• $7,3587
  • €8,957
  • 436.709
  • 1536.11
28 Şubat 2011 Pazartesi

Erbakan'dan sonra Türk siyaseti

Pazartesi günleri siyaset yazarım, dün 'kararsızlar seçimi nasıl etkileyecek?' konusunu işlemek üzere bilgisayarın başına oturdum. AKP, CHP ve MHP'nin dışında 'parlamentoya dördüncü partinin girme şansını' değerlendirecektim. BDP'nin bağımsızları dışında 'bir parti daha barajı aşar mı?' sorusunu ele alacaktım. Yani 'dördüncü parti sendromunu'...
O kadar önemli ki...
12 Haziran'da Meclis'te oluşacak dengeyi belirleyecek. İktidarın kim olacağını da anayasa değişikliklerinin kaderini de...
Hatta yeni cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili güçlü etkileri olacak. 
'Diğerleri' kategorisinden mevcut haliyle hiçbir parti tek başına yüzde 10'u aşamaz, peki nasıl güç birliği yapacaklar?
Bunları düşünüyordum, kötü haber geldi, Necmettin Erbakan vefat etti.
Bir dönemin en önemli siyasi figürlerinden birisini kaybettik.
Demirel, Ecevit, Türkeş ve Erbakan...
Allah uzun ömür versin Demirel dışında üçü rahmetli oldu.
Özellikle nezaketleri ve olgunluklarıyla büyük bir ekoldürler...
Ankara günlerimi, gazetecilik günlerimin çok büyük bölümünü geçirdiğim siyaset muhabirliği dönemimi hatırladım. Erbakan Hoca'yla o kadar çok yaşanmışlık var ki...
Daha geriye gidiyorum...

ÖĞRENCİLERİ İKTİDARDA
Şöyle bir düşünüyorum da...
Erbakan, 'özgün bir kişilik, renkli bir siyasetçi' portresi.
Çok değişik bir hitabet yeteneği ve espri anlayışına sahip.
Bir zamanlar çok eleştirilmiş, hafiften alaya alınmış 'ağır sanayi hamlesi'... Aslında büyük bir vizyon sahibi olduğunun kanıtı. Kalkınmacı hem de milli...
Son ana dek siyasetle uğraştı. Üç-dört gün öncesinde hastane odasında partisinin yöneticileriyle toplantı yapmıştı. Böyle bir kuşak. Demirel de bir an bile boş durmaz, şimdi bile.
Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan sürekli etrafıyla görüşüp hastalığını yakından izlediler. Bizler çok duymadık ama tedavi boyunca ilgilendiler. Bu da normal, bugün Türkiye'yi yöneten isimler, cumhurbaşkanı, başbakan, bakan ve bürokrat olarak Erbakan'ın öğrencileri...
Erbakan 27 Şubat'ta hayatını kaybetti. İlk bilgiler bugün toprağa verileceği yönündeydi. Yani tam 28 Şubat'ta. Hemen tarih değişti, cenaze bir gün sonraya bırakıldı.

SEÇİMDEN SÜRPRİZ ÇIKAR
Olayın duyulmasından sonra NTV'den aradıklarında düşüncelerimle birlikte duygularımı da aktardım. Benden hemen önce HAS Parti lideri Numan Kurtulmuş konuştu. Sorumluluk sahibi bir siyasetçi olarak elbette 'bundan sonra neler olur' sorusuna yanıt vermedi. 'Bugün acımız var' dedi.
Biz, 24 saat geçtiği için belki şimdi birkaç cümle edebiliriz.
İddia ediyorum, 12 Haziran seçimi bir sürprize gebe.
Böylesine kritik bir tarihteki sandık iradesi 'bu denli belirlenmiş' olamaz.
Seçmen her defasında 'şaşırtır'.
O sürprizin ne olacağını bilemiyorum. Gerçi siyasette trend partilerin büyümesine yönelik ama 'partilerden biri şok bir düşüş veya patlama' yapabilir. Ya da doğru zemindeki bir işbirliğiyle 'dördüncü bir parti barajı aşabilir.'
Millet iradesi kendisiyle ilgili katı şablonlar çizilmesine mutlaka itiraz eder.
Kabaca bir hesap yapalım:

AKP yüzde 35, CHP 25, MHP 13...
Bunlar üç partinin oturduğu ana zemin. Artı-eksi bilançoları kampanyalarına, listelerine ve lider performansına bağlı olarak değişir. Toplayın: 73. BDP'nin 5'ini de koyun: 78. İki puan marj ekleyin, diyelim 80. Türkiye'de halen yüzde 20 kararsız var. Zaten seçimin kaderi onların elinde. Bir partiye yönelip tek başına iktidar da çıkarırlar, eşit dağılırlarsa koalisyona da zorlarlar, dördüncü bir partide karar kılarlarsa (ki en zoru budur, sadece iddialı ve mantıklı bir işbirliğiyle bu söz konusu olur) bütün hesapları da altüst edebilirler. Sorumuzu yineleyelim: Bu seçimin sürprizi ne olacak?

<p>Sefirin Kızı'na transfer olan Tuba Büyüküstün neden bu kadar konuşuldu?</p><p>Rahatsızlığı sebebi

Haftanın Magazin Başlıkları

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Mehmetçik yeni kamuflajlarıyla görev başında

40 kilometrelik alanı kaplayan Nazik Gölü'nün yüzeyi buzla kaplandı