• $7,417
  • €8,9978
  • 445.952
  • 1569.35
16 Nisan 2012 Pazartesi

Suriye, doğrular ve yanlışlar...

Suriye konusunda izlenen politikanın nedenlerini ve perde arkasını öğrenmek gerek.
Komşularla sıfır sorun politikasını destekleyen herkes gibi hükümetin Suriye siyasetindeki kırılma, değişim ve riskleri merak ediyorum. Hatalı bulduğum yerleri de çok.
Son 10 günde daha yoğun olarak bu konuya eğildim, çok sordum, konuştum, araştırdım ve anlamaya çalıştım. En yetkili isimleri dinleme imkanı da buldum. İşte, kamuoyunun kafasını karıştıran ve acabalarla dolu olduğunu düşündüğüm Suriye siyasetinin doğruları, yanlışları ve stratejisi...
Hükümet  muhakkak 'masada' olmak istiyor. Bölgesel bütün konularda 'inisiyatif almak'... 'Sözünün dinlenmesi'... Irak'ta ABD işgali öncesi ve sonrasındaki gelişmelerden ders almışlar. Bu, özellikle Kürt sorunu bağlamında kritik önemde...
Bölge fay hatlarıyla dolu. 100 yıl sonra yeniden Ortadoğu'nun şekillenmesi gündemde. Bu kez, 'Türkiye'nin çıkarları da gözetilsin' bakışıyla hareket ettiklerine inanıyorlar. 
Sınırımız olan bütün ülkelerde önemli gelişmeler var, tamamı Kürt dosyasıyla alakalı.
Başbakan Erdoğan'ın Güney Kore'de Başkan Obama ile görüştüğü gün, NTV'de 'PKK'nın tasfiyesini konuşurken Kuzey Irak yönetimi de gündeme gelmiş. Ve Başbakan'dan hemen sonra Barzani'nin Beyaz Saray'a gideceği değerlendirilmiş' bilgisini vermiştim. NTV 'son dakika' vermişti bu bilgiyi. Şimdi o haberin arkası geliyor. Ben bu ve benzeri olaylara daima 'büyük fotoğraf' perspektifinden bakmaya çalışırım. Türkiye'nin bütün sorunları aynı zamanda Ortadoğu sorunudur, Ortadoğu'nun bütün dosyaları da bizim bir iç meselemizdir. Bundan kaçamayız.

BARZANİ, PERŞEMBE TÜRKİYE'YE GELİYOR
Gerçekten de Barzani Beyaz Saray'da ağırlandı. Kimi gazeteler bunu 'Başkan gibi ağırlandı' manşetiyle duyurdu. Perşembe günü Mesud Barzani Ankara'ya geliyor. Ardından geçtiğimiz hafta Başbakanlık görevine getirilen ve Türkiye'yle ilişkileri hayli sıcak olan Neçirvan Barzani de Başbakan Erdoğan'ı ziyaret edecek. Önemli...
Gözden kaçıyor ama Suriyeli Kürtler son zamanlarda 'ayrılıkçı açıklamalarıyla' ve 'federal yapı isteriz' demeçleriyle dikkat çekiyor. Hatta 'ayrı devlet' temasını dillendiriyorlar. Barzani ile elbette Suriye de konuşulacak, bölgesel Kürt dosyası da...
Ankara'nın Şam yönetimiyle ilişkileri sıcakken de Kürt sorunu öncelikliydi. Suriye rejimine 'Kürtlerin kimlik kartlarını ver, onları sisteme dahil et' tavsiyesinde bulunuldu.
Suriye krizine dönersek... Bizim hükümet, kamu diplomasisini iyi yönetemedi.
Şu anda en sıcak dış politika dosyasında hatalı bulunuyor. Çok istekli ve atak görünüyor, adeta 'Suriye'ye girdik, gireceğiz' gibi bir hava oluştu. 
Elbette Türk kamuoyunu yönlendirmek için her kritik konuda olduğu gibi burada da manipülatif operasyonlar yapılıyor. Genellikle Batı kaynaklı olmasına alıştığımız bu manipülasyonların son günlerde doğudan yükselmesi hayli manidar.

ZOR KARARLARIN ARİFESİNDE OLMAK
Katılmayanlar var biliyorum ama şahsen Ankara'nın en temel hatası, 'Her koşulda Esad gitmeli' politikası... Oysa öncelik akan kanın durması, peşi sıra Suriye'de insan haklarının iyileştirilmesi, demokrasinin gelmesi. Suriye üzerinde dünyada Türkiye kadar etkili olabilecek ikinci bir ülke yok. İran'ı ayırarak söylüyorum. Tahran'ın bakış açısı ve yapacakları belli. Bugün bile Başbakan Erdoğan ve Bakan Davutoğlu karar versin, Esad'ı değişim sürecinde hızlandırabilir, Suriye'yi kurtarabilir. Benim gönlüm bu çözümden yana. Eğer bahsettiğim görüntü gerçek değilse ve her şey Esad'a yönelik baskıyı artırmaya dönükse o halde mevcut algıyı acilen değiştirmek gerek.
Dışişleri en çok şu temayı kullanıyor:
'Bizim evimiz sağlam. Ama komşumuzun evi yıkılırsa enkazı bizim üzerimize gelecek.'
Bu bakış açısı anlaşılabilir. Haklıdır. Hele ulusal çıkarlarımız ve güvenliğimiz söz konusuysa. İyi ama ya o evi yıkılmaktan kurtarmamız mümkünse?

BAŞBAKAN ERDOĞAN 'TARİHE' OYNUYOR
Çok dillendirilmiyor ama Türkiye son bir yılda uluslararası sistemle ve onun bir numaralı aktörü ABD ile olağanüstü bir yakınlık tesis etti. Bu gelişme Arap Baharı'nın en kilit faktörlerinden birisi oldu. Beyaz Saray'ın gözünde Erdoğan, Arap Baharı'nın en büyük motivasyon kaynağı. Suriye konusunda da aynı trendin süreceği hesabı yapılıyor. Başbakan Erdoğan tarihi misyon üstlendiği inancında. Hatta onun çok etkili ve akıllı bir kurmayı, 'Başbakan Nobel Barış Ödülü'nü alabilir' görüşünde. Arap diktatörlerine karşı sesini yükselttikçe, Arap sokaklarının gönlünü kazandığı ise bir gerçek.
Sonuçta, Ankara bize bazı bölümleri yanlış gelse de Suriye meselesini 'uluslararasılaştırdı'.
Bu incelikli bir stratejiydi. ABD ve Ankara birlikte geliştirdiler. Beyaz Saray,
1 Mart tezkeresinden sonra güvenini kaybettiği Ankara'yı yeniden kazandı. ABD, 'İngiltere ve İsrail'le olan geleneksel müttefiklik zincirini 'İngiltere ve Türkiye' şekline dönüştürdü. Elbette İsrail'i yok sayacak değil ama etkinlik skalasında Tel Aviv artık yok gibi. Bu da Ankara'nın en temel dış politika hedeflerinden biriydi.

<p><span>Niğde'nin meşhur patatesi dondurmaya da lezzet katacak. 'Patatesli dondurma olur mu?' demey

Patatesli dondurma hem şaşırtıyor hem de tadanları kendine hayran bırakıyor

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Azerbaycan'da 20 Ocak Katliamı'nın kurbanları yad ediliyor

Türksat-5A'nın alt sistem testleri tamamlandı