• $7,5244
  • €8,9792
  • 412.881
  • 1541.98
26 Mart 2012 Pazartesi

Hangi politika neden ve nasıl?

Türkiye'yi bölünmeden kurtarmanın yolu 'büyümekten' geçiyor. Başbakan Erdoğan'ın bütün stratejisi ve büyüsü buna dayanıyor.
Bu yolda en büyük ittifakı da ABD ile kurdu.
Kürt nüfus barındıran Ortadoğu ülkeleri için çok hareketli ve tehlikeli bir dönemin içindeyiz.
Ekonomik krizle boğuşan AB'nin etkisizleşmesinin ardından Ortadoğu coğrafyasında Washington adeta tek küresel güç olarak kaldı. Kürtler de ABD'nin gözünün içine bakıyor. Ankara-Washington hattında kurulan 'yeni müttefiklik ilişkisi' işte bu güçler dengesi bağlamında kritik önemde.
Özetle, ABD Kürtlerin hayatını kolaylaştırmak istiyor ama bağımsız devlet isteklerine fren koyuyor. Aksi halde Türkiye'yi kaybedecek. Ankara'nın onayı ve desteği olmadan bölgede böyle bir girişim zaten kırılgan durumdaki istikrarı tamamen ortadan kaldıracak.
Barzani başkanlığında Kuzey Irak yönetimi heyeti 28 Mart'ta Avrupa'da olacak, hemen ardından Washington'a geçip, Obama ile görüşecek. Obama-Erdoğan görüşmesinden bir hafta sonra...
Son birkaç yılda netleşen siyasete göre, bölgemizde sınırlar değişmeyecek. En azından 15-20 yıllık bir süreçte... Ancak, 'statüko da aynen muhafaza edilmeyecek.' İşte Türkiye'nin oynayacağı anahtar rol burada başlıyor. Geçiş süreci liderliği...
Bölge ülkelerine, 'ağabey', 'rol model', veya 'dünyaya açılan pencere' olarak Türkiye faktörü gösteriliyor. Kürt devleti kurulmayacak ama Türkiye bütün bölgenin Kürtleriyle iyice yakınlaşacak. Ticari, kültürel, siyasi ve sosyal bağlar kurulacak. Bu süreç zaten 2-3 yıldır Kuzey Irak yönetimiyle yürütülüyor. PKK'nın kademeli olarak tasfiyesi ciddi anlamda gündemde. ABD, silahın çözüm olmadığını ve tolerans göstermeyeceğini açıkça bildirmiş durumda. PKK değişimin farkında.

HEDEF MİLİTANLAR DEĞİL, SEMPATİZANLAR
Türkiye, üstlenmek durumunda olduğu 'bölgesel güç' misyonunu yerine getirmek için kendi Kürt nüfusuyla sistem arasındaki bağları sağlamlaştırmanın çaresini arıyor. Ekonomik refah, demokratik standartlar, entegrasyon duygusu ve ortak gelecek vizyonuyla birlikte Türk-Kürt herkese daha iyi bir ülkede yaşama arzusu aşılamanın derdinde. İşleyen plan bu. Türkiye ile bölge ülkeleri arasında, Kürt nüfuslar üzerinden yumuşak bir entegrasyon stratejisi yürüyor. Bunların gerçekleşmesi için Türkiye büyümek zorunda. Batı sistematiği ve küresel akışla ilişkisini güçlendirecek. Pazar ekonomisi ve serbest piyasa koşullarıyla, demokratik standartları yüksek bir ülke algısını pekiştirecek. ABD'nin beklentisi bu. Yoksa model çöker.
Ayrıca, iç siyasette Erdoğan'ın gücü ekonomik istikrar ve büyümeden geliyor. Enerji fiyatlarındaki hızlı artış risk. Cari işlemler açığı da öyle. Türkiye yüzde 6-7 büyümek zorunda. Erdoğan, hayal ettiği 2023 vizyonunu gerçekleştirmek ve o gün lider olmak için ekonominin önemini biliyor. Ülkenin petrol faturası hızla artıyor.
Böyle giderse büyümeyi engeller. Kuzey Irak'la halen üzerinde çalışılan projeler Türkiye'yi yeni bir enerji kavşağı olmaya yönlendiriyor. Bir zamanlar Orta Asya Türk Cumhuriyetleri için konuştuğumuz yaklaşım şimdi Kuzey Irak için geçerli.
Önümüzdeki günlerde demokratik açılımlar gelecektir. Yeni paketler... Tahliyeler... PKK'nın gücü dağdaki militanlarında değil, ona sempati duyan geniş kitlede. İşte o sempatiyi yok edecek, devlet aleyhine kullanılacak argümanları etkisizleştirecek hamleler yolda. Erdoğan, kendini bu anlamda 'Kürt sorununun çözücüsü' pozisyonuna konumladı. İç ve dış meşruiyetini pekiştirecek. Küresel ittifakını bu çerçevede kurdu. Obama ile tam mutabakat halinde. Tek sorun İran, o da bugünün konusu değil.

<p>Türk dizileri yurt dışında tarih yazıyor. İster Güney Amerika'ya gidin ister Balkanlar'a, Orta As

Türk dizileri tarih yazıyor, şer odakları boş durmuyor!

Sosyal medyadan servis ettiler... Haftanın yalanları

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Iğdır'da esnaf ziyareti yaptı

Mavi Vatan 2021 Tatbikatı'nın Seçkin Gözlemci Günü başladı