• $7,417
  • €8,9978
  • 445.952
  • 1569.35
17 Eylül 2012 Pazartesi

Sonsuz sabır mümkün (mü?)

Bir kere yendiyseniz yine yenebilirsiniz. Hiç yenilmediyseniz bundan sonra da yenilmeden devam edebilirsiniz.
Bölücü terörle mücadele biraz böyle zor bir oyun.
Zor, acı, uzun soluklu ama aynı zamanda kaybetmeyeceğimiz.
PKK ile devletin mücadelesi 30 yıla dayanmış.
Örgüt amacına ulaşamamış.
Son zamanlarda şehitlerimizin sayısı artıyor.
Bir yandan da etkisiz hale getirilen terörist sayısında adeta patlama yaşanıyor.
İstanbul, İzmir ve Antalya'da ele geçirilen bomba miktarında rekor kırılıyor.
Sadece on günde ve yalnızca Hakkari'de 123 terörist öldürülmüş.
PKK'nın amacı ülkeyi bölmek. Buna en ufak şüphe yok.
Ancak hedeflerini halka anlatamıyorlar. Çünkü tepki çekeceklerini biliyorlar.
Kürt kardeşlerimiz de devletin ve milletin birliğinden yana.
Örgüt bu nedenle açmazda ve işte bu nedenle ne olduğu belirsiz bir özerklik palavrasını dillerinde dolandırıyorlar.
Devlet, 30 yıllık mücadelesinde ağır bir bedel ödeyerek de olsa hep ayakta kaldı.
Ama bunu sonlandırmak için ciddi bir özeleştiriye ihtiyaç var.
Teröre karşı savunma yapan bir devletin en fazla ihtiyaç duyduğu şey istihbarattır.
Konu, artık sadece Türkiye ile sınırlı olmaktan çıkıp bölgesel bir mahiyet kazandığı için Ortadoğu istihbaratı gerekiyor. ABD, katkı veriyor ama istenen düzeyde değil. Şundan çok eminim ki, bütün gücüyle yanımızda olsa, Washington bu sorunu çözer. İstemiyorlar.
İç güvenlik kurumları arasındaki istihbarat paylaşımının da tam olması gerektiği gibi yürüdüğüne inanmıyorum.
Öcalan yanılgısının faturası
Bilanço çıkarıyoruz değil mi?
Dünyada terörü bitiren ülkelere baktığımızda onun elebaşını öldürenlerin zafere daha kolay ulaştıklarını görüyoruz. Acaba Öcalan sağ olarak yakalanmasaydı... O dönemde terör bitmişti veya dağılmak üzereydi. Belki de Türkiye'ye geldiğinde onu İmralı'dan kullanacaklarını zannettiler. Ama sonradan örgüt Öcalan'ı pasifize etti, yeni liderlik yapısı kurdu, kumandayı da başka güçlerin eline verdi. Üstelik şimdi 'Öcalan'sız da oluyormuş' güvenini kazandılar.
Benim bir vatandaş olarak affetmediğim diğer hatanın müsebbibi Hilmi Özkök'tür. Tezkerenin geçmesinin ulusal çıkarımıza uygun olduğunu bilmesine ve böyle düşünmesine rağmen topu orta sahada çevirmeyi tercih ettiler. Hükümeti ve kamuoyunu, inandıkları gibi bilgilendirmediler. Siyasal hesap yaptılar, tutmadı. Ulusal çıkarlarla ilgili siyasal hesap yapılmaz. İktidarlar gider gelir ama ülkelerin kaderi coğrafyasına bağlıdır. Coğrafyamız o günün konjonktüründe bize tarihi bir sorumluluk dayatıyordu. Bağımsız Kürt devleti senaryoları ve PKK'nın yararlanacağı kaotik Ortadoğu rüyaları başlamadan bitecekti.
Bir başka hata KCK operasyonlarında yaşandı.
PKK ile mücadelenin en doğru hamlesi KCK örgütlenmesinin çökertilmesiydi.
Şehir yapılanması ile ayaklanma ve bağımsız devlet planları yapıyorlardı. Plan deşifre oldu, yapı çökertildi.
Ama kurumlararası kavgada çok sayıda ajanın kimliği de ortaya çıktı. Varlığını sürdürebilenlerin de manevra alanı ve kabiliyeti daraldı.
Hatalarımız var, ama doğrularımız daha çok.
Milletin sağduyusu.
Türk ve Kürtler'in birlikte yaşama arzusu.
Asker başta olmak üzere devletin son beş yıla sığdırdığı özeleştirileri ve yeni konsept.
Askerle polisin nihayet 'sahada' ortak operasyonlar yürütmesi.
Yılgınlığa yer yok. Memleketin bölünmesine izin verecek değiliz.
Yüreğimiz yansa da sabrımızı koruyacağız. Soğukkanlılığımızı da.
Gerekirse sonsuza dek. Bu mücadeleyi kaybetme olasılığı yok ki...

<p><span>Niğde'nin meşhur patatesi dondurmaya da lezzet katacak. 'Patatesli dondurma olur mu?' demey

Patatesli dondurma hem şaşırtıyor hem de tadanları kendine hayran bırakıyor

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Azerbaycan'da 20 Ocak Katliamı'nın kurbanları yad ediliyor

Türksat-5A'nın alt sistem testleri tamamlandı