• $7,3822
  • €8,9795
  • 442.255
  • 1547.38
11 Nisan 2012 Çarşamba

İşte baş döndüren Suriye diplomasisi

Pekin
Suriye sorununun giderek bir krize dönüştüğünü Pekin'deki baş döndüren diplomatik trafikten daha iyi hiçbir şey anlatamazdı.
Tam da Başbakan'ın Çin ziyareti sırasında yaşanan sınırdaki ölümlü-yaralamalı olaylar, merkezinde Türkiye'nin olduğu uluslararası temas zincirine yol açtı.
Adeta, her şey Çin'de gözümüzün önünde, kaldığımız Hyatt Otel'de cereyan etti.
Başbakan Erdoğan, bir yandan Çin yönetimine Suriye'de yaşananları anlatıyor, yapılacaklar konusunda ikna etmeye çalışıyordu. Diğer yandan da Dışişleri Bakanı'nı yönlendirerek bölgesel ve uluslararası aktörleri harekete geçirtmeye uğraşıyordu. Türkiye'yle 5 saatlik farkı da hesaba katarsanız uyumadı deseniz yeri.
İşte son 24 saatte Çin'den Ankara'ya, Washington'dan Suriye, İran ve Brüksel'e kadar yayılan diplomatik zincir ve sonuçları...
Başbakan, G-8 toplantısına (bugün Washington'da toplanıyor), Davutoğlu'nun katılmasını istedi. Davutoğlu ABD Dışişleri Bakanı Clinton'la uzun bir telefon görüşmesi yaptı. Gündeme bağlı olarak bir özel oturum ve katılım sağlanması için yol aranmasını kararlaştırdılar. Son dakika düzenlemesi yetişmezse bile telekonferansla Suriye'deki gelişmeleri anlatması gündeme geldi.
İkinci hat Pekin-Ankara-Riyad üzerinde işledi. Erdoğan programda olmamasına karşın yarın, Suudi Arabistan gezisine çıkıyor. Cuma Riyad'da.
Başbakan'ın Pekin'deki basın toplantısında mesajları çok netti. Şam yönetimine ve dünyaya karşı bugüne dek en açık sözleriydi diyebilirim.
Suriye krizinin nereye gideceği o uyarılarda apaçık belli oldu.
Detayı haberimizde.
Erdoğan açıklamasına, 'sınırımızdaki ciddi hareketlilik' tanımlamasıyla başladı. Ve bunu üstüne basa basa 'sınır ihlali' kategorisine soktu. Uluslararası hukuk, bu durumda size 'tampon bölge'yle başlayan 'askeri müdahaleye' dek giden hak ve sorumluluklar yükler.
Ankara'nın Pekin'den yürüttüğü Şam trafiğine devam edelim:
BM Genel Sekreteri Annan ile birden çok görüşme... Annan'ın Türkiye'deki kampları ziyareti... Erdoğan dün resmen duyurdu: 'Bizim ısrarımızla oldu.'
Ankara, yaşananlara karşı uluslararası bilinç oluşturmak için sayıları 25 bini bulan, Suriye'den kaçıp bize sığınanların acısını gösterme kartını açtı.
Erdoğan çok kısa süre içinde yanına uluslararası basını da alıp kampları ziyaret etme kararı verdi.
Başbakan, Çin Başbakanı ve Devlet Başkanı'yla yaptığı ikili görüşmeleri de çok ağırlıklı olarak bu konuya ayırdı. 'Siyasi bakmayın' diyerek 'insani' açıdan Suriye sorununu bir başka gözle Çinli muhataplarına anlattı. Umutlu ayrıldı. Şu sözü değişim gözleminin yansıması:
'Çin yönetiminin bakışı ilk günlerdeki gibi değil.'
Sonra ekledi: 'Rusya'nın tutumunda da belirgin bir farklılaşma görülüyor. BM'de artık Suriye eski desteğine ulaşamayacak.'
Ömer Çelik, Çin-Rusya hattının Suriye konusunda Batı ile rekabetini anlatırken, 'Çin BMGK'da 8 vetosunun 2'sini Suriye için kullandı' bilgisini veriyordu.
Pekin'deki ikinci gece Davutoğlu, Rus Dışişleri Bakanı Lavrov'la telefonda konuşmuş, havayı Başbakan'a, Davutoğlu hoca aktarmıştı. Erdoğan, Ankara'ya döner dönmez Putin ve Medvedev'i de arayacak. Başbakanlık bu talebi şimdiden iletti.
Dün aynı zamanda Rusya'da Çin, Rus ve Hindistan Dışişleri Bakanları zirvesi vardı. Davutoğlu - Lavrov görüşmesiyle, Pekin'deki hava Moskova'ya da an be an yansıtıldı. Ayrıca Çinliler Moskova'ya, bakanlarına kesintisiz bilgi aktardılar.
Annan planının süresi doluyor. Plan da çökerse Rusya ve Çin daha farklı siyaset izlemeye mecbur kalacak.
SURİYE'NİN EN YAKIN MÜTTEFİKİ
Ve İran ayağı...
Nükleer müzakerenin İstanbul'da yapılacağının kesinleşmesi olumluydu. Anlaşmazlık Suriye'de kilitlenmişti. Başbakan'ın basın toplantısından sonra perde arkası almak üzere Bakan Davutoğlu'yla görüştüm. Ayaküstü 7-8 dakika... Bazılarını yazılmamak üzere anlattı. İstanbul kararından memnundu. 'Türkiye alternatifsiz' dedi, 'İran için de Suriye için de dünya için de bu bir fırsat' diye iddialı ve iyimserdi. İran'la neler yaşandığını konuştuk, konu ağırlıklı olarak İran'daki iç rekabet ve görüş ayrılığından kaynaklanıyor. Erdoğan'ın 'dini lider bize İstanbul kararını teyit etmişti' demesi çok ilginç bir dışavurumdu.
Üç gündür Çin'deyiz. Her gün bir başka şehir, her gün bir başka otel. Urumçi, Pekin ve Şanghay. Bu gece, programa göre Ankara'ya inmiş olacağız. Dünyanın ekonomik motoru ve gelecek 25 yılın yükselen gücü Çin. Türkiye ekonomisi güçlendikçe bölgesel gücünü pekiştiriyor, artık inisiyatif alıyor. İttifaklar kuruyor. Şu anda Suriye krizinde herkesten önde. İnsan elbette kaygılanıyor, nereye sürükleniyoruz diye. Bu endişeye Başbakan şöyle yanıt veriyor:
'Bazen istemediğiniz, planda olmayan şeyler yaşanabilir. Bu bir insanlık durumu. Suriye'de dram yaşanıyor, kayıtsız kalamayız. Türkiye'ye kurtarıcı gözüyle bakıyorlar. Bu işin su götürür yanı kalmadı. İnsani görev.'
Suriye'deki sıcak gelişmeler üzerine Davutoğlu dün Çin gezisinin son bölümünü iptal etti, Türkiye'ye dönme kararı aldı.
Tehlikeli bir fırtına üzerimize doğru geliyor. Sadece komşumuzun üzerinde değil, bizim de çatımıza hasar verebilir. Dilerim Esad yönetimi tehlikenin farkındadır. Bakan Muallim'in dünkü 'Kentlerden çekilme başladı' açıklaması eğer ciddi ve samimi değilse kırmızı alarm yakındır.
"ika.20120410232959.jpg"

<p>Fiziksel şiddetin kadının bedeni üzerinde geçici ve kalıcı hasarlar bıraktığının altını çizen Der

Kadına şiddete dur de!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kırıkkale'de polis merkezi önünde silahlı kavga: 1 yaralı

Beş asırlık Tarihi Maraş Çarşısı'nın dış cephesi yenileniyor