• $7,436
  • €9,0247
  • 443.672
  • 1540.21
29 Temmuz 2012 Pazar

'Orta demokrasi tuzağı'

Başta ekonomi olmak üzere belli konulardaki muazzam ilerlemeye rağmen Türkiye niçin başka bazı hayati alanlarda patinaj yapıyor?
Hatta 'kırılma noktası'na gelip dayanmasına karşın kimi stratejik sahalarda neden uçup gidemiyor da geriliyor?
On yıllık istikrara dayalı güçlü tek parti iktidarı, ne hakla tarihi değiştirecek devrimsel dönüşümü gerçekleştirmek yerine 'duraklama' görüntüsü veriyor.
Oysa bu iktidarın onca başarılı performansını demokrasiyle, 'gerçek demokrasiyle taçlandırmaya' hem ihtiyacı var hem de bunu kendine ve ülkesine borçlu.
Gerçekten çok çalışmış, büyük işler de başarmış, ülkesini küresel kriz çağında ayakta tutmuş Başbakan Erdoğan'ın 'Büyük, derin ve güçlü bir özgürlük rüzgarı estirmesi' gerekiyor. Bu, onun 'Köşk'e çıkış' gibi erişilebilir siyasi hedeflerinden ziyade 'tarihe nasıl yazılacağı' gibi üst perdeden sorumluluğunun gereği.
Cuma akşam üzeri Ergenekon davasında dramatik sahneler yaşandı.
Üçüncü Yargı Paketi sonrasında tahliyesi beklenen gazeteci, milletvekili, bürokrat ve asker tutuklularla ilgili karar açıklandığında Silivri'de yaşananlar 21. Yüzyıl'ın iddialı, güçlü, model ülkesine asla yakışmıyor.
Balbay, Haberal, Başbuğ, Özkan, Yalçın, Alan, Gürüz... Gerçekten hala tutuklu yargılanmaları mı gerekiyor?
Çok uzun süre, hüküm verilmeden hapiste yatmadılar mı?
Sahi bu yargı paketleri niçin çıkarılıyor?
Adam öldürenleri, Hizbullahçıları tahliye eden sistem, neden bu davalarda etkinliğini yitiriyor. Nedim Şener ve Ahmet Şık'ı tahliye ettiren kamu vicdanı, Büşra Ersanlı'ya kefalet veren ve özgürlüğüne kavuşturan 'stratejik derinlik' Haberal'da 'derinlik sarhoşluğuna mı' kapılıyor?
Haberal için 'Hükümetin vicdanı' Arınç üzüntülerini bildirmemiş miydi? Cumhurbaşkanı da öyle...
Peki eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ'un tutuksuz yargılanması 'arzusu'nu hem Gül hem Başbakan açıkça duyurmamış mıydı?
Aziz Yıldırım olayında kitlesel tepki duvarına çarpan hukuk sistemimiz seçilmiş vekillere neden kör-sağır-dilsiz?
Dört yıla doğru uzanan bir tutukluluk. Kendimizi onların yerine koyalım.
Ne hissediyoruz?
Yargıya müdahale talep edecek safdillerden olamam. Ancak bu tuhaf tabloyu ortadan kaldıracak reform paketlerini siyasetten beklemek hakkımız. Siyaset kurumu kendisi için en hassas kişi ve kurumlarda gösterdiği kararlılığı diğer vatandaşlarından esirgeyemez.
Bence tam zamanı artık.
İçeride dışarıda kimse Türkiye'nin demokratik değerlerini sorgulayamasın. 3 Kasım süreci gibi, Kopenhag öncesi gibi reform ataklarıyla, özgürlük dalgasıyla başımız dönsün.
Çok açık yasal ve gerekirse anayasal düzenlemeler yapılsa, müthiş bir özgürlük havası oluşsa Türkiye'ye yakışmaz mı?
TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve TOBB işbirliğinde Anadolu'da yapılan anayasa çalışmalarında hep adalet arayışı ortaya çıkmış. Bütün anketlerde 'önce adalet' demiş vatandaşlar.
Ekonomik tablonun geleceğindeki riski Cumhurbaşkanı Gül 'orta gelir tuzağı' olarak tanımlamıştı. Sonradan bakanlar ve bürokrasi de tekrar etti.
Bir yere kadar çok iyi geldik, 'burada durmayalım'. Aksi halde 'Orta gelire saplanıp kalırız' endişesi yerleşiyor. Oysa durmamalı. Bana kalırsa demokratik gelişim sürecimiz de aynı riskle karşı karşıya. 'Orta demokrasi tuzağı'...
Bunu kırmanın en iyi zamanı.
'Tarihin en güçlü hükümeti', darbe yapmayı düşündüler iddiası üzerine henüz hüküm verilmeden bunca zamandır özgürlüğü elinden alınan Silivri mağdurlarının, hiç olmazsa tutuksuz yargılanmalarını sağlayabilecek özgüvene sahip olmalıdır.

<p>HDP’nin Esenyurt ilçe binasına düzenlenen operasyon  kapsamında terör örgütü elebaşı Abdull

HDP siyasette sona mı yaklaştı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dünyayı şok eden iddia! ''Yolcu uçağı lazer silahıyla vurularak düşürüldü!''

Beş asırlık Tarihi Maraş Çarşısı'nın dış cephesi yenileniyor