• $7,3501
  • €8,9471
  • 438.709
  • 1536.11
16 Temmuz 2012 Pazartesi

İşte Başbakan’ın 2014 - Kurtulmuş planı: Lidersiz parti

Başbakan Erdoğan eğer kafasındaki planı gerçekten uygulayabilirse “Türk siyasal yaşantısında eşine zor rastlanır bir değişikliği” gerçekleştirmiş olacak.

Numan Kurtulmuş hamlesi, “Büyük dönüşümün ilk adımı”. Henüz kamuoyunda yeterince anlaşıldığını düşünmüyorum. Konu sadece Erdoğan’dan sonraki liderlik yapısına indirgeniyor. Doğru değil.

ERBAKAN DA KATILACAKTIR
Erdoğan, 2014 yılında halkın oylarıyla seçilecek Cumhurbaşkanı olmaya hazırlanıyor. En az yüzde 50+1 alması gerekiyor. Çankaya’da “halkın seçtiği” ilk Cumhurbaşkanı...

Arkasında bir parti bırakıyor.

Kurtulmuş’tan sonra Saadet Partisi ile de flörtün nişanlılıkla sonuçlanacağına kesin gözüyle bakabiliriz. Kongreye kadar Fatih Erbakan AK Parti saflarına katılacaktır. Aynı şekilde BBP hatta Demokrat Parti’ye kadar uzanan geniş bir yelpaze... Başbakan’ın kafasında çok geniş bir sağ koalisyon fikri yatıyor.

Bu, öncelikle kendisine Cumhurbaşkanlığı seçiminde avantaj sağlayacak. Diğer yandan ardında bırakacağı partiye çok renkli, farklı dengeler üzerine oturan ama tek bir yapı tarafından kontrol edilemeyecek özellikler kazandıracak. Sanırım Erdoğan’ın esas üzerinde durduğu bu.

‘TEK ADAM’ İSTEMİYOR
Şöyle sloganlaştıralım: Erdoğan yüzde 60’lık bir çoğunluğu iki turlu bir siyasal planlamayla sağlama almak derdinde. Bu da 12 Eylül referandumu demek. Başbakan’a sunulan analizlerde “Halkın katılımı çeşitli gerekçelerle düşürülmeseydi alınacak ‘evet’ oyları yüzde 60’a ulaşacaktı” deniliyor.

Erdoğan, 2014 sonrasında AK Parti’de tek adamlık istemiyor. Mesela herhangi bir cemaatin ya da baskı grubunun hakim olabileceği bir yapıyı şimdiden engellemeye çalışıyor.

“Kendisinden sonra partide çok sayıda güçlü figür olmalı ki milli görüşten Türk İslam sentezine, liberal kesimden demokrat isimlere, soldan sağa dek adeta yelpaze görüntüsü versin” diye bakıyor. 

Yani mesele, “Erdoğan Köşk’e, filanca, partinin başına” klişesiyle özetlenebilecek kadar dar kapsamlı değil.

Genel başkan veya başbakanlık koltuğuna kim oturursa otursun...

Partide geniş bir koalisyon oluşsun. Kararların konsensüsle alınması zorunlu hale gelsin.

HESAPLAR BOZULDU
Bu strateji aslında Başbakan’ın “Türk siyasal yaşantısının en önemli gerçeğini kabul ettiğini de” gösteriyor. Lider ne denli güçlü olursa olsun Köşk’e çıkınca artık o parti kendisinin bıraktığı yerde değildir. Yani, Erdoğan parti üzerinde kendi hakimiyetinin kalmayacağını da görüyor olmalı. Başkanlık -yarı başkanlık gibi köklü sistem değişiklikleri ise halen muamma. Ne denilse şu anda boş.

Erdoğan, 2014 sonrasında AK Parti’de lider veya grupların egemenliği yerine, çeşitli eğilimlerin işbirliğine dayalı bir denge oluşturmanın arayışında. Liderin kim olduğunun etkisi ve önemi kalmayacak.

Bu, geniş bir ideolojik koalisyona dayalı siyasal yapı anlamına geliyor.

Numan Kurtulmuş işte böylesine köklü bir hamlenin en önemli sacayağını oluşturuyor. Erdoğan, işe kendisine en çok benzeyen siyasi figürle başlıyor. En eski siyasal mücadelelerinden, hatta eğitim hayatlarının başlangıcından bu yana çok benzer iki kişilik. Milli görüş ve kopuş maceraları da tıpatıp aynı. Erdoğan; Kurtulmuş’u da hem “milli” hem “dünyaya açık” buluyor. Bu yönleriyle kendisine benzetiyor.

Başbakan, bu hamlesiyle Köşk seçiminde avantaj sağlayabilir mi, Cumhurbaşkanı olursa partiye yönelik çekincelerini giderebilir mi bilinmez. Ama Kurtulmuş’la başlattığı hamlenin AK Parti üzerine kimi hesapları bozduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

<p>Terör örgütlerini silahlandıran Brett McGurk'ün adının ortaya çıkması, terör örgütü DEAŞ'la kariy

Biden yönetimi göreve hızlı mı başladı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kutup ayılarını görüntülemek istedi, az daha canından oluyordu!

Ahır yapımı sırasında bulduğu taşların gizeminin çözülmesini istiyor