• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
21 Eylül 2011 Çarşamba

Helikopterin beynini sökmüşler

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Berlin Humboldt Üniversitesi'ndeki bomba ihbarıyla başlayan gerilimin ardından beraberindeki gazetecilerle sohbet toplantısı yaptı. Almanya ziyaretiyle ilgili 'Hiç bu kadar samimi dostane ortam olmamıştı' diyen Gül, Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümünden AB ile müzakere süreci ve Filistin'in BM başvurusuna kadar pek çok konuda önemli açıklamalarda bulundu: 

- Filistin'in BM başvurusu, diplomasi çevrelerinin en çok merak ettiği konu. ABD veto edecek mi, etmeyecek mi? Bizim pozisyonumuz nedir?
Biz, BM Genel Kurulu'nda bağımsız Filistin devletini güçlü bir şekilde destekleyeceğiz. Zaten bunu ilan ettik daha önce. Bu konuda yalnız da değiliz. 126 ülke 'Biz destekleyeceğiz' dedi. Desteklemeyenler zor duruma düşecek. Onlar düşünüyorlar bu işi nasıl izah edelim diye. ABD ne yapacak şimdi? Obama, geçen yıl BM Genel Kurulu'nda konuşurken demedi mi 'gelecek sene burada Filistin devletinin de olmasını istiyorum' diye... Hepimiz oradaydık. Ne diyecek şimdi? 'Filistinliler yanlış mı yaptı' diyecek? Şunu mu diyecek? Barış görüşmeleri devam etmedi... Barış görüşmeleri nasıl devam eder? Adam bir taraftan çalmaya devam ediyor. 
Aranızda Gazze'ye giden var mı? Ben gittim. Bir Alman, bir Fransız, bir İngiliz bir de ben dört kişiydik. AB alt komisyonuna araştırma yapmak üzere Gazze'yi adım adım dolaştık. Yani orada olan, orada büyüyen herkes çıldırır. Onlar orada nasıl yaşarlar. Filistin'in diğer yerlerini dolaştım. Öyle ki Elhalil'e gittik. Gelirken gördük ki bir kalabalık var, bir olay var. Yaklaştık, asfalt tek bir yol. Bir kamyon daha doğrusu dozer, yan taraftan toprağı almış oraya dökmüş, yolu bloke etmiş. Dozer orada duruyor, İsrail askerleri de başında. Filistinli çocuk, kadın birikmişler o toprağı elleriyle kaldırmak istiyorlar ama İsrail askerleri onları göğüslerinden iterek uzaklaştırıyor. Biz o yoldan geçemedik. Pasaportumuzu gösteriyoruz. Bizi götüren kuruluşun diplomatik evrakları... Hiç oralı olmuyorlar. Yarım saatlik yolu 10 saat dolaşarak ulaştık. Bu söylediğim 98 filan. Gördüğüm yerleşim yerlerine inanamadım. 

- Genel Kurul'da özel statü vermeye çalışacaklar...
Ara yollar bulmaya çalışacaklar. Ne olacak? İsrail'in müttefiklerine, başta ABD'ye ne kadar yük olduğunu ortaya çıkartacak. Onlar da illallah demeye başlayacak. Zaten demeye başladılar.

- AB ile ilişkilerde 2004-2005'li yıllara göre farklılık mı var? Daha önce çok hassas ve duyarlıydık. Bugün biraz daha zamana bırakma eğilimi var. Kategorik bir pozisyon farkı mı?
Her ortamda söylediğimiz bir şey var. Türkiye kriterleri yerine getirdikten sonra esas karar o zaman alınacak. Yani bugün, Fransa ve bazı ülkeler bugünün konusunu konuşmuyor, ilerinin konusunu konuşuyor. Niye bazı fasılları açtırmıyor. Bunlar tam üyeliğe gider diye. Ben de diyorum ki sen zaten referandum yapacaksın, referandumda 'hayır' de bana. Ama böyle sahtekarlık yaparak benim başarılı bir şekilde müzakereleri tamamlamamı engelleme. Benim için önemli olan Türkiye'nin, bir Norveç gibi olabilmesidir. Yani müzakere sürecini başarıyla bitirmesidir. Ben son dönemde kasıtlı ve bilinçli olarak bu tonu tutturuyorum. Çünkü şunu biliyorum ki ne kadar çok alttan alırsan sana karşı böyle davranırlar. Birazcık bunları irrite etmek lazım açıkçası.

- Tavrınızda biraz da 'isterseniz almayın'  gibi bir durum var...
Var tabii. Hiçbir zaman yalvarma durumunda olmayız... Onun için ahde vefa duygularını ve AB'nin temel ilkelerini devamlı söylüyorum. Onun için kendilerine samimi olmalarını, yakışmayacak şeyler yapmamalarını, bunların farkında olduğumuzu söylüyorum. Bunu söylerken, imtiyazlı ortaklığı filan ne kadar reddettiğimizi de söylüyoruz.

- Referandum olduğu takdirde olumsuz bir durumla karşılaşırsak...
Bugünün konusu değil. Bu, Avrupalıların oyunu. Sanki Türkiye müzakereleri başarıyla bitirdi, tam üye olsun mu olmasın mı? Sen o günkü kampanyada yap bunu ama bugün sorumluluğunu yerine getir.

- Nedir bugünkü sorumluğu?
Müzakerelerin aslına uygun şekilde devamı. Şunun farkındayım; biz bu süreçte ne kadar fazla ilerlersek o kadar güçlü hale geliyoruz. Hukukumuz, siyasetimiz, demokrasimiz güçlü oluyor, insan hakları standardımız yükseliyor. Dolayısıyla problemlerimiz de azalıyor. Türkiye'nin on yıl önce mi problemi daha çoktu yoksa bugün mü?

Türkiye'nin kıymetini bilecekler
- Niye butün Avrupa bu sıkıntıyı yaşıyor? Büyüyemediği için. Onları büyütecek bir dinamo lazım. Tabii dünyanın merkezi nereye kayıyor bunu da görüyorlar. Onun için bunlar Türkiye'nin kıymetini çok iyi bilecekler. Yeter ki biz Türkiye'nin kıymetini gösterelim. Biz Türkiye'yi kıymetsizleştiriyoruz doğrusu. Başından beri konuştuğum şey, kendi evimizi düzene koyma meselesidir.

'Barış Kenti'nde sıcak karşılama
Cumhurbaşkanı Gül, Almanya temaslarının üçüncü gününde mevkidaşı Wulff'un memleketi Osnabrück'e gitti. 30 yıl savaşlarının sonunda (1648) Vestfalya Anlaşması'nın imzalandığı 'Barış kenti'nde, iki tarihi kiliseyi ziyaret eden Gül'e Türk ve Alman vatandaşlarının ilgisi yoğundu.

"gul2.20110921015231.jpg"

Saat: 02.00 Yer: Ritz Carlton
Saatler gece yarısını geçmişti, Gül smokinli davete iki saat gecikmeli giderken, yaşananlarla ilgili görüşünü sormuştum. İlk tepkisini dün yazmıştım. Sonra, makam aracının camını açıp beni yanına çağırmış ve 'Dönüşte konuşacağım' demişti. Başdanışman Ahmet Sever heyetteki diğer gazeteci arkadaşları da haberdar etti. Alman polisinin telaşlı, kriz yönetimi tecrübesinden uzak ve beceriksizce tavırları bütün programı sarkıtmıştı. Gül, Ritz Carlton Oteli'ne döndüğünde Türkiye'de saatler gece 01.00 olmuştu bile. Smokiniyle geldi Gül, sadece papyonunu çıkarmıştı. Yoğun günün ve gerilimli anların ardından ilerleyen saatlerde bile çok dinç görünüyordu. Siyasetçiye heyecan yarıyor, bunu bilir bunu söylerim.
Açıkçası Gül, krizi çok da iyi yönetti.
Gül'ün sol yanına Maliye Bakanı Şimşek, sağ yanına Başbakan Yardımcısı Bozdağ oturdu.
Devletimizin başıyla gece yarısı sohbetimiz Almanya seyahati yorumlarıyla başladı. Ardından bomba ihbarıyla başlayan tatsız olayları yorumladı. Sert ifadeler kullandı gerçekten. 'Rezalet' diye niteledi mesela.
Ama gezinin siyasi-ekonomik bölümüyle polisiye kısmını ayırmaya özen gösterdi. Kazanımların gölgede kalmasına da gönlü razı olmadı belli ki.
DÜNYANIN MERKEZİ KAYIYOR
Türkiye'nin artan itibar ve öneminden bahsederken dünyanın merkezinin kaymasından söz etmesi çok önemli bir vurguydu. Bu esnada iflasın eşiğindeki Avrupa ülkeleriyle ilgili tepkisi çok ilginçti. Bir ifade kullandı, olay çıkarırdı, anında 'saha komiseri' Ahmet Sever bir yazılı notla müdahale etti ve Gül 'O metni yazmayın' ricasında bulundu.
Biz 'Gitti manşetler' diye hayıflandık. Gül, 'Aman yapmayın; önümüzde çukur varsa siz bizi uyarın düşmeyelim' dedi. Hasan Cemal'in 'Biz Cumhurbaşkanı düşse de yazsak diye bekleriz' sözleri gülüşmelere yol açtı.
Filistin işini sordum... Gül'ün Filistin'in BM'ye başvurusu ve ABD başta, hayır oyu vereceklerle ilgili sözleri gerçekten çok çarpıcı oldu.
GAZZE'DEKİ DRAMI YERİNDE GÖRDÜM
'Aranızda Gazze'ye giden var mı ben gittim' diye başladı cümleleri. Filistin'deki insanlık dramının yıllardır değişmeyen yüzünü en üst perdeden vurguluyordu.
AB ile ilgili açıklamaları da önemliydi. Satır arasında, 'İlişkiler zaten durmuş vaziyette' demesi bir durum tespitinden çok diplomatik itiraf gibiydi. Sert uyarılarının gerekçelerini kamuoyuna duyurmakta sakınca görmüyordu.
Birbiri ardına gündem yaratacak sözleri içinde Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasıyla ilgili olanlara çok özel bir parantez açmalı. Büyük gürültü koparacak. Saatler artık gece 02.00'ye geliyordu, özel kalem müdürü Büyükelçi Avni Karslıoğlu araya girdi, haklıydı, sabah Merkel'le önemli bir görüşme olacaktı.
Terör Şİmdİ de Ankara'da...
Bir gün önce Berlin'de bomba ihbarıyla kendini gösteren terör, dün de Ankara'nın merkezindeydi. Her patlama, süreci çözümden biraz daha uzaklaştırıyor.

Söylediklerimi unutamazlar
- Bugün 'önceki gün' üniversitedeki konuşma olayı. Tam bir rezalet. Arkadaşlarımız uyarmıştı. Konuşma öncesi 30-40 kişilik bir grup protesto edecek diye. Onun da tedbirlerini zaten herkes almıştı. Üniversite yetkilileri de durumu biliyordu. Tüm gayretlere rağmen Roj TV sabahtan akşama kadar yayın yapmış. Orada 30-40 kişi toplanınca, fiyaskolarını bu şekilde kapatmak istediler. Açıkçası nümayiş yapılmasına falan ben bir şey demem veyahut bir toplantı esnasında en aykırı soru sorarlar bunlara da bir şey demem. Ancak böyle bomba filan denilince tabiri caizse kafamın tası o zaman attı. Ne demek Berlin'de bomba? Tam konuşmaya geçecekken bomba var ne demek? Zaten sen tedbirini almadın mı? Buraya herhangi bir profesör konuşma yapmaya gelmiyor ki... Konuşma yapmaya bir ülkenin devlet başkanı geliyor. Şaka değil ki, tam bir rezalet. Tedbirini almadın mı? Ha buna rağmen bir şey varsa, bir risk varsa bir şey yapılabilir, 'iptal edelim, otele gidelim sonra tekrar şey olsun' filan... Doğrusu çok canım sıkıldı. Derslerini aldılar.

-  Kaynağına dair bir şey var mı?
PKK tabii... Vay efendim bomba ihbarı varmış. Uçağa bomba ihbarı oluyor. Tedbiri alınıyor, gereken yapılıyor, uçak kalkıp gidiyor. Salonda olmayacak bir işti doğrusu.

ŞANTAJA BOYUN EĞMEYİZ 
-  Ahmet (Sever) bir şey dedi. 'Eğer işlerse sistemleri saat gibi işliyor. Ancak bir stres testine tabi tutarsak hepsi çöküyor.'  Ama söylediğim lafları hayat boyu hiç unutamazlar. Bir bakıma iyi oldu. İşte görsünler, etsinler. Cumhurbaşkanı filan çok üzgün tabii. 'Oradan ayrılmamakla çok iyi ettiniz' dedi.  Orada şantaja boyun eğsek bizi orada konuşturmamış olacak. Programımızı sabote etmiş olacak. Bu benim Roj TV ile yürüyen davama da etki edecek.  Roj TV'nin bu yayınlarını çekmek lazım,  anonsları göndermek lazım.

- Merkez Kopenhak mı hala?
Evet öyle... Yürüyüş yapar, gösteri yapar bunlar ayrı şeyler, Ne demek bomba?

Merkel Türk-İsrail ilişkisinden endişeli
Cumhurbaşkanı Gül, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile de görüştü. Merkel, Başbakanlık'a gelişinde Gül'ü Türkiye, Almanya ve AB bayrakları önünde karşılandı. Görüşmede ikili ilişkiler ve AB sürecinin konuşulduğu belirtildi. Ayrıca Merkel'in Türkiye-İsrail gerginliğinden duyduğu endişeyi dile getirdiği kaydedildi.

'Kendine güvenen misafir' uyardı
Cumhurbaşkanı Gül'ün Almanya ziyareti Alman basınında geniş yer buldu. Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi, 'Kendine güvenen bir misafir'  başlığıyla verdiği haberde, Gül'ün 'imtiyazlı ortaklığı' reddettiğini yazdı. Frankfurter Rundschau gazetesinin başlığı ise 'Wulff ve Gül AB yolu konusunda görüş birliği içinde' oldu. Haberde, Wulff'un, Türkiye ile adil ve ucu açık müzakerelerin sürdürülmesi ve Türkiye'nin yanı sıra AB'nin de kendi görevlerini yerine getirmesi gerektiğini söyleyerek, Başbakan Merkel'in görüşlerine zıt gittiği yorumu yapıldı. Hamburger Abendblatt gazetesinde 'Gül, Almanya'yı cesaretlendiriyor ve uyarıyor' başlığıyla verilen haberde ise Gül'ün, AB'ye tam üyeliğin, Türkiye'nin stratejik bir hedefi olduğunu ve Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin Avrupa'ya katkı sağlayacağını söylediği belirtildi.

"yazici.20110921015214.jpg"

Helikopterin beynini keçiler söküp götürmedi
- Hrant Dink ve Muhsin Yazıcıoğlu davasını yakından takip ediyorsunuz...

Her ikisiyle ilgili de Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirdim. Görüşmeler yaptılar, tam olarak bitirmediler. Doğrusu Muhsin Yazıcıoğluyla ilgili üzücü durumlar ortaya çıktı. İnanmak mümkün değil, ortaya çıkan büyük açıklar oldu. Meclis'te filan bu mesele kapanmıştı. Ama düşen helikopterin beyni, yani her şeyi kaydeden o hafızası yok şimdi ortada. Düşünebiliyor musunuz? Keçiler, söküp götürmedi onu, özel vidalarla sökülüp... Bunun yok olduğunu tespit etti bu denetleme raporu.

- Alperenlerin ihmalle ilgili ciddi tepkileri oldu, hatta Yazıcıoğlu'nun cinayete kurban gittiğine dair açıklamaları...
İnsanın aklının almayacağı çok şey var orada, fazlasını söylemeyeyim. Bu tespit edildikten sora ihbarlar yağdı. Yazmış adam 'Cumhurbaşkanım' diye gönderdi bana. 'Biz görev yapıyoruz zannediyorduk ama şunlar şunlar da var. Al şu videoya bak' diye gönderdiler bana. Baktım ki bir taraftan birileri buzlarda cesetlerle ilgileniyor birileri de bir taraftan vidayı söküyor. Bunların hepsi çıktı ortaya.

- Gelinen aşamada cinayet ihtimali yüksek mi?
Cinayet de diyemeyiz, Onu savcı diyecek. Yanlışlardan hatalardan kaçmak için de olabilir... Savcılık her şeyi ortaya çıkartacak. Çok detaylı çalışıyorlar onu söylemek isterim.

<p>Peki, doğru beslenme nasıl olmalı? Vücudu yeni haftaya nasıl hazırlamalı? Beslenmede doğru biline

Beslenmede doğru bilinen yanlışlar neler?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor

Kilo vermek için iştah kapatan besinler