• $7,2842
  • €8,7901
  • 404.508
  • 1527.45
20 Haziran 2012 Çarşamba

Siz Başbakan olsaydınız

Los Cabos
Kendinizi bir an Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakan'ı yerine koyun.
Yönettiğiniz ülkeniz, dünyanın en güçlü 20 ekonomisi arasına girmiş. G-20 zirvesi için Meksika'dasınız. Gündem ağırlıklı olarak ekonomi. Avrupa nasıl kurtulacak, euro krizi daha da derinleşmeden nerede çözülecek? Küresel ekonomiyi 'büyük buhran'dan kurtarmak için neler yapılabilir? Siz de Başbakan olarak bu konulardaki oturumlarda konuşmalar yapıyorsunuz. Kurtarma fonu için de 5 milyar dolar katkı yapıyorsunuz. Önemli olan o kurtarıcılar listesinde olmak, uluslararası arenada ülkenizin bayrağını dalgalandırmak ve prestijini yükseltmek...
Bir de siyasal krizler, çatışmalı diplomatik bunalımlar var. Onların neredeyse tamamı da sizin coğrafi/kültürel hinterlandınızda...
Kayıtsız kalamazsınız. Komşudaki ateş sizi de yakar.
Düşünmeye, empati kurmaya devam edelim...
Zirvede Obama ve Putin'den sonra gözler en çok sizin üzerinizde. Putin'le görüştünüz. 40 dakika sürdü. Açıkça, 'Uluslararası toplum, Rusya'dan, Suriye konusunda daha aktif olmasını bekliyor. Akan kanın durması için katkıda bulunmasını...' dediniz. Evet, Başbakan Erdoğan, Putin'e bu sözlerle çağrıda bulundu ve sonra şu çarpıcı yorumla sözlerini sürdürdü:
'Sizin Arap toplumları ve İslam dünyasındaki algınız çok olumluydu. Son zamanlarda ise sokakta aleyhinize sloganlar atılıyor. Çünkü Suriye'de, kendi halkına karşı acımasızca şiddet uygulayan rejimi koruyorsunuz. Buna geçit vermeyin.'
İDDİALI VE ATAK POLİTİKA
Erdoğan'la Obama arasında da bir görüşme programlandı. Siz bu yazıyı okurken o da bitmiş olacak. Öncesinde Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve AKP Genel Başkan yardımcısı Ömer Çelik de ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'la görüştü. Davutoğlu'na sordum, 'Başbakanımızın Başkan Obama ile yapacağı zirvenin altyapısını oluşturduk' bilgisini verdi.
Türkiye, Suriye'nin bölünmesini istemiyor. Esad rejiminin ise yıkılmasını bekliyor. Daha fazla kan dökülmesini önlemeye çalışıyor. Buradaki politikamız fazla iddialı ve atak bulunuyor, her fırsatta Davutoğlu'na bu yönde eleştiri yöneltiliyor. Türkiye, salı sabahına uyanıyordu, biz Bakan'la Meksika'da gece yarısına doğru görüştük. Tam da Clinton-Putin-Obama görüşmelerinin ortasında. Putin-Erdoğan buluşmasından yarım saat sonra... Bu yönde eleştiriler yine gündeme geldi. Bakan bu suçlamalara katılmıyor. Doğru siyasetin izlendiğine inanıyor.
Bizimkilere göre, Suriye hattındaki kilitlenmenin açıklaması şöyle:
'Obama seçim telaşında, riske girmek istemiyor, eli zayıf ve hareket marjı dar. Putin ise tam tersine yeni seçildi, gücünün doruğunda ve ABD'ye inisiyatif kaptırmak istemiyor.'
Üstelik Rusya'nın bütün yaşamsallığı petrol fiyatlarının yüksekliğine dayanıyor, petrol fiyatları da 90 dolarlara kadar düştü, petrol coğrafyasındaki gerginlik Rus ekonomisine yarıyor.
Obama/Putin buluşması bu anlamda sonuç üretmekten uzaktı ve hayal kırıklığı yarattı.
Suriye için Yemen tarzı bir çözüm formülü üzerinde duruluyor. Esad gidecek, yerine geçiş hükümeti kurulup, Esad'ın da onay vereceği bir lider seçilecek. Muhalefetle Esad değil yeni yönetim görüşecek ve geçiş sürecini yönetecek. ABD yönetimi Rusya'yı ikna etmek için, 'Suriye'de Esad sonrasında da iyi ilişkileriniz sürebilir, bunun çaresi bulunur. Yeter ki katkı verin' çağrısında bulunsa da şimdilik somut ilerleme sağlanamadı.
Ankara'ya gelen bilgilere göre Esad rejiminin, ülkesine olan hakimiyeti azalıyor, şu anda ülkenin yüzde 40'ı muhaliflerin kontrolü altına girmiş. Bir noktada Esad'ın hava kuvvetlerini kullanmaya mecbur kalacağı ve uluslararası müdahaleye dayanak oluşacağı hesaplanıyor, bilemiyorum...

'Yanlış anlamayın Esad'ı savunmuyoruz'
Putin'in, Erdoğan'la görüşmeye başlarken ilk cümlesi, 'Yanlış anlamayın, Esad'ı savunuyor değiliz' olmuş. Rusya son zamanlarda uluslararası camiada bu anlamda nasıl bir algı oluştuğunun farkında. Esad'ın belli bir takvim içinde gideceğini de görüyorlar, sürecin içinde yer alıp, yönlendirici olmaya çalışıyorlar.
Bir de Libya örneğini kullanıp, kendilerinin devre dışı bırakılmasını hatırlatıyorlar.
Bakan Davutoğlu bizlere gece yarısı uzun bir bilgilendirme yaptı, soru ve eleştirilerimizi de yanıtladı. Sadece şu kadarını onun bakış açısını yansıtacak şekilde aktarabiliriz; Suriye ve Esad sorunu artık sadece zamanlama konusu...
Bunun dışında Bakan'a göre Mısır çok daha önemli, çok daha belirleyici... Kansız biçimde yönetim değişikliği gerçekleştiği için, demokrasiye geçişin bundan sonraki aşamalarının da barışçıl olması ve 'başarılması' gerektiğinde ısrarlı...
Evet, Pasifik kıyısındaki 'G-20 Los Cabos Zirvesi'nden Suriye notları ve yaşananların perde arkası böyle. Empati kuruyoruz, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanısınız... Krizden kurtulduğunuz için ülkeniz adına rahat ve gururlusunuz, nice büyük devletler adeta iflasın eşiğindeyken... Buradan da Brezilya'ya 'BM Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi'ne' geçeceksiniz. Ekonomiden diplomasiye küresel siyasetin içinde bir etkinlik arayışındasınız. Konuşmanızda Cumhuriyet'imizin yüzüncü yıldönümü için 1 trilyon dolarlık dış ticaret hacmi hedefini uluslararası toplumla paylaşmışsınız. Üstelik bunun yarısı ihracat, yarısı ithalat... Tam böyle bir gündem ve çaba içindesiniz ve ülkemizden bir kara haber gelir, hain teröristler 30 yıldır yaptığı gibi saldırıp askerlerimizi şehit etmiş ve yaralamışlar. Hem zamanlama hem yer hem de olayın kendisi adeta kanlı bir diplomatik eylem...
Başbakansınız ve ne hissedersiniz, ne düşünürsünüz, ne yaparsınız... Saat burada tam gece 01.40... İçinizde henüz 20'sine gelmemiş gençlerin şehit haberinin acısı... Kafanızda son diplomatik görüşmelerin notları... Aklıma o soru düştü, Başbakan şimdi ne hissediyor, ne düşünüyordur? Aksi gibi! Bu olaylar da her zaman 'Çözüm trafiği hızlanıp, barış umudu yükseldiğinde' meydana gelir...
Düşünün Obama ile görüşecek Başbakan... Terör saldırıyor. Zirvenin ilk gündemi Suriye iken teröre kayıyor. Obama söze 'Başınız sağ olsun'la başlıyor. Defalarca aynı tezgah. Adeta gündem dayatması. Üstelik PKK içindeki Suriye kanadından aynı saatlerde savaş çığlıkları yükseliyor. Siz olsanız ne düşünürsünüz?
Tüm bunlara karşın Başbakan otelden çıkarken çok soğukkanlı açıklamalar yaptı. Ankara'dan gelen değerlendirmeler de öyle. Teröre karşı ortak mutabakat zemini oluşuyor. Bu acının içinde bir nebze umut yeşeriyor...

<p>Bursa'da kısıtlamada denetim yapan bekçilerin 'dur' ihtarına uymayan sürücünün, savunması şaşkınl

Bekçilerin 'dur' ihtarına uymayıp kaçtı, savunması şaşkınlık yarattı

Niğde'de kaçak kazı yapan 4 kişi suçüstü yakalandı

Akkuyu Santrali'nde ikinci ünitenin konsol kirişinin kurulumu tamamlandı

Adıyaman'da ''Gastropod'' nesline ait hayvan fosili bulundu