• $7,3724
  • €8,934
  • 436.337
  • 1474.74
21 Ağustos 2011 Pazar

Mutluluk mümkün mü?

Kendi özel gündemi, dili ve değerleri olan köşe yazarlarını seviyorum. Gazetemizdeki yazarların dışında, çok beğenerek ve ilgiyle okuduklarımdan birisi Milliyet'ten Metin Münir.
Üst üste iki yazısında 'Panik atak hastalık mı ruh hali mi?' ve 'Türkiye antidepresanda rekora koşuyor' başlıklarıyla ilginç konulara değindi.
Münir, 'Panik atak bir hastalık değildir' temasını işliyor.
Sonra onu şöyle tanımlıyor: 'Panik atak insanın endişelerinin onu kündeye getirip, gırtlağını sıkmasına izin vermesidir.'
Ertesi gün ise sütununda Türkiye'de antidepresan ilaç satışlarının yüzde 70 oranında artmasını ele aldı. Bunun sebeplerini gayet güzel biçimde irdeledi. 
Yazar haklı, çok haklı.
En son çare olarak başvurulması gereken ilaç kullanımının, psikolojik sorunların tedavisinde ilk çare olarak devreye sokulması... O kadar yaygın ki...
Etrafa bakın; sadece yakın çevreye değil, çeşitli sosyo kültürel ortamlara da...
Mutsuzluk ve endişe hali sürekli artıyor.
Okudukça, gidip geldikçe, yurtdışında yaşayanları dinledikçe bu derdin bütün dünyaya ait olduğunu anlıyoruz.
Garip zamanlardan geçiyoruz. Burada yerkürenin siyasal, ekonomik ve sosyal dönüşümlerini tekrarlayacak değiliz. Gerçekten zor zamanlar...
Mutsuzlukla geleceğin belirsiz olması arasında mutlak bir bağ var.

'MUTLULUK HAYAL GÜCÜ ÇABASI GEREKTİRİR'

Sisifos, malumunuz. 'Trajik insan.'
Tanrılar tarafından cezalandırılır. Kayayı zirveye çıkarması gerekir. Tam en üst noktaya ulaştığı anda kaya yeniden yuvarlanır. Bu sonsuza dek sürer. Cezası budur. Ama Sisifos her defasında zirve yolculuğuna tekrar başlar.
'Albert Camus'nün Sisifos Söyleni' bu konuyu işler. Camus'nün biyografisini okurken daha önce hiç karşılaşmadığım bir cümleye rastladım. Camus bir mektubunda 'Sisifos'u mutlu hayal etmeli' diyor.
Çok ilginç geldi bana, çok da düşündürücü, öğretici...  Sisifos zihninizi her zaman zorlar, tahrik eder. Ama bu açıdan hiç düşünmemiştim. 
En beğendiğim mottolardan biridir, 'Yazgını sev'.
Camus'nün 'başkaldıran insanı' da öyle.
Bir çelişki mi var?
Hayır, sanmam. Tam tersine.
'Sisifos'u mutlu hayal etmeli.'
O kaya her defasında yuvarlanacaktır. Sisifos bunu bilir. Yine de bıkmadan, yılmadan dener. Çünkü içinde 'umut' vardır. Umudunu asla yitirmez. Üstelik kendi hayatı üzerine iradesini ortaya koymaktadır.
İnsan belki bunu başarabilse, hatta deneyebilse ilaçlara hiç gerek duymayacak.  
Sorumluluk bilinci yüksek psikiyatristler de kolay yoldan ve tez elden ilaç önerilmesine karşı çıkarlar. Haklılar. İnsanın bazen acı da çekmesi, göğüs germesi gerekiyor. Hüzünlerini yaşayıp tüketmesi... Zorluk yaşaması. İnsanlık durumlarını hissetmesi, tecrübe etmesi. İlacı tümüyle reddediyor değilim. Gerekli halleri uzmanları bilir. Bazı durumlarda ilaç kullanımının kaçınılmaz olduğu bir gerçek... Bu ayrı konu...  Günlük hayatın olağan akışındaki sıkıntılarla baş etme yolu olarak ilaç kullanımından söz ediyorum.
Ancak ilaçların insanları duyarsızlaştırdığı gibi bir görüş de yaygın. Ben de buna inananlardanım. İnsanın zihin parlaklığını olumsuz etkiler. Başkalarını hissetmeyen, kendini duymayan birisi hayatı da duyamaz. Hissetme kanallarımızın açık olması gerek. Oysa ilaçlar pasifleştirir, hayal gücünü köreltir. Oysa, Camus'nün dediği gibi 'Mutluluk bir hayal gücü çabasını gerektirir'.

<h3>Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu, CHP'nin 'Militan' provokasyonunu AKŞAM TV

CHP neden 'Militan' provokasyonu yapıyor?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları