• $8,2779
  • €10,0282
  • 482.691
  • 1427.73
16 Mart 2011 Çarşamba

İbo'ya bakıp Türkiye'yi anlamak

O eski halimden eser yok şimdi...'    
İbrahim Tatlıses'in bu türküsü favorilerimden. Gerçekten kendi serüvenini anlatıyor gibidir. 1975 yılında ayağının kundurasını söylerkenki yüzü, sesi, kıyafetleri... Ve 35-36 yıl sonraki halleri... İki ayrı İbo.
Kelimeyi çoğula çevirir, 'halimizden' diye okurum. 'O eski halimizden eser yok şimdi.'
Bu bir Türkiye şarkısıdır, Türkiye öyküsüdür.
İbrahim Tatlıses üzerinden 'bizi', 'Türkiye'yi' anlayabiliriz. Ülkemizin seyrini, dönüşümünü... Son 35 yılının o baş döndürücü kimlik değişimini...

ÖDENEN BEDELLER
Birkaç gün önce, gazeteci arkadaşlarım Önder Şuşoğlu ve Emrullah Erdinç'in yakında çıkacak Etiler Koğuşu-2 kitabına arka kapak yazısı yazmıştım. 'Yıldız olmak değil, yıldız kalmak zordur' demiş ve ödenen bedellerden bahsetmiştim. Kitap, starların uyuşturucuyla olan karanlık, tehlikeli ve zararlı ilişkisini ve bunun sonucunda yaşadıkları acıları anlatıyor.
Yoğun bakımdaki İbo için üzülürken, o kitaptaki hayatları, dönüşümün ödenen bedellerini düşünüyordum.
Şöhret olmanın yüklü faturaları, ödenmeyi bekler. Tatlıses de bunu yaşadı. O kitaptaki hayatlar gibi doya doya ünlü olmanın tadına varırken, yıllardır şöhretin karanlık yüzünü de gördü, gösterdi.
1975'teki saf, el değmemiş, Anadolu'nun bağrından çıkmış o genç adam ile Maslak'ta başından vurulan ünlü türkücü-işadamı-star başka adamlardır.

İSTANBUL'U FETHETMEK
İbo'yu sevdik. Başarılı bir sanatçı öyküsüne eşlik eden başka bir İbo daha gördük. Bir yüzü kurşunların gölgesinde, mahkeme koridorlarında ve emniyette geçen, diğer yüzü rengarenk neon ışıklarında parlayan çift katmanlı bir portre. Zaman zaman yaldızların döküldüğüne de şahit olduk.
Sonunda kendine hayran olan dev gibi bir ses. Kendinden marka yaratan bir sanatçı... Yeraltı dünyasının izlerini de üzerinde taşıdı. Mafya odaklı olayların içine adı karıştı zaman zaman. Büyük şehri fethetmeyi bildi, oyunu kurallarına göre oynadığını düşünerek...

İMPARATORUN HOLDİNGİ
1980'lerin 90'ların Türkiye'sine İbo üzerinden baktığımızda ithalat ağırlıklı yeni tüketim ve eğlence çılgınlığının izlerini de görürüz. Hepimiz o sürecin parçasıyızdır. Arabesk kültürün yükseliş süreci.
Büyük kente göç eden bireyin 'tutunma' çabası. İşte bu, İbrahim Tatlıses'tir. O hem semboldür hem de İstanbul'daki Anadolu'nun haykıran, isyan eden çığlığı.
Türkücü artık imparator olarak tanınır ve dev bir holdinge dönüşen girişimciliği ile dikkat çeker. Popüler kültürün bu özgün ikonu, zamanın ruhuna çok uygun üretimler de yapar. Üstelik medya işine de girmiş, özel uçak sahibi olmuştur. Toplumumuz biri futbolda iki şöhretimize 'imparator' der. Biraz yakından bakınca benzerliklerini görürüz. İlişkileri ve dostlukları da benzer.

TÜRKÇE SÖYLEYEN   KÜRT KARDEŞİMİZ
Bu yükseliş hikayesi, ülkemizin bir bölgesinde düşük yoğunluklu çatışmaların yaşandığı yıllara denk gelir. İstanbul'da kişisel bir başarı öyküsünün ardında, 'Türkçe söyleyen Kürt kardeşimiz' tanımlaması yatar. Birlik beraberlik söylemleriyle bamtelimize dokunmuştur. Tüm bunlarla son 35 yılımızın apolitikleşen ortamında sosyal ve kültürel bir fenomen olur. Türkiye'miz gibi biraz feodal, biraz köylü biraz da şehirli bir kimlik. Melez karakterler. Bu karışım elbette kadına bakışımıza da aynen yansımıştır.

'MİLLETİMİZ          SEVİYOR ABİCİM'
TV programlarında, konserlerinde hep aynı sahne; kesin olan şu: İbo'yu hepimiz çok sevdik.
Özellikle kadınlar...
Ünü Türkiye sınırlarını aşmıştır.
İbo'da maço-ataerkil kültürümüzün izleri hep güçlüydü. Hayatına giren kadınlarla çalkantılı ilişkisi bunu gözler önüne açıkça sermiştir.
Dayak atan, kurşun sıkan, kurşundan ağır sözler sarf eden tutkulu ve kıskanç bir aşık. Türkiye bundan rahatsızlık duymadı, maalesef bunları da kabul etti. Vurulmadan bir saat önce beyaz TV'de 'Milletim seviyor abicim, milletim seviyor, birileri de illet oluyor' demişti.
Evet, İbrahim Tatlıses'i sevdik, çünkü İbo Türkiye'dir. Ona her bakışımızda güzel ülkemizin çelişik ve bulanık yüzlerini gördük. İnsan kendini sevmeden, kendini beğenmeden yaşayamazmış.

<p>Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un  aksam.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Serkan Fıçıcı'nın konuğu o

Milli Eğitim Bakanı Akşam TV'de... Serkan Fıçıcı'nın soruları yanıtladı

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı