• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
06 Mart 2011 Pazar

Düşlerle kurulmuş maceracı hayatlar

Eski kuşak gazetecilerin temel özelliği, edebiyatla yakından ilgilenmeleriydi. Çoğu şairdi, yazardı. Cumhuriyetin ilk yıllarında bu gelenek zirve yapmıştı. Maalesef günümüzde gazetecilerin şiirle ve kitapla bağı fazlasıyla zayıfladı.
Dün bir gazeteci sürprizi yaşadım, 'şiirle kurulmuş bir dünyayla' karşılaştım.
Şiir değil de, 'şiir tadında' desem daha doğru.
'Anlatıcısını' yakından tanırım.
Onunla yaşadığım bin bir gazetecilik anısından bahsedecek değilim bugün.
'Her büyük siyasi gazeteci' gibi O'nun da gizli kalan, bilinmeyen diğer yüzünden söz edeceğim.
Kişiliğinin renkli yönlerini, fırtınalar kopan iç dünyasını...
Yıllar yıllar önceydi... Sanırım 1994, belki de 95.
Blues festivalinde çılgınlar gibi dans ediyorlardı, ilk eşi Nur'la. Fotoğraflarını çektim, kendilerine verdiğimde 'içtenliklerine, sahiciliklerine' çok şaşırmışlardı.

KENDİ ESRARINI ARAYAN ADAM
Hafta sonları, Sabah Gazetesi'ndeki odasından arya sesleri, klasik müzik ritimleri yükselirdi. Ertesi gün özellikle pazarları siyasetin dışına taşar, Can Yücel'den bahsederdi ya da Nazım'dan, Atilla İlhan'dan...
Hele kızı Eylül gazeteye geldiği günler neşesi tavan yapardı. 
Dün, masamda bir kitap buldum.

Adı: 'Kuzey Yolcusu'
Yazarı: Fatih Çekirge.

Sağ olsun, imzalamış ve şunları yazmış: 'Sevgili kardeşim; herkes güncel tarihin esrarengiz anılarını beklerken, ben esrarengiz olanın anılarına baktım. İsmail Küçükkaya'ya...'
Hemen aradım teşekkür ettim, anılara uzandık, çok güldük.
Sevgili oğlu Kuzey için yazmış diye düşündüm. Sordum...

NAZLI ERAY'DAN MESAJ VAR AMA...
Öncelikle bir Nazlı Eray parantezi açmalıyım... Aslında dün bilgisayarımın başına geçen pazarki yazımın devamı için oturmuştum. Yazar Nazlı Eray'ın 'Tozlu Altın Kafes' kitabında ölen eşi Metin And için yazdıklarını eleştirmiştim. Çok arayan oldu, Kılıçdaroğlu ile Londra'ya giderken de konusu geçti. Nazlı Eray da elektronik mektup göndermiş. Çekirge'nin kitabı gelince, onu birkaç gün sonrasına bıraktım.
Fatih Abimiz, içindeki 'serüvenci'yi kağıda dökmüş. Haber toplantısının ardından okumaya koyuldum, iki saati bulmadan bitirdim. Ama bir daha, bir daha okuyacağım... Bir akşamımı da Kuzey Yolcusu'na ayıracağım. Akşam okumalarının sihri başkadır. 

EN ZORLU YOLCULUK HANGİSİDİR?
Evet, 'niye Kuzey Yolcusu?' diye sormuştum.
Önce ikinci kitabın haberini aldım:
'Bir seri olacak, ikincisi Güney Yolcusu.'
Peki niye?
'Avustralyalı Fatih' ne anlatmak istiyor. İşte kendi sözleri:
'En çetin seyahat, en zorlu yolculuklar Kuzey'e yapılanlardır. Güney rahattır, sıcaktır; kuzey soğuk. İnsanın kendi içine yaptığı seyahat Kuzey yolculuğu gibidir. Zordur. Kendi bireysel tarihime doğru yolculuk yapmak istedim.'
O'nu dinlerken kendi yolculuklarımı da düşünüyordum.
Geçen gün bir arkadaşım, 'kendini iyi tanıyorsun' demişti. 'Uğraşıyorum ama yetmez. Bütün yatırımımı kendimi tanımaya yaptım. İnsanı tanımak için. Zaaflarımı, güçlü yönlerimi, tutkularımı, hedeflerimi ve psikolojimi, bilinçaltımı... Bu bitmeyen bir yolculuk.'
Londra'da geçen hafta Büyükelçilik rezidansında Muharrem Sarıkaya beni sefire Emel Çeviköz'le tanıştırırken, 'İsmail Bey'i tanıyorum. Arjantin felsefe grubuna üç-dört kez gelmiştim, oradaydınız' dediğinde şaşırdım. Felsefeyle tanışmam oradadır. Çekirge, 'Kuzey Yolcusu' kitabında çok sağlam ve derin felsefe yapmış. Varoluşun anlamını aramış. Ölüm kavramını irdelemiş. Biz Arjantin grubunda bir yılımızı sadece ölüm felsefesine ayırmış ve 'iyi ölüm nedir' sorusuna yanıt aramıştık.
Kuzey Yolcusu bunun için de çok ilgimi çekti.

'BEN BİR YOLCULUĞUN ADIYIM'
Peşinen söyleyeyim: Kitabı gerçekten çok sevdim.
'Kendini bir yolculuk olarak tanıdı hep' diyor. 'Anlamaya değil, hissetmeye' vurgu yapıyor.
Çünkü düşünmenin, hissedişi engellediğini biliyor. Kuzey Yolcusu aslında bir 'ruh otopsisi' üzerinden yürüyor. Serüvenin heyecanını artıran da bu.
Aradığı şey açık: 'Burada düşlediğim ve gittiğim zaman bulacağım gerçek.'
Sonra bir isyan patlaması:
'Hayatını dikiz aynası olmayan bir yolculuk gibi yaşadığı için hatıralar şimdi yatağında cılız ve yavaş akan o nehirle birlikte kuruyordu.'
Hayatın, bin bir yüzü değilse bile en azından iki zıt yüzü var. İnsanın da öyle. 
Siz hiç kuzey yolculuğuna çıkmaya cesaret ettiniz mi?

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi