• $8,0669
  • €9,6848
  • 460.606
  • 1408.14
20 Haziran 2011 Pazartesi

Yaşasaydı hala çok genç olacaktı

Babamı, çok genç yaşında kaybettim. Hastalığını ilk öğrendiğim andan itibaren başımı hastane duvarlarına vururken hep aynı isyan duygusu içindeydim, '54-55 yaşındayken nasıl ölebilir...'
Dün düşündüm de, yaşasaydı hala çok genç olacaktı. 64 yaşında.
Son 9 yıldır yaşamın 'yeri doldurulamaz, geri döndürülemez' yanını onun yokluğunda öğrendim. Özlemenin gerçek anlamını da...
Biliyorum, doğum gibi ölüm de doğanın bir gizemi. En büyük gizemlerinden biri...
Babalar Günü'nde onu ziyarete gitmeyi bir hafta erteledim. Başka bir görev için...
Dün bir nikah töreni vardı. Ömer Fehmi Gülben'in nikahı...
Babalar Günü'nde...
Ömer Fehmi bizim emektar bir çalışanımızın, Mehmet Ali Gülben'in oğlu.
Düzeltmen olarak gazetemizde yaşardı. Çalışırdı diyemem, yaşardı. Fedakarlığını, çalışkanlığını, titizliğini ve üstün niteliklerini anlatmaya kalksam, beceremem. Bir buçuk yıl önce aniden kaybettik.
Gün boyu düşündüm; babalar, oğullar, büyüme ve hayat üzerine...

BABALAR VE OĞULLAR
Bugünlerde Nurdan Gürbilek'in 'Benden Önce Bir Başkası' kitabı elimde. Aslında bitirdim, ikinci okumayı da yapıyorum. O edebi boyutuyla 'babalık' konusunu incelemiş, bende farklı çağrışımlar yaptı. Evet, babalarla ilişkimiz yaşam boyu sürer. Onlar hayatta olsa da olmasa da...
Bir boyutuyla güç ve iktidar imgesi babalarımız... Hayatımızdaki ilk otorite. Büyüme dediğimiz şey biraz da ilişkiyi nasıl dönüştürdüğümüz. Ben şanslıydım en küçük bir çatışma yaşamadım. Nurdan Hoca kitabında çatışmalı baba-oğul ilişkilerinden bahsediyordu.
'Bir çocuğun babasına yazabileceği en suçlayıcı cümleleri içeren' Kafka'nın Babama Mektup'u ile Oğuz Atay'ın 'daha sevecen bir eleştirellikle kaleme aldığı' Babama Mektup'u arasındaki farktan...

ÖNDE YÜRÜYEN DEĞİL, KOLUMUZA GİREN BABALAR
Ben, babasına hep hayran olan ve onu seven oğullardanım. Şanslıyım. Çünkü o sevgisini ve şefkatini belli eden babalardandı. Oğluyla ilişkisini iktidar kurma aracı haline getirmemiş bir baba. Hep güvenirdi. Bunu da gösterirdi. Hatalarımda bile, 'Sen yanlış yaptıysan, sen düzeltirsin' derdi. 30 yıl boyunca bir tek gün bile güvensizlik ve hoşnutsuzluk duygusu yaşatmadı. Sorumluluk yüklerdi. Çocuklarının önünde yürüyen değil, onların koluna giren ve onlarla beraber yürüyen bir baba. Beni ben olduğum için seven. O zaman da tabii ki insan daha çok bağlanıyor.

AYNAYA BAKINCA KİMİ GÖRÜRÜZ?
Dünkü nikah töreninde Mehmet Ali Bey yoktu, fiziken yoktu. Ömer Fehmi hayatının en mutlu anlarında babasının o salonda olduğunu duyumsamıştır. Hüzünlenmiştir de...
Ben de o tören sayesinde babamı hatırladım, Mehmet Ali Bey'i hatırladım.
Son zamanlarda aynaya baktığımda babama çok benzediğimi görüyorum. Yaş ilerledikçe daha çok benzediğimi... Sokakta, doğup büyüdüğümüz caddelerde, yaşanmışlıklarda onun izini ararken aynada buluyorum. Kendimde yaşatıyorum babamı. 
Babalarımız, uzaklara gitseler bile içimizde kalıyor. Ruhumuzda, zihnimizde, geçmişimizde ve her anımızda. Mehmet Ali Bey de oğlunun mutlu gününde Yunus Emre Salonu'ndaydı. Hissettim. Ben de babasını özleyen bir oğuldum. Gelecek pazar onu görmeye gideceğim.

<p>Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile görüşmesinde ger

Dendias provokasyon için mi geldi?

Fenerbahçe, Medipol Başakşehir maçı hazırlıklarını sürdürdü

Amerikalı Rapçi Kanye West'in ayakkabısı 2 milyon dolardan satışa çıktı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, KKTC'de