolaylı vergilerin içinde de firmaların önemli bir paya sahip olduğunu söyledi. Artık Türkiye ve hükümet Anadolu-İstanbul ikilemini bir yana bırakmalı. Biz bir bütün ülkeyiz. Sıçramak için hem KOBİ'lere hem de büyük sanayiye ihtiyacımız yok mu?
Kemal Derviş, birkaç gün evvel kimi uyarılarda bulunmuştu. Orta vadede iyimser olduğunun altını çizen Derviş, 2013 için dikkatli olmak gerektiğini söylemişti. Şu cümlesini ise tekrar tekrar okumalı: 
'Siyasal güven ve insanları barıştıran bir siyasi yapı ekonomi için çok önemli.'
Derviş haksız mı?
Reçete belli:
Ekonomide yapısal reformları tekrar hayata geçirmek.
AB yörüngesine dönmek. Böylece siyasal reformları da gündeme almak.
Özgürlükçü bir dalga yaratmak.
Çatışma havasını dağıtıp, iklimi yumuşatmak.
Bugünkü kongreyi Ankara'da, bu gözlerle inceleyeceğim. Bir umut var mı ona bakacağım...

<h3>Başkan Erdoğan: Görev değişiklikleri mutlaka olacak</h3><p>Başkan Erdoğan 2 ilde düzenlenen AK P

20 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'dan ayrıldı

Bakan Kasapoğlu, Samsun'da kano durgunsu parkuru inşaatında inceleme yaptı