• $7,4191
  • €9,0249
  • 439.071
  • 1533.58
27 Nisan 2012 Cuma

Siyaset neden dine tutuldu?

Aynı soruyu Başbakan Erdoğan'a da yöneltmeli...    
CHP lideri Kılıçdaroğlu'na, beraberinde Saraybosna'ya götürdüğü gazeteciler aynı soruyu sormuşlar:
'Gezide neden dini ağırlıklı temalar öne çıkıyor?'
Kılıçdaroğlu Bosna Hersek'in özel koşullarını hatırlatarak yanıtlamış.
Yoldaki açıklamalarının en çarpıcısı, 'Başörtüsü sorununun çözümünden memnunum' cümlesiydi.
Kemal Bey'in din, muhafazakarlık ve cemaatler üzerine söyledikleriyle, bu konuda yapıp etmeleri belli bir stratejiye dayanıyor, besbelli. Gündelik bir yaklaşımın eseri değil. Bilinçli ve planlı... Aynı yoldan yürüyeceği de ortada.
Başbakan Erdoğan, kendisi birkaç kez ifade etti, kişiliğini 'dindar' olarak açıklıyor. 9.5 yıldır iktidarda. Bu anlamda değiştiğini söylemek haksızlık olur, partisini kurduğunda neyse yine o. Ancak iktidarının ilk 8 yılında dini konulardaki söylemleri çok daha azdı ve hayli dikkatli bir retorik kullanıyordu. Bu açıdan ciddi bir söylem değişikliği olduğu, bunun eyleme de yansıdığı gerçek.
Peki ne oluyor?
İktidarıyla ana muhalefetiyle siyaset neden dine tutuldu?
Mahrem alanımız olan inanç dünyası siyasetin gündeminde niçin en ön sıraya oturuyor?
Başbakan Erdoğan, kökü derinde olan ve geçmişi eski sorunlarla ilgili eleştiri ve taleplere 'her şeyin zamanı var' yanıtını veren bir lider... 23 Nisan'da 'şartlar şimdi uygun oldu' yanıtı da bunun göstergesi, başörtüsüyle ilgili daha iki-üç yıl önceki açıklamaları da... 'Başörtülü milletvekili adayı neden yok?' eleştirilerini de haziran seçimleri öncesinde benzeri sözlerle karşılamıştı.
'Dindar nesil' çıkışı adeta bir dönüm noktası, bir işaret fişeği...
4+4+4 düzenlemesi...
'İmam hatipler gözbebeğimiz olacak' vaadi bu dizinin en son halkası...
Kemal Kılıçdaroğlu da nicedir aynı sularda kulaç atmaya çalışıyor.
Dini gruplarla da yaklaşıyor.
Başbakan Erdoğan kendisine 'Sen bu sularda yüzmeyi bilmezsin' diye karşı çıkıyor. Ama anlaşılan bu yarış önümüzdeki yıllarda devam edecek. Cumhurbaşkanlığı, belediyeler, yeni hükümet seçimlerinde doruk noktasına çıkacak.
Peki neden?
Çünkü siyasetin içi boşaltıldı.
Siyaset bitti.
Bütün dünyanın derdi aynı.
Halkın gündelik problemleri konuşulmuyor.
Eğitim, sağlık, yoksulluk, işsizlik, yolsuzluk, ulaşım gündemde yok.
Kitleleri coşturabilecek en önemli kutsallar üzerinden politika kurgulanıyor.
Duygusal bağlanmayı sağlamanın en kolay ve sağlam temeline iniliyor.
Sarkozy nasıl ki göçmenler üzerinden popülizm yapıyor, liderlerin çoğu da dini değerler üzerinden tabanlarında safları sıklaştırmaya çalışıyor.
CHP ise muhafazakarlaştığını düşündüğü ülkeden oy devşirmenin derdinde.
Oysa kendisini bitirdiğinin farkında değil.
MHP lideri Bahçeli'nin 'normalleşme' dediği gelişmelere yakından bakmak gerek.
Gerçekten asker-sivil karşıtlığı geride kalıyor.
Türban tartışması artık bitti biter.
Kurulu yapı değişti, düzenin yeni sahipleri var.
Dini değerleri siyasetin malzemesi yapmak için şartlar uygun.
İşin tehlikesi şurada; din konusunda yarış başladı mı nerede durduracağınızı bilemezsiniz.
Ve çok çetin bir dönem başlıyor. Başbakan Erdoğan duygusal olarak angaje olduğu ve kesin inanç içinde olduğu değerleri konuşurken artık daha rahat. Kılıçdaroğlu ise 'Bu yarışta ben de varım' demeye çalışıyor. Köşk seçimi için oyu halk kullanacak. Milliyetçilik de önemli, dindarlık da... İnanç temelindeki siyaset Kürt seçmeni çekebilmenin de başlıca araçlarından. Baksanıza, CHP 'Cumhurbaşkanı adayımız merkez sağdan olacak' açıklamasını yaptı bile. Düğüm Köşk'te...

<p>Bir önceki PPK toplantısında faizler yüzde 15'ten yüzde 17'ye yükseltilmişti. Ekonomistler, Merke

Merkez Bankası faiz kararını açıkladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hastane kapısında 5 gün sahibini bekleyen vefalı köpek Boncuk, dünya basınında

İğneada'da 250 tekne hamsi peşinde! Kasalar dolusu hamsiyle dönüyorlar