• $15,9773
  • €16,8078
  • 931.973
  • 2393.61
3 Kasım 2011 Perşembe

Üniversitelerin sessizliği doğru mu?

YÖK, otuz yıldan fazladır Türkiye'nin gündeminden hiç düşmüyor. Belki de 12 Eylül ürünleri içinde hedef tahtasına en fazla oturtulanı...
Son zamanlarda eleştiriler üç konuda yoğunlaşıyor.
Neler mesela?
-Üniversitelerin sesi artık hiçbir konuda çıkmıyor.
-İktidarlar, şimdiki dahil sürekli 12 Eylül'ü eleştiriyor ama YÖK'e hiç dokunmuyor.
- 'Türban konusu çözüldü, sorun çıkaran çok az hoca kaldı' diyen YÖK Başkanı tehdit mi ediyor.
Elbette daha pek çok konu var. İki gündür yayınladığımız söyleşide hepsini konuştuk. Ben de izlenimlerimi aktarayım.
Başkan Özcan, göreve geldiği günden bu yana, dört yıldır her ay düzenli olarak Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile görüşüyor. Gül'ün ve Erdoğan'ın yüksek öğretime olan ilgisinin en açık kanıtı bu. Bire bir takip ediyorlar. YÖK Başkanı'nın yanına da sürekli olarak valiler, vekiller, rektörler geliyor. Her ile üniversite açma projesinin siyasi yansımaları ve sosyal etkileri yüksek. 
Detaylarını okumuşsunuzdur, Başkan Özcan 'üniversitelerin sessizliği'ni olağan karşılıyor. 'Eskiden çok politize olmuştu. Dünyanın
hiçbir yerinde üniversiteler hükümetlerin işine karışmaz' görüşünde. Bu sözü akademik dünya değerlendirecektir. Eskiden kantarın topuzunun kaçtığı doğru. Üniversiteler siyasi partilerin ya da hükümetlerin tarafı olmamalı, tamam.
Ama uygulamalara da akademik gözle eleştiri getirmelerinden daha doğal ne olabilir?
Özcan, diğer yandan YÖK'ün yıpranmasına da çare arıyor. Adını bile değiştirmekten yana. Yetkilerini de çok fazla buluyor. Değişiklikler için çalışmalar hızlanmış. Ama siyasi otorite 'şimdilik frene basın' talimatı vermiş.

ÖZEL ÜNİVERSİTEYE YEŞİL IŞIK
Burada araya girdim, çok ilginçti. Ayrıntı öğrenmeye çalıştım. YÖK'ün yapısı ve yasasıyla ilgili değişiklikler konusunda siyasi otorite 'Anayasa, öncelikli. Gündemi ona göre ayarlayalım. YÖK arkadan gelir. Şimdi tartışma açmayın' demiş. Fakat anayasa değişikliği gerektiren çok önemli bir hazırlıkları var. Vakıf üniversitelerinin fiilen özel üniversite gibi çalıştığına inanıyorlar. Bunu da bir zamanların özel televizyonlarına benzetiyorlar. Özcan, 'İsteyen özel üniversite kurabilsin'
diyor. Bunun için anayasa değişikliği gerekiyor.

'YABANCI DİLDE ÇOK KÖTÜYÜZ'
YÖK Başkanı Özcan'ın en büyük üzüntüsü akademik dünya dahil yabancı dil bilgisindeki yetersizlik. Yazılmamak üzere dramatik örnekler verdi. 'İngilizce öğretemiyoruz. Paramız var, bütün hocaları yurtdışına göndermek istiyoruz' diyor ve rakamlar veriyor. Son krizin ardından ABD, Kanada ve Malta'da dil eğitiminin çok ucuzladığını anlatıp, daha fazla sayıda akademisyeni ve üniversite hazırlık öğrencisini gönderme planlarından bahsediyor.
Hangi üniversiteleri başarılı bulduğunu sordum; vakıftan, kamudan ve Anadolu'daki yeni üniversitelerden ikişer örnek verdi. Bir de hızla yükselen üç üniversitenin isimlerini... 'Daha çok rekabet edecekler, bunu istiyoruz, daha da büyüyecekler' diyerek iddiasını da tebessümle ortaya koydu.
Yusuf Ziya Özcan renkli bir kişilik. Zor bir dönemde, kamuoyu algısı da kötü olan bir kurumun başında. Çok da tartışıldı. Nihai hükmü tarih verecek ama şurası kesin, bu olağanüstü dönüşüm sürecinin mümkün olduğunca hasarsız atlatılmasında onun payı büyük. Bence en önemli icraatı, Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığıyla birlikte ortaya çıkan havayı iyi değerlendirerek, üniversitede türban sorununu mümkün olduğunca sessizce çözebilmiş olmasıdır.

<p class='MsoNormal'>Sakarya Üniversitesi, Üniversiteler içiresinde düzenlenen  'Bahar Festivali' et

Bahar Festivalinin Yeni Adı: SAÜFEST

Yavrusu için kendini feda etti! Vahşi doğanın acımasız yüzü

ABD 50 yıl sonra UFO'ları konuşmak için panel düzenledi

Doğu Karadeniz'in zorlu yolları havadan görüntülendi! Yolculuk yapmak cesaret ister