• $7,4116
  • €9,0165
  • 443.381
  • 1535.07
03 Temmuz 2011 Pazar

Sizin kentiniz hangisi?

Kentlerin sokaklarında yürümek, yaşamın en güzel armağanlarından biri.'
Nasıl 'basit' bir cümle değil mi?
Ama ne kadar da vurucu, hoş ve doğru...
'Türk edebiyatının gamlı prensesi' Tezer Özlü'den okudum. Yaşamın Ucuna Yolculuk'tan...
Müze gezmelerini de yaşam zenginlikleri arasında sayarım.
Geçen pazar yazmıştım ya... Bu aralar İstanbul üzerine düşünüyorum bol bol.
Kentin büyüsünü...
İlber (Ortaylı) Hoca demişti, unutmam. 'İstanbul şehirdir, içinde insan çok azdır; Ankara'da adam boldur ama şehir, şehir değildir.'
Öyle mi...
Ben Ankara'yı da severim. Ama dedim ya zaman İstanbul'un.
Geçen hafta, Haziran'ın 27'sinde Financial Times'da bir yazı çıktı. İstanbul Modern'in kenti nasıl dönüştürdüğü anlatılıyordu.
Modern sanat müzelerinin, dünyanın bir kente, kentin de kendine bakışını değiştirdiği anlatılıyordu. 
Vincent Boland imzalı yazıda 'küresel seçkinler' ifadesi dikkatimi çekti, sonra İstanbul için şu cümle:
'Çok harcama yapan hafta sonu tatilcilerinin ve meraklı kültür gezginlerinin destinasyonu haline geldi.'

PARİS'TEN CANLI LONDRA'DAN UCUZ
Yazının devamında küresel seçkinlerin İstanbul'a olan ilgisi şöyle tarif ediliyordu:
'Kentin ulaşılabilirliği, büyüklüğü, hareketliliği, yabancılığı, samimiyeti ve tarifsiz 'cool'luğu... Paris'ten daha canlı, Londra'dan daha ucuz, Barselona'dan
daha 'hip'...'
İKSV Genel Müdürü Görgün Taner'den bir tespit: 'Avrupa kentleri giderek sakinleşiyor, İstanbul'da gürültü giderek artıyor.'
Sonra, Müzenin Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı'nın Avrupa'nın en büyük ikinci etkinliği haline gelen İstanbul Bienali ile ilgili sözleri...

İSTANBUL'U NEDEN SEVİYORLAR?
Biz belki kıymetini çok bilmiyoruz ama Batılılar İstanbul'u hem çok seviyor, hem ondan etkileniyor, hem de tadını çıkarıyorlar. Batılı için bu kent 'Avrupa'nın kaybettiği gizemi' simgeliyor. Kozmopolitliği moda olmadan asırlar önce keşfetmiş, ruhunda eritmiş ve bugüne taşımış.
Boğaziçi ve tarihi yarımadanın mimarisinin olağanüstülüğü bir yana...
Dört bir tarafta bin bir tezat... Asla tahmin edilemeyen sürprizler... Birdenbire karşınıza çıkan tarihi eserler...
Ve yaşayan bir şehir. İnsanlar dışarıda, adeta nehir gibi akıyor. Boğaziçi'nin renkleri, başka hiçbir yerde görülebilecek gibi değil.
Kent çılgın. Camiler, kiliseler, Osmanlı ile Doğu'nun, Bizans ile Batı'nın büyüsü. Evet, kesinlikle yorucu. Ama öte yandan sayısız imkanla dolu.

AKILLA HİSSEDİP KALPLE DÜŞÜNMEK
İstanbul kendine 'Küresel bir statü' ediniyor. Öz evladı tarihi eserlerinin yanına, modern sanatı kardeş getiriyor. İstanbul Modern'in çevresinde sanat galerileri açılıyor. Kültür Başkenti yılında restorasyonlara hız verildi, medeniyetin taşıyıcısı burjuvazi de sanata yatırım yapıyor. Eczacıbaşı'nın öncü rolü inkar edilemez. Koç, Sabancı ve Eczacıbaşı arasında estetik dünyada hakiki bir rekabet yaşanıyor. Rekabetin en güzeli.
Bunlar da yetmez. Dünya çapındaki bir şehir şöhreti için finans merkezi olmak, sanayileşmek de gerek. İstanbul paraya da hükmediyor. Belediye Başkanı Kadir Topbaş, gerçekten görülmeye değer Akvaryum'un açılışında koluma girip, 'BM Genel Sekreteri bizi bütün dünyaya küresel müttefiki olarak anons etti' demişti sevinçle. Sürpriz değil ki... Bir kentin uyanışına tanıklık ediyoruz.
Financial Times'daki yazı, Görgün Taner'in 'Bugünün dünyasını anlamak istiyorsanız İstanbul'u görmelisiniz' sözleriyle bitmiş. Haklı, çünkü İstanbul bir yönüyle irrasyoneldir ve onu en iyi anlatabilecek olan dil sanatın dilidir. Gerçekten de İstanbul aklıyla hisseden, kalbiyle düşünenlerin şehridir. Zamanı olmayan bir şehir...

<p>Bir önceki PPK toplantısında faizler yüzde 15'ten yüzde 17'ye yükseltilmişti. Ekonomistler, Merke

Merkez Bankası faiz kararını açıkladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Rusya'dan görenlerin aklını başından alan kareler

Merve Boluğur yalanlamıştı... Işın Karaca açtı ağzını yumdu gözünü