• $7,4627
  • €9,024
  • 437.81
  • 1524.49
25 Temmuz 2012 Çarşamba

İşte bu Esad'ın sonunu getirir

'Savaş mı istiyorsunuz Sayın Bakan... Türkiye, Suriye'ye girme konusunda hevesli mi?' bu ve benzeri soruları yöneltmiştik.
Başbakan Erdoğan'ın iki uluslararası zirve için Brezilya ve Meksika'ya gittiği geçen ay.
Gecenin ilerleyen saatleri...
Bakan Davutoğlu, ikili ve heyetler arası görüşmeleri bitirmiş, Erdoğan'ın heyetindeki genel yayın yönetmenlerine Suriye konusunda bilgilendirme yapmıştı.
Saat farkı ve uzun uçuşlardan dolayı perişan haldeydik. Bazı arkadaşlarımız müsaade isteyip odalarına çekilmişti. Biz de sohbetin sonuna gelmiştik. Ayakta, otel lobisine doğru yürürken Bakan'a şöyle sormuştum: Savaş istemediğinizi ve uluslararası sistemle beraber hareket edeceğinizi söylüyorsunuz. Esad'ın da zulmünün bitmesi için iktidardan uzaklaşması gerektiğini dile getiriyorsunuz. Peki ama bu nasıl mümkün olacak?
Türkiye'nin oyun planını öğrenmek istemiştim. Değerlendirmesi şöyle olmuştu:
'Elbette savaş istemiyoruz. Suriye'ye girecek halimiz yok. Ama olup bitenlere seyirci de kalamayız. Biz uluslararası sorumlulukları olan bir ülkeyiz. Suriye'deki zulmü bitirmek için de uluslararası güçlerle hareket ederiz. Esad'ın gidişi zamanlama meselesi. Onu kendi halkı iktidardan uzaklaştıracak. Suriye muhalifleri günden güne güçleniyor. Biz de çok yakından takip ediyoruz. Oralarda köy köy ne olduğunu bilecek durumdayız. Esad yönetimi şu anda kurnazca davranıyor. Muhalif köyleri tanklarla bombalıyor. Ondan sonra da özel kuvvetlerle köylerde katliam yapıyor. Ama bir yerde hava kuvvetlerini kullanmaya mecbur kalırsa uluslararası askeri operasyon ve müdahaleye zemin doğar. Muhalefet güçlenirse Esad uçaklarla bombalamaya mecbur kalır. İşte o Esad'ın bitişidir.'
Dün öğleden sonra ajanslar Esad güçlerinin Suriye içinde savaş uçaklarını kullanmaya başladığını duyuruyordu. Elbette Davutoğlu'nun Meksika'daki o sözlerini hatırladım. Eğer bu haber doğruysa ve arkası da gelirse Esad'ı artık kimse savunamaz.
AH O 1 MART TEZKERESİ YOK MU?
Bölge fena karıştı. Neler oluyor, bunlar öngörülebildi mi acaba?
'Kuzey Irak'tan sonra Suriye'nin kuzeyinde de bir Kürt devleti kuruluyor' haberleri Türkiye'nin bir numaralı gündemi.
Ankara teyakkuzda.
Ortadoğu'nun şekillenme stratejisinde yeni bir aşamayla karşı karşıyayız.
1 Mart tezkeresinden sonra maalesef Irak bağlamında oyun dışında kalmıştık.
Masada olamadık. Kuzey Irak'taki Federe Kürt Devleti oluşumunda sadece seyirciydik.
Kırmızı çizgiyi değiştiren Başkent, 'Bari inisiyatifi biz alalım' diyerek Erbil'le yakın ilişki kurdu. Washington bu stratejiye yeşil ışık yaktı.
Davutoğlu, Esad'ın gidişini de gördü. Küresel sistemin, Arap Baharı çağında Esad'a uzun süre tahammül etmeyeceğini anladı. 'Kardeşim Esad' çizgisinden 'Zalim Esed'e dönüldü. Başbakan Erdoğan sürecin en başında 'Suriye bizim ulusal güvenliğimiz açısından çok önemli. Ne Libya'ya benzer ne Mısır'a, Suriye bizim iç işimizdir' demişti. Anlıyoruz ki, hükümet şu senaryoyu öngörmüş ve önlemeye çalışmış: Esad gidecek, Suriye karışacak. Mezhep çatışmaları çıkacak ve ülke bölünecek. Türkiye de bundan kötü etkilenecek. Irak'taki gibi 'masada olmayan ülke durumuna düşmeyelim' istenmiş.
Maalesef tarihin bu döneminde Kürt sorunu ve mezhep çatışmaları riski çok yüksek. Ortadoğu dinamiklerinin çoğu da bizi ilgilendiriyor ve ne yazık ki kontrol edilemeyen unsurlar içeriyor. Ankara şimdi küresel eksende Washington'la ve bölgesel aktör olarak Erbil'le işbirliği halinde, kurulmakta olan oyunda kendine rol arıyor. Nihai hükmü tarihin nasıl şekillendiğine göre vereceğiz.

<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, koronavirüs aşısına dai

Bakan Koca paylaştı: Aşı uygulaması hakkında pratik bilgiler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Türkiye'nin ''en yüksek ayaklı viyadüğü'' Eğiste Viyadüğü'nde yüzde 22'si tamamlandı

İzinsiz kazı yapan 11 kişi gözaltına alındı