• $7,4202
  • €9,0171
  • 446.427
  • 1569.35
24 Kasım 2011 Perşembe

Cumhuriyet'le birlikte eski defterler kapandı

LONDRA
Mısır hala için için kaynıyor, çok kan dökülüyor. Libya karmakarışık. İran, dünyanın en müreffeh ülkesi olabilirdi, diken üstünde... Suriye'de çanlar Esad için çalıyor. Bütün Ortadoğu aynı durumda.
Bir de Türkiye'ye bakın. Atatürk'ün Cumhuriyeti, kendi sağlam temelleri üzerine, 21'inci yüzyılın evrensel değerlerini bina ederek yükseliyor. Bunu, halkının bütün kesimlerini sisteme çekerek başarıyor.
Lütfen burada siyasal yaşamın katı kalıplarıyla, kutuplaştırıcı yaklaşımlarıyla, kör edici partizanlığıyla bakmayalım. İktidarın kim olduğunun hiç önemi yok, partiler gelir geçer.
Ekonomik kriz altında bunalım yaşayan Avrupa ülkeleri, insanlarının psikolojilerini olumsuz etkiledi. Yaşlı kıtanın üzerinde ağır borç yükü, derinleşen işsizlik, stop eden ekonomi, yaşlanan nüfus ve siyaset üretemeyen devlet aygıtı, akıl ve proje üretemeyen entelektüel sınıfla karşı karşıya. Karamsarlık çok baskın duygu durumu...
Geçtik, Yunanistan, İtalya ve İspanya'yı... Bakın dünkü tabloya göre Fransa ateş hattında, iflas riski altında. ABD dahil gelişmiş ekonomiler durdu. Kapitalizmin başkenti Londra'da yüksek maaş alan CEO'larla ilgili soruşturma yürütülüyor. Uluslararası sistem yeni dengeler ve kurallar arıyor.
GÜVEN PATLAMASI RİSKLİ Mİ?

Bizimkilerde ise öne çıkan özgüven patlaması... Dün Fitch, Türkiye'nin görünüşünü durağana çevirdi. Ali Babacan, yazdığımız gibi aşırı ısınmanın farkında ve tedirgin.
Bazen insan korkmuyor değil ama tablo şimdiye kadar iyi gitti. Bunu en çok Avrupa'da hissediyorsunuz. İşte üç gündür Londra'da Türkiye Cumhuriyeti'ne, Cumhurbaşkanı'na gösterilen ilgi... Bir numaralı faktör ekonomi. Genç nüfusumuz, gelecek 30 yıl için büyük avantaj sağlıyor. Rejimimiz model olarak sunuluyor. Dünyanın huzuru orada. Ya geniş Müslüman kesimler demokrasiyle tanışacak ya da yerkürenin her yerinde huzursuzluklar artmaya devam edecek. Cumhurbaşkanı
Gül, geldiğimiz noktanın Avrupa Birliği müzakereleri sayesinde ulaşılır olduğunu hep vurguladı. Dünkü açıklamalarından sonra herkes haklı olarak 'Ne oldu, AB macerası bitti mi?' diye soruyor.
Hayır...
Gül'ün söylediği, 'Türkiye için müzakerelerin devam etmesinin önemi'... Avrupa standartlarını yakalamak. O gün geldiğinde AB'ye üye olup olmamanın önemi kalmayabilir. Türkiye'nin 'soft power'ı (yumuşak gücü) olan kültürü, hukuku, diplomatik becerisi, ekonomisi... O süreç sayesinde günbegün gelişecek.
Avrupa Birliği ile kopmak değil, İngiltere gibi siyasal akıl ve stratejik düşünce üreten, uzun vadeli planlama yapan ülkelerle yakınlaşılacak.
Gül, en çok önem verdiği gezisinden mutlu anılarla ayrılıyor. Gençliğinde ilk kez yurtdışına çıktığı İngiltere'de bu kez cumhurbaşkanı olarak ağırlandı. 30'lu yaşlarına varmadan bir dünya şehrini, kozmopolitliği, çok kültürlülüğü, renkliliği, demokratik olmayı Londra'da tanımıştı. Burada çok da ilgi gördü. Ona gösterilen saygı, ülkesinin gücü, prestiji, parlak geleceği, coğrafyasındaki etkinliği ve tarihsel derinliğiyle de yakından alakalı. Pazar akşamı Londra'ya doğru alçalırken bir soruyu şöyle yanıtlamıştı:
'Cumhuriyet'le birlikte bütün eski defterler kapandı...'
Ben de bu Cumhuriyet'in umudu gençleri yetiştiren bütün öğretmenlerin Öğretmenler Günü'nü kutluyorum.

"ika.20111123224359.jpg"

Avrupa'da Ortadoğu gündemi 
Gül'ün dün Wilton Park'taki konuşmasını Fransızlar da dikkatle izlediler. Fransa'nın eski Ankara Büyükelçisi de salondaydı. Şimdi Londra'da elçi... Bernard Emie...
Yanımda Katar elçisi oturuyordu. 'Katar Şeyhi çok sık geliyor Türkiye'ye' dedim. 'Kardeş ülkeleriz' diye yanıtladı.
Gül'ün konuşmasında, 'Türkiye, bölgedeki insanlara ilham veriyor' vurgusu vardı. Hep demokrasiye gönderme yaptı. Güvenlik ve istikrarın demokrasiye bağlı olduğunun altını çizdi.
İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi'yle de konuştuk. Çok memnundu David Reddaway...
İngiltere Türkiye yakınlaşması Avrupa içindeki güç dengeleri açısından da çok çarpıcı.
Gül'ün konuşması demokrasi manifestosu gibiydi.
Wilton Park'ta, salonda 'Küresel değişim forumu' yazıyordu.
Başbakan'ın devlet adına Dersim için özür dilediği dakikalarda Gül, demokratik dönüşümleri anlatıyordu. Birbirini tamamlayan süreçler olduğunu düşünüyorum.
Gül'e İran, Irak, İsrail gibi Ortadoğu gündemine ilişkin sorular yöneltildi. Bir de akademisyenlerin özgürlüğü meselesi soruldu.

Buckingham Sarayı'ndaki yemekten notlar...
Müzik:
Osmanlı Sergi Marşı, Callisto Guatelli Paşa bestesi.
Best of the Beatles, (Toplam 17 eser) Klasik müzik, marşlar, popüler parçalar ve vals...
Davetliler:
Kraliçe dahil 171 kişi...
Aralarında Rifat Hisarcıklıoğlu
Ferit Şahenk
Mehmet Ali Yalçındağ
Remzi Gür
Hamdi Akın
Ali Kibar
Mustafa Çıkrıkçıoğlu var.
Ayrıca kraliyetin özel davetlileri olarak;
Rahmi Koç
Suzan Sabancı Dinçer
Hüseyin Özer ve Beko yöneticisi Ragıp Balcıoğlu katıldı.
Büyükelçiler:
Yunanistan, Bosna, Kuveyt, Polonya yemekteydi. Irak gelmedi.
Davutoğlu ve Babacan, İngiliz Başbakanı ve 7 bakan davetliler arasında.
Mönü:
Filet de saint pierre judic (başlangıç, balık)
Ana yemek: Kuzu sırtı ve salata
Çikolata tart
Meyve
Hurma tabakları

<p><span>Niğde'nin meşhur patatesi dondurmaya da lezzet katacak. 'Patatesli dondurma olur mu?' demey

Patatesli dondurma hem şaşırtıyor hem de tadanları kendine hayran bırakıyor

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Azerbaycan'da 20 Ocak Katliamı'nın kurbanları yad ediliyor

Türksat-5A'nın alt sistem testleri tamamlandı