• $7,397
  • €9,0077
  • 442.369
  • 1551.57
05 Aralık 2011 Pazartesi

Tutuklu gazetecilerin sonu

Mehmet Yılmaz Hürriyet'te, Bakan Egemen Bağış'tan tutuklu gazetecilere sempati duymasını beklemediğini ama hiç olmazsa onlarla empati kurması gerektiğini yazmıştı.
Yılmaz'ın, özellikle Avrupa Birliği Başmüzakerecisi Bağış'a seslenmesinin sebebi, Bakan'ın 'Türkiye'de mesleklerinden dolayı tutuklu gazeteci olmadığı'nı söylemesiydi.
Bağış'a bunu sordum. 'Ne yapabilirim ki' diye söze girdi. İki elini yana açarak...
'Benim görevim Türkiye'nin Avrupa Birliği müzakereleri konusunda çalışmak. Elimden ne gelir' cümlesiyle devam etti. Son zamanlarda hangi Türk yetkili yurtdışına gitse veya konuğu gelse mutlaka tutuklu gazeteciler konusu bir şekilde gündeme geliyor. Cumhurbaşkanı Gül buna dahil...
Yani bu konu, sınırlarımız içinde basın özgürlüğünün de dışına çıkıp, Türkiye'nin uluslararası arenadaki imajı açısından hayati bir mesele olarak dikkat çekiyor. Bu fikrimi ve gözlemimi aktararak Bağış'a sordum. Kendisi sürekli olarak içeride, dışarıda Avrupalı muhataplarıyla görüşüyor, adeta fiilen askıda olan Ankara-Brüksel müzakerelerini ayakta tutmaya çalışıyor. Değerlendirmesi şöyle oldu:
'Evet haklısın. Maalesef bu konu ayağımıza pranga haline geldi. Çözmek gerek, şu anda hükümet yargının hızlandırılması için önemli bazı girişimlerin içinde. Dilerim bir an evvel bu yapılır, hızlı karar verilir ve kimin ne olduğu hakim kararıyla belirlenir. Suçlular cezasını çeker, varsa masumlar dışarıya çıkar. Tek istediğim bu.'
Başmüzakereci Egemen Bağış'la bu görüşmemden bir gün sonra CHP milletvekili Umut Oran gazeteye ziyaretime geldi. Bir nevi o da 'gölge müzakereci'... Aynı konuyu tartıştık.

AVRUPA'NIN BAKIŞI...
Umut Oran, ana muhalefetin Brüksel ile temaslarını yürütüyor. Sık seyahat ediyor ve Avrupa'da kulis çalışmaları yapıyor. İlginç bulduğum bir gözlemini anlattı. Şöyle:
'Avrupalılarla ne zaman görüşsek, uzun tutukluluk konusu masaya geliyor. Biz özellikle gündemin başına yerleştiriyorduk. Ama artık bizim kelime etmemize bile gerek kalmadan onlar konuşuyorlar. Avrupalı'nın bakışı oldukça şaşırtıcı aslında. Balyoz dediğimizde ani tepki alıyoruz, yüzleri ve ifadeleri değişiyor. Orada katılar. CHP'nin imajını hatırlayıp hemen olumsuz tutum içine giriyorlar. Ergenekon'dan söz açıp tutuklu vekilleri konuştuğumuzda biraz yumuşuyorlar ama tutuklu gazeteciler dediğimizde gerçekten aynı dili konuşuyoruz. Hele son zamanlarda bu tutuklu gazeteciler ve basın özgürlüğü meselesi en önemli sorun haline geldi. Adeta Türkiye'nin demokratik standartlarının ve hükümetin niyetinin göstergesi gibi algılanıyor. Arkadaşlar en son AİHM'de haklılıklarını ispatlar.'
Umut Oran hükümetin, Avrupa'nın bu tepkilerine kayıtsız kalamayacağını, bir düzenlemeyi yakında gerçekleştireceğini düşünüyor. Yargılamanın hızlanacağına inanıyor. Fakat bu defa da siyasi baskılarla tutuklulukların hakim kararına bağlanacağı gibi kötümser bir bakış açısına sahip. O kadarını bilemem. Bağımsız yargıya her zaman güvenmişimdir. Yargılama hızlansın, bence uzun tutukluluk halinin önemli kısmı çözüme kavuşur. Türkiye de çeşitli olumlu gelişmelere rağmen basın özgürlüğü konusunda kendisine yakıştırılan olumsuz algıdan ve hatta ayıptan bir an evvel kurtulur. Dileğimiz bu.

<p>Bir önceki PPK toplantısında faizler yüzde 15'ten yüzde 17'ye yükseltilmişti. Ekonomistler, Merke

Merkez Bankası faiz kararını açıkladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Enerji timlerinin zorlu öesaisi

İğneada'da 250 tekne hamsi peşinde! Kasalar dolusu hamsiyle dönüyorlar