• $9,5675
  • €11,105
  • 554.441
  • 1518.37
5 Mart 2012 Pazartesi

İşte önümüzdeki 6 ayın yol haritası: Başbakan'ın 'tek devlet' stratejisi

Şu anda devam eden hazırlıklara ve hızlanan temaslara bakınca 'siyasette çok hareketli bir dönemin' geleceğini öngörebiliriz. 
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın önümüzdeki altı aylık süreçte neler yapacağına ilişkin 'kapsamlı yol haritası' çıkardığı anlaşılıyor.
Rahatsızlığını atlatırken istirahat ettiği ve yarı tempoyla geçirdiği dönemde 'sessiz diplomasi' yürüttüğü belli.
Günlerdir, '2012 stratejisi'ni anlamaya çalışıyorduk. Tablo önemli oranda şekillendi. En azından benim kafamda. Bu yol, sadece içinde bulunduğumuz yılın kalan bölümüyle ilgili değil. Atılacak temel, orta vadede 2014, uzun vadede 2023 koşullarını da şekillendirecek.
Merkezde, birbiriyle doğrudan alakalı 'Kürt ve Suriye dosyaları' yer alıyor.
İpucunu verecek ilk soru şu: 'Hükümet, niçin Suriye konusunda bu kadar aktifleşti?'
Elbette 900 km. sınırımız olan komşu ülkedeki gelişmelere kayıtsız kalamayız. İnisiyatif almak hakkımız. Ama merak ettiğim, niçin hemen bütün ülkelerin önünde koştuğumuz.
Dillendirilmek istenmiyor ama Suriye politikamızdaki 'şahinleşme' aslında Erdoğan'ın sorunu, 'bizim iç işimiz' gibi görmesiyle ilgili. Bu yaklaşımın perde arkasında ise Kürt sorununun çözümüyle ilgili Ortadoğu fotoğrafındaki potansiyel tehlikeler yatıyor: 'Esad yönetimi böyle devam ederse Suriye'de iç savaş çıkacak. Sınırımıza 1 milyon göçmen yığılacak. Mezhep çatışmaları bölgeyi kan gölüne çevirecek. Kargaşadan Suriye'deki Kürt nüfus bağımsız bir devlet çıkarma hevesine kapılacak.'
İşte burası kilit...
Hükümet, Suriye'deki gelişmelerde devre dışı kalmak istemiyor. Bu noktada Irak savaşı öncesindeki tezkere krizinden ders alınmış. Günün sonunda Ankara, Irak'ta masa dışında kaldı. Ne derseniz deyin, bugün Kuzey Irak'ta olup bitenlerde yönlendirici olamadık. Suriye'de aynı hataya düşmekten çekiniliyor. Üstelik Kuzey Irak'tan sonra benzeri bir Kürt bölgesi Suriye'de oluşursa kar topu misali sorunlar devasa hale gelecek. Yangın Türkiye'ye sıçrayacak.
Ve Erdoğan, reformları yapmayan, kan dökmeyi durdurmayan Esad yönetimini işbaşından uzaklaştırmak için bir uluslararası müdahalenin hızla yaklaştığını görüyor.

HEM MÜZAKERE HEM MÜCADELE
Şimdi gelelim doğrudan bizim Kürt sorunumuza...
Evet, sızan haberler doğru. Erdoğan PKK'yı tamamen tasfiye etmek amacıyla müzakere takvimini de zorluyor. Çok çeşitli seçenekleri tartıştırıyor. Yakın kurmaylarının bir kısmı şu anda, bu konuda model olan ülkelerde. 
Zeminin de uygun olduğunu düşünüyor. KCK tutuklamalarıyla ve operasyonlarla birlikte psikolojik üstünlüğün sağlandığına inanıyor. Bizzat açıkladığı 'terörle mücadele ve barış için müzakere' başlıklarını paralel sürdürme stratejisini uyguluyor.

ERDOĞAN NE İSTİYOR?
KCK operasyonları tamamlandı. Başta ABD olmak üzere uluslararası destek tam olarak sağlandı. Bölge halkının rızası da alındı. Bu baharı terörsüz ve kansız geçirme derdinde. Kazanılacak zamanı, silahların bırakılmasının formülasyonunu bulmak için değerlendirmeye çalışacak.
MİT mensuplarını korumayı bu çerçevede görüyor. Devlet adına MİT'in yapacak işi var. Askerle de anlayış birliğine vardı. Dünkü 'Sen Emret Başbakanım' manşetimiz tarihi nitelikteydi. Yani asker, 'bizim özel görevlerle ilgili soruşturulmamız için Başbakan'dan izin alınsın' diye tasarı hazırlamış. Anlamı derin.
Polisin gönlünün kırıldığı doğru. Uzun sürmeyecektir. Devlette küskünlük olmaz. Yakında sıcak bazı açıklamalar ve gönül alıcı adımlar geleceğini tahmin ediyorum. Özetle Başbakan, Suriye politikasıyla şunları hedefliyor:
'Suriye bölünmesin. Şii-Sünni çatışması çıkmasın, içsavaş olmasın, katliam da dursun.
Bu konuya İran boyutuyla yarın devam edeceğiz.

<p>Rusya'da bubrik, Rize'de kel simit  olarak sofraları süslüyor. 150 yıllık geçmişiyle kentin vazge

“Kel simit” için uzun kuyruk

Ateş Serbest 2021 faaliyetinden heyecanlandıran görüntüler

Trakya'da 65 yaş üzeri ve risk grubundakilere ''grip aşıları'' evlerinde yapılıyor

En güzel, kısa, uzun, anlamlı, resimli 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı mesajları burada!