• $7,3662
  • €8,9586
  • 437.092
  • 1536.11
18 Ağustos 2011 Perşembe

Terör nasıl ve neden tırmanıyor?

Şehit haberi, 'uğursuz 17 Ağustos'ta geldi, 10 fidan gitti. Oysa 13 şehit verdiğimiz baskın dün gibi, baktık 14 Temmuz'daymış. Sadece bir ay önce.
Her gün PKK terörüne kurban verdiğimiz gençlerimizle ilgili haber yapmak zorunda kalıyoruz. Yürek dayanacak gibi değil.
Yazı işlerinde tartışırken, duygularımızı anlatacak başlık bulmakta çok zorlandık. Önerilere daha çok, 'haklı bir öfke' ve 'isyan hali' yansıyordu. Eminim ülkemizin dört bir tarafında vatandaşlarımız da aynı duygu içinde.
'Sözün bittiği', 'sabrın da tükendiği' yerdeyiz. En uç noktaları ifade eden bu sözler bile anlamını yitirdi, birer klişeye döndü.
Ama Kandil'e hava operasyonunun psikolojisini en iyi bu sözler özetliyor. 
Evet, bıçak kemiğe dayandı... 
Yine de 'soğukkanlılığı korumak' mümkün mü?
Dökülen kana inat 'barış dilinde ısrar' edebilmek...
Ya da 'öfkeden sağduyu üretmek'...
Gelinen bu noktada hiç kolay değil.
Terör, kim ve kimler istediği için tırmanıyor? Bu sorunun peşine düşmeli.
Şundan çok eminiz ki; içimizdeki o duyguları aynen yansıtacak manşetleri atmak, tam da PKK'nın ve terörün hedeflediği tepki.
Daha da kışkırtmak istiyorlar.
Oysa Rousseau, 'Tek bir insanın kanı, bütün insanlığın özgürlüğünden daha değerlidir' diyeli kaç asır geçmiş.
Herkesi kandırmaya çalıştıkları gibi 'idealler' değil, 'çıkarlar ve politik amaçlar' için kan döküyorlar.
Peki o halde, görece huzur ortamında geçirdiğimiz birkaç yıldan sonra kanlı ve ayrılıkçı terör nasıl tekrar canlanacak bir ortam buluyor?
SURİYE KARIŞINCA...
Öncelikle, 'Arap baharı' bizi de vuruyor. Ama başka bir açıdan.
Özellikle Suriye'de olup bitenler...
Şam yönetimi bir zamanlar PKK terörüne açık destek veriyordu, son yıllarda Türkiye ile yakınlaştıkça politikasını değiştirmişti. Şimdi en yumuşak ifadesiyle, 'umursamıyor'.
Türkiye'nin, 'başını meşgul edecek sorunları olmasını' pek çok ülke istiyor.
Amaç, 'Ankara iç sorunlara boğulsun'.
AB ülkeleri oldum olası kayıtsız. Terörü desteklemeyenler bile para toplamasına, uyuşturucu ve insan kaçırmasına göz yumuyorlar. Yeter ki kendi topraklarına sıçramasın.
İran işi tam muamma. Şeytansı 'Acem zekası' hep devrede. Bir bakıyorsunuz Karayılan hikayesi ile psikolojik operasyon yapılıyor, gözlerinizi ters tarafa çevirdiğiniz anda askeri operasyon...
Bütün imkanlarıyla olmasa da ABD eskiye göre daha çok yanımızda. Ama üç yıl öncesine kadar sahneye konulmaya çalışılan 'Bağımsız Kürt devleti senaryosuna' desteğini çekti. Zaten terör, ağırlıklı olarak bunun için artıyor. Umutsuzluk çırpınışı.
Vee, en önemlisi, en acısı kendi topraklarımızla ilgili kısım.
Gerçekten sınırlarımız içinde, Hakkari yakınlarında PKK kampları varmış. Çiğdem (Toker) dün sabah Bakan Hayati Yazıcı'ya gidiyordu. Sormasını rica etmiştim. Terör örgütüne katılımlar devam ediyormuş, istihbarat örgütlerinin raporlarına yansımış. 'Devletin hizmet odaklı yaklaşımı' yerine 'terör örgütünün şiddet merkezli ikna çabaları' etkili oluyormuş. 
Şurası kesin, terör örgütü bertaraf edilmeden açılım politikası yapılamaz ve denense de uygulanmaz. Terör örgütüyle de hiçbir şekilde müzakere edilemez. Demokratikleşme ayrı şey, bölücü terörle mücadele ayrı. Galiba, artık tarihin ve coğrafyanın ötesinde düşünmeliyiz. Hatta düşünme değil de hissetmeliyiz. Zweig'ın zor zamanlar için hep savunduğu gibi 'bizleri şimdi bir araya getirecek tek şey duygular'. Hani bir ilke var ya, küçük kararları mantığınla büyük kararları yüreğinle al. Öyle günlerdeyiz.

<p>Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, hükümet krizini aşmak için yarından itibaren parlamentoda temsil

İtalya'da hükümet krizi... Conte gitti, şimdi ne olacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Başkan Erdoğan, Sosyal Atama Töreni'nde konuşma yaptı

Muğla'da tarım alanları su altında kaldı