• $7,5042
  • €9,0026
  • 409.949
  • 1538.04
05 Nisan 2011 Salı

Onlar birlik biz pazar mıyız?

Yunanlılar geldi aldı, bir şey demedik ama bize orada endişeyle bakıyorlar. Yunanistan'da her gün gensoruyla sorgulanıyoruz.'
Bu çarpıcı sözler Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar'ın...
Yunanlılar biliyorsunuz Türkiye'ye gelip Finansbank'ı satın aldılar, halen kontrol kendilerinde.
Lütfen Can Bey'in o cümlesini bir daha okuyun.
Bütün gazetelerde vardı...
Bırakın Yunanistan'da banka almayı, üç küçük şube için bile ne zorluklar yaşadığını anlatıyor. Yanlış hatırlamıyorsam iki yıl önce bir Türk firması da Yunanistan'da bir satın alma girişiminde bulunmuştu. Her türlü özel anlaşma yapılmış olmasına rağmen Yunan makamları hala izin vermiyor.
Benzeri kısıtlamaları Fransa, Almanya ve İtalya gibi Avrupa'nın dev ülkelerinde bile görüyoruz. Şimdi sıralamaya kalksak yerimiz yetmez. Konu Türkiye ile ilgili değil. Her ülke kendisi açısından stratejik bazı sektörlerde büyük hassasiyet gösteriyor. Maddi boyutu ne olursa olsun yabancı girişlerine büyük bir titizlik penceresinden bakıyor. Kapitalizmin mabedi ABD'de bile her yıl benzeri anlaşmazlıklar nedeniyle haberler çıkıyor. Büyük ölçekli limanların satışı da Ortadoğu menşeli firmalara verilmemişti.
Peki biz ne yapıyoruz?
Can Akın Çağlar'ın haklı feryadını okudukça işte bu sorunun yanıtına kilitlendim.
Dünkü yazı işleri toplantısında bir tarafım '41 yılın en düşük enflasyonu haberine' seviniyordu. Diğer yanım işte o sözlere tutuklu kalmıştı. Tıpkı Türk Lirası'ndan altı sıfırın atılması gibi yüksek enflasyon da tarihe karışıyordu.
Başlıkta kullandığım 'Onlar birlik, biz pazar mıyız?' cümlesi bir zamanların sloganıydı. 'Onlar ortak, biz pazar mıyız?' şeklinde...  1970'li yıllarda CHP lideri Ecevit'in Avrupa Ekonomik Topluluğu üyeliğini reddetmesinin ardında, Dışişleri Bakanı Gündüz Ökçün ile o zamanlar danışmanlığını yapan Kemal Derviş'in 'Onlar ortak, biz pazar' yaklaşımı olduğu konuşulur. Bunu ilk kez Ecevit'e Kemal Derviş söylemiş.
Avrupa Birliği üyeliğimizi desteklediğim için içerik olarak bu slogana katılmıyorum. Ancak bir gerçeklik payı taşıdığını da kabul ediyorum. Bugünkü mesele Avrupa Birliği ülkelerinin Türkiye'ye yönelik beklentileri değil. Sonuçta Avrupa Birliği ile sürdürülmekte olan ilişkinin kendine özgü dinamikleri var. Türkiye'nin toplam ihracatının neredeyse yarıya yakını artık AB ülkelerine...
Ama vurgulamak istediğim, Türkiye'nin kendi değerleri, kendi markaları ve ulusal çıkarları...
Acaba onları koruma konusunda en azından Avrupalılar, Amerikalılar kadar hassasiyet gösteriyor muyuz?
Uluslararası marka yaratmada maalesef istenilen noktadan çok uzaktayız. Nadir olumlu örneklerden biri Turkcell... Yurtiçindeki yüksek teknoloji ve servis odaklı performans ayrı bir nokta. Orada çetin bir rekabet yaşanıyor. Vodafone ve Avea da aynı kulvarda, yükselen bir ivmeyle kıran kırana mücadele sergiliyor. Biz AKŞAM Gazetesi olarak da kaliteli rekabeti teşvik etmek adına en az Turkcell haberleri kadar Vodafone ve Avea haberlerini de mümkün olan en geniş biçimde kullanıyoruz.
Rekabet her zaman tüketiciye yarar.
Turkcell'i bölgesel bir etkinlik aracı ve küresel bir marka olarak görmek gerek.
Son yıllarda ortaklar arasındaki güç mücadelesinde ibretlik gelişmeler yaşanıyor. Ticari anlaşmazlıklar olabilir, onların çözüm noktasının neresi olduğu bellidir. Nitekim belli konularda davalar sürdüğü biliniyor.
Ancak son dönemde iki yabancı ortağın işbirliği yaparak, Türk grubunu dışarıya çıkarma hırsları, yerli ve uluslararası medyaya yansıdı. Bazı gazetecileri geziye götürerek Turkcell'i adeta ele geçirme niyetlerini deklare ettiler. Türkiye'de de yoğun bir kulis faaliyeti içinde oldukları aşikar. Türk resmi makamlarının kapılarını da çok sık aşındırdıkları sır değil. Aceleleri var. Çünkü belli ticari konulardaki anlaşmazlıklar mahkemeye taşındı. Sonucunu beklemek istemiyorlar. Ve uluslararası mahkemelerde bariz biçimde haksız olduklarına hükmedildi. Temyize başvurdular. İstiyorlar ki temyiz bitmeden atı alan Üsküdar'ı geçsin. Aksi halde nihai mahkeme kararları verilip, temyiz sonuçlanınca belki Turkcell'den tamamen çıkmak zorunda kalacaklar. Aceleleri bundan.
Şimdi ben Ziraat Bankası Genel Müdürü'nü dinlerken, gözümün önünden onca haberle birlikte bu konu da geçti. Rus şirketi, ihtilaflı olan 16 maddenin 16'sında da haksız görülerek davayı kaybetti. Şimdi temyizde... Merak ediyorum bu şirketlerin temyiz bitmeden Turkcell'den Türkleri tasfiye etmelerine göz yumulacak mı?

<p>İyi Parti'den ayrılan Bağımsız Milletvekili İsmail Koncuk ile Meclis'te basın toplantısı düzenley

İhraç edilip geri dönmüştü: Ümit Özdağ İYİ Parti'den istifa etti

Kahramanmaraş'ta 3 mahalle karantinaya alındı

Türkiye'deki yaban hayatı fotokapana yakalandı

Güneş patlamalarının kaynağı ilk kez belirledi