• $8,442
  • €10,203
  • 492.558
  • 1441.33
08 Kasım 2012 Perşembe

Siyasette kazanmanın yolu

Siz kazandığınızda ülkenizde veya çevrenizde, hatta dünyada 'yüzler gülecekse' muhakkak kazanıyorsunuz.
Bu formül, 'çoğunluğu elde etme' ve sandık zaferi kazanmanın formülü değil,
yalnızca. Ondan çok daha ötesi.
Size oy versin vermesin, 'bir ortak iyi' etrafında kenetlenme duygusu yaratabilmeniz gerekiyor.
Yani, 'daha iyi bir gelecek perspektifi sunmanız.'
Daha umutlu yarınlar resmi çizmeniz.
Ayrıştırıcı değil birleştirici olmanız.
Seçimi kazandığınız gün söyleyeceklerinize, yapacaklarınıza dair bir güven yaratmanız.
İstikrar göstergesi olarak algılanıyorsanız, siz galip geliyorsunuz.
Belirsizlik havası yayıyorsanız, daha güçlüyseniz bile mağlup oluyorsunuz.
Gerçekten de siyaset ve iktidarın zahmetli yolunda zafer gülüşünü elde etmek için 'sorunları çözeceğinize
dair kuvvetli güven duygusu verebilmeniz' gerekiyor.
'Kampanyada olan kampanyada kalır' diyerek üslubu küçümsersek hata yaparız. Üslup her şeydir.
Zarafet ve erdem, seçim kazanmanın ötesindeki görkemli idealler için daha çok lazım.
Ulusal birleştirici rollere soyunabilmek...
KİTLELERİ PEŞİNİZDEN SÜRÜKLEYEBİLMEK
Kazanmak için hikayeniz olacak, 'hikayeniz iyi olacak' daha doğrusu.
İnsanlar her zaman böyleydi ama 21'inci yüzyılda 'güzel hikayelere inanma eğilimi' sanılandan çok daha güçlü.
Hele ülkelerin ve milyonların, hatta dünyanın kaderini ilgilendiren konularda tercih zamanı geldiyse. Kitleler peşine takılacakları bir kahraman ararlar ve onun hayallerle süslü dünyasına girmek isterler.
Obama'nın zafer konuşması gerçekten etkileyiciydi.
Rakibi Romney için 'Onunla oturup ülkenin geleceğini konuşacağız' demesi, şahaneydi.
'Bizim zenginliğimiz ve gücümüz, aramızdaki bağdır' demesi de...
Obama, ABD'yi dünyanın en zengin ülkesi olarak gösterdikten sonra 'Ama asıl zenginliğimiz bu değildir, Amerika'yı bu kadar farklı ve özel kılan, dünyanın en kozmopolit etnik yapıya sahip ülkesi olmasıdır' diyor.
Sihri ve gerçeği fark etmiş.
Bütün dünyanın Obama'yı istemesinin sebebi işte onun bu demokrat ve uzlaştırıcı yaklaşımı. Gündelik hayata ne kadar taşıdığı tartışmalı olsa da verdiği sinyaller daha barışçıl, daha demokrat, daha toleranslı bir kişiliğin yansıması...
Üstelik 'orta sınıf gerçeği'ne yaslanıyor.
Bütün stratejisini orta sınıf üzerine oturtuyor.
Ekonomi ve dış politikasını hep bu felsefi zemine inşa ediyor.
İnsanlar işte böyle bir psikolojiyi oluşturabilince kazanırlar.
Zaferleri tekrar etmek ve finale ulaştırmak için ise kitlelerde, 'Hikayesi yarım kalmasın' arzusu uyandırmaları gerekiyor. Ona 'Başladığı işi bitirsin ve mutlu sona ulaştırsın' diye destek vermelerini sağlamak işin düğümüdür.
İnsanlar ve kitleler, güzel hikayelerin yarım kalmasından hoşlanmazlar.
Bireyler bir hikayenin parçası olmak isterler ve öncelikle çıkarlarını da düşünürler, tamam.
Ancak Obama'nın toz pembe dünyasının Ortadoğu'ya yansımasının sancılarını da unutmamak gerekiyor.

<p>İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda  şehit sayısı 14'ü kadın, 5'i çocuk olmak üzer

BMGK'nin Kudüs kararı ne olacak?

Şırnak Valisi Pehlivan, Cudi Dağı'nda konuşlu üs bölgelerinde incelemelerde bulundu

Bayram alışverişinin kalbi Eminönü ve Mısır Çarşısı sessiz

Toroslar'da baharla yeşile bürünen yaylalar görenleri kendine hayran bırakıyor