• $7,4234
  • €9,0356
  • 439.755
  • 1528.21
27 Şubat 2011 Pazar

Nazlı Eray'ın yaptığı doğru mu?

Bir kitap, adı Tozlu Altın Kafes.
Nazlı Eray, 'Yaşamımdan anılar' diyerek hayatını yazmış. Tabii birlikte olduğu erkekleri de...
Yazar, şimdi hayatta olmayan ikinci kocası Metin And'la ilgili çok mahrem bilgileri, sırları, ilginçlikleri ve özel anları anlatmış. 
Sayfalar boyunca sürekli bir empati duygusu içinde kalıyor ve Metin And için üzülüyorsunuz. Yaşıyor olsa belki farklı olurdu ama bir ölümün ardından bunların yazılmasını insan kabul edemiyor.
Nazlı Eray'ın çizdiği renklerle oluşturduğu tablonun adı: 'Mahremiyetin iflası'
Yazar, 'Hiç otosansür kullanmadım' diyerek tutumunu açıklıyor.
Metin And, gerçekten ilginç bir kişilik. Dünya çapında bir kültür adamı. Bir profesör, bir bale eksperi, deha... Evi binlerce kitap ve eşsiz bir hazine sayılan film koleksiyonlarıyla dolu. Her gece evinde dört ayrı ekran açık, birisinde Kuğu Gölü Balesi...
Sihirle de ilgileniyor.
Evlilikleri o tarihlerde aralarındaki farklılıklardan ötürü büyük gürültü koparmış. Gazetelerde yazılara konu olmuş.

EN MAHREM SIRLAR ORTALIKTA
Değişik sayfalardan alıntılar yaparak her ikisinin de ikinci evliliği olan o günlere ait Nazlı Eray yorumlarını aktarayım:
'Metin And'la evli olduğum yıllar, altın bir kafesteyim. O yaşlı adamla evlendim. Tutsaklık. Yaşlı Ejderha beni evden kolay kolay bırakmazdı. Eski karısıyla sürekli kavga ettiği için ustalaşmıştı. Uyuklayıp kaldığında sigaraları yere düşerdi. Koltuğu sigara yanıklarıyla doluydu. O ev benim hapishanemdi.'
Sonra, gizliden gizliye Metin And'ın eski karısıyla ilgili defterlerini ve telefon fihristlerini, Metin And'ın şahsi evraklarını, tapularını karıştırdığını anlatıyor. 
Alıntılarla devam edelim:
'Evlendiğimiz günden itibaren evde hep para lafı. Ejder hep para konuşuyor. Benden sürekli para istiyor. Oysa kendi parası var. Hesaplarını gördüm. Bıktım ama kaçamıyordum. Üzerimde tuhaf bir güç kurmuştu. Bir hocayla öğrencisi gibiydik. Hep suçluyor ve cezalandırıyordu. Bir erkeğin yaşlılık dünyasına girmiştim.'

TEK KİŞİLİK HAYATLAR...
Evet, Nazlı Eray çok acı çekmiş. Ama Metin And artık bu dünyada yok. Nazlı Eray, altı yıllık birlikteliklerinde 'verdiği ödünlerin hesabını görmeye' çalışıyor.
Bir yazarın buna hakkı var mı? Tartışmalı.
Fransız edebi geleneğinde sık karşılaşılmış bir durum. Sartre ile Simone Beauvoir'ın fırtınalı aşklarında bu konu sık karşımıza çıkar. Asıl ilginci Beauvoir'ın Amerikalı sevgilisi Nelson Algren'le yaşadıklarını yazmasıdır. Algren çok büyük tepki gösterir. Bu ilginç hikayeleri Monteil'in Özgürlük Aşıkları adlı kitabında okuyabilirsiniz. Etkileyicidir.
Şu cümle o kitaptan: 'Simone, Algren'le olan tutkulu aşklarının en mahrem anlarını peş peşe sıralıyordu.'
Birkaç sayfa sonra Algren'in bunları okuyunca kapıldığı öfkeyi de buluyorsunuz.
Nazlı Eray'ın anlattıkları elbette kendi yaşadıkları, kendi algısı. O zaten yazar olarak fantastik düşüncelerle renkli gerçekliğin iç içe geçtiği dünyalar kurar. Metin And, sanki onun gerçek dışı bir roman kahramanı olmuş.
Evlilikleri ikisini de mutsuz etmiş. Metin And, 'Hayatımın en büyük hatasıydı' diyor. İki yaratıcı insanın, iki entelektüelin beraberliği elbette zor. Kendi özgün dünyalarını bir arada yaşamanın güçlükleriyle karşılaşmışlar. Sanırım her ikisi de 'tek kişilik' dünyalara sahip. Bireysel özgürlüklerine bütün sanatçılar gibi çok düşkünler. Öyle ya da böyle, birlikte olmuşlar, bitmiş. Birisi hayata veda etmiş. Diğerinin yıllar sonra en mahrem anları kaleme alması ise ayrı bir etik konusu.
İnsanlar en çok boşandıklarında, iş değiştirdiklerinde ve dostluklarını bitirdiklerinde sergiledikleri tutumlarla sınavdan geçerler.

<p>Samsun'da arazide ağzı tel ile bağlı başıboş eşek kurtarıldı. Eşeğin ağzındaki teli kırarak çıkar

Ağzına demir teli bağlayıp ölüme terk ettiler... Zavallı eşeği, baba ve kızı kurtardı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Gaziantep'te tır kazası! Yol trafiğe kapandı

Doğada yaptığı yemeklerle kentleri tanıtıyor