• $8,5121
  • €10,2827
  • 499.558
  • 1441.33
12 Kasım 2012 Pazartesi

Muhalif değil dünya sanatçısı

Türkiye'nin yetiştirdiği bir dünya sanatçısı. Bizim kültürümüzün evrensel çapta bayrak taşıyıcısı.
Elçimiz, büyükelçimiz.
10 Kasım'da Frankfurt'taydı, bir akşam bir de sabah konseri verdi.
İki bin Alman'a ve birkaç yüz Türk'e ülkemizin, müziğimizin şahane gösterisini sundu. Her yıl en az yüz konser veren ve tüm büyük kentlerde sahneye çıkan bir Türk sanatçısı.
"say.jpg"Bu kez klasik müzik ülkesinde, entelektüel düzeyi yüksek bir şehirdeydi. Görmeliydiniz. Tüyleriniz diken diken olurdu.
Türk marşını, İstanbul senfonisini, ney konçertosunu, Aşık Veysel'i; Ulvi Cemal Erkin'i, özellikle de 'Benim Sadık Yarim Kara Topraktır'ı ayakta alkışlatan sıra dışı bir gösterinin Almanya'da nasıl yankılandığını görmeliydiniz. Kanun çalarken adeta kimsenin nefes almadığını, darbuka ve kudümün nasıl katarsis yarattığını...
Gurur duyardınız, eminim.
Üstelik, güçlü kültür-sanat kanalı ARTE'nin canlı yayınıyla tüm Avrupa da o eşsiz performansa şahit oldu.
Biliyor musunuz, Fazıl'ın dünya konserleri için 2016'ya kadar planlamalar şimdiden yapıldı.
İnsan 10 Kasım'da düşünüyor; 'Atatürk'ü anmak nedir, en içten ve en doğru hatırlamanın yolu nasıldır?'
İnsan sorguluyor; 'Ülkene en iyi hizmeti nasıl yaparsın, onun tanıtımı için bize düşen nedir?' Ya da şöyle soralım; 'Bir Türk sanatçısı ne yaparsa el üstünde tutulur?'
Frankfurt'ta hava yağışlıydı, sadece
24 saatliğine geldik. Aylar önce tükenen biletler, ayakta alkışlanan, sahneden
4 saat inemeyen bizim sanatçılarımız... Anadili gibi konuştuğu Almancasıyla Türkiye'yi anlatan bir virtüöz. Salonun yüzde 80'i Almanlarla doluydu. Kalanı da gitgide toplumdaki saygın yerini yakalamaya başlayan ikinci, üçüncü kuşak 'gurbetçilerimiz'.
DEĞERLERİMİZİ YÜCELTEN BİRİ
Alman HR Senfoni Orkestrası nasıl da katılımcı, istekli ve yetenekliydi. Başındaki şef Howard Griffiths 9 yıl Türkiye'de çalışmış, dilimizi çok güzel konuşuyor, eşi de Türk.
Fazıl Say'ın yaptığı bizim müziğimiz, onu evrensel bir dille dünyaya açıyor. Klasik müziği seçkinlerin ilgi alanı olmanın ötesine taşıyıp kitleselleştiriyor. Piyanosuyla bazen oynuyor, dans ediyor, bazen de sevişiyor. Ama ne yaparsa yapsın bizim ezgimizi İngilizce'ye, Almanca'ya, Fransızca'ya ve her dile çevirip, dünyaya mal ediyor.
Soft power nedir? Yumuşak güç... Bir ülkenin etki alanı neresidir?
Avrupa neresidir, Avrupalılık ne demektir? Fazıl'ı dinlerken insan bunları da düşünüyor.
Fazıl Say 'bizim gibi biri' değil, 'bizden biri'. Bizim değil, bizim dünyaya armağanımız, dünyanın da bize. Bu topraklardan çıkan ve onun da temsil ettiği değerleri yücelten biri.
Eleştirdiğinde ve hatta hakaret ettiğinde bile... Hiçbirimizin yapamadığı kadar bizi anlatan bir büyükelçi o. İstanbul senfonisinin Sultanahmet bölümünde gözyaşlarını tutamayan duyarlı bir bilge.
Cumartesi akşamı, 10 Kasım'da Frankfurt'taydık; aynı Ana Rafael'in ve Goya'nın sergilerine ev sahipliği yapan Alman kentinde. Atatürk'ü anmanın en iyi yoluydu. Mezopotamya'nın bestecisiyle beraber olup bu toprakların acılarına, şehitlerimizin yasına eşlik etmenin de. Atatürk o salonda olsaydı Fazıl'ı kutlardı ve 'Aferin çocuk' derdi. Fazıl'ı dün en etkili muhalif listesine koymuşlar, hata etmişler. O muhalif değil, bir sanatçı.
Etkili olduğu doğru, Türkiye'nin en etkili kültür insanı, uluslararası çapta saygınlığı olan en güçlü markası.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı

Düştüğü dere yatağında 5 gün mahsur kaldı

Mersin sahilinde bulundu! Sahil güvenlik hemen çalışma başlattı