• $7,4334
  • €9,0202
  • 443.407
  • 1540.21
20 Ekim 2011 Perşembe

Nasıl bir seferberlik?

Metinler ve sözler hiçbir şeydir, zihniyet ve duygular her şey...   
Tıpkı bireyler gibi, toplumlar da 'beyinleriyle hissetmeli, yürekleriyle düşünmeli'.
Hele böylesi zor zamanlarda...
Artık 'dile bile kolay değil', 'ömrüne doyamamış 24 dağ parçası'nı şehit verdik yine.
'Acımız dağlara vurdu.'
Tam da Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun ilk toplantısını yapacağı gün...
Tam da Cumhurbaşkanı'nın bölgeye yaptığı ziyaretin ertesinde...
Uluslararası ilişkilerde 'Türkiye'nin kendini yeniden formatladığı' günlerde...
Zaman ayarlı tuzak mı desek? Adrese teslim kanlı mesaj mı?
Kimin işine yarar, böyle bir saldırıdan kim kazanır, diye mi sorsak yine...
Yok...
Hepsi boş.
'Hakkari'de yas mevsimi' başlamış bir kere.
Peki ne yapacağız?
Sınır ötesi operasyon mu?
Ne gerekiyorsa zaten yapılıyor, devam etsin.
Barzani Ankara'ya 'ister havadan, ister karadan, hatta imkan bulursanız denizden girin' diyecek noktaya gelmiş.
Daha etkili askeri veya polisiye önlemler mi?
Elimizi tutan yok, devlet vatandaşlarının ve kendisinin güvenliğini sağlamak için istediği önlemi alır, alıyor. Karışan, itiraz eden yok.

HEM GÜVENLİK HEM ÖZGÜRLÜK
Bunlar tamam ama bir de paralel bir yol daha inşa etmekten, o yolda ısrarcı olmaktan başka çaremiz yok. Çözüme odaklanacağız...
Maalesef kolay reçete bulunabilecek gibi değil.
Herkes ağlıyor, bunu görebiliyorum, hissediyorum.
Ama mecburuz, 'Ankara'da bir çözüm mevsimi' başlamalı, 'siyaset mevsimi çiçek açmalı'.
Akan kanı durdurmak için yine de konuşmalı, tartışmalı, yazmalıyız.
Asıl özlemini duyduğumuz anayasayı yapabilme becerisi... Metnin kendisi için değil, içindeki sözleri için değil, 'o yoldaki toplumsal tecrübelerimiz için' Meclis'e bakmalıyız.
Çatışma alanlarını yeni anayasayla gidereceğiz, başka çare yok.
Evet, daha özgür, daha eşit, daha demokrat bir ülke için yeni anayasaya mecburuz. O metnin bize katacağı ruha, duyguya, birlikte yaşama enerjisine ihtiyacımız var.
Bizi barışa götüren geniş bir uzlaşmaya ihtiyacımız var.
Bana itiraz edenler, bir an için düşünsünler ve 'alternatiflerini' söylesinler.
Kan akmaya devam mı etsin?
Soğukkanlılığımızı yitirip gemileri yakarsak içimizin ateşi belki biraz söner ama ya sonra?
Manşetimizdeki gibi tabii ki 'yasımızı tutacağız'. Tabii ki şehitlerimize ağlayacağız. Hatta günlük hayat akışımızı değiştireceğiz.
Ama bunu yaparken, arka plandaki tuzağı görmezden gelmeyeceğiz.
İstenen şu:
Türk ve Kürt vatandaşlarımız arasındaki duygusal bağ kopsun. Çatışma iklimi güçlensin. Zamanla içinden çıkılmaz bir kısır döngüye dönüşsün. Siyaset sussun, silahlar konuşsun. Türkiye içine kapansın, etrafıyla ilgilenmesin. Terör sürsün.

İKİ MASUM HALK...
Terörü kim kullanmış önemli değil. Öcalan ev hapsine çıkmak istiyor, PKK bağımsız bir Kürt devleti peşinde, Kürt siyasetçilerin önemli bir kısmı kişisel istikballerinin ardından koşuyor. Komşularımız 'benimle uğraşacağına kendi sorununla boğuş' mesajı veriyor. Hatta kimi Avrupa devletleri 'senin ne haddine Afrika'ya gelmek, Filistin sorunuyla ilgilenmek' düşüncesinde...
Bütün boyutlarıyla tabloyu görelim de ona göre tavır takınalım, değil mi?
Bütün bu süreçte en masum olanlar Türk ve Kürt halkları...
İşte çözüm için bu iki merkeze odaklanmak zorundayız.
Dünün en güzel görüntüsünü, belki siyaset dünyamızdaki en keskin milliyetçi profillerden olan Cemil Çiçek sergiledi. TBMM Başkanı Çiçek, Anayasa Uzlaşma Komisyonu toplantısını anlamlı sözlerle açtı.
Bugün aradığımız şey, bizi bir arada yaşatacak duygunun ve ruhun metni... Yüksek siyaset katında kaleme alınmış bir anayasa ihtiyacı içinde değiliz. Halkın 'bir seferberlik halinde', şevkle yazacağı ve kendi özlemlerini, gelecek tasavvurlarını ve geride bırakmak istediği acılarını aktaracağı bir anayasa. Evet, acılarını da...  Thales'in dediği gibi 'Her şeyin bittiği anda bile bir ümit vardır.'

<p>EGE'DE TÜRKİYE'NİN HAKLILIĞI ÇOK AÇIKTIR'</p><p>'Adına Egeler denilen, aslında bizim Adala

'Ege'de Türkiye'nin haklılığı çok açıktır'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beş asırlık Tarihi Maraş Çarşısı'nın dış cephesi yenileniyor

Dünyanın en saçma yasakları! Bunları ilk kez duyacaksınız